• Ana Sayfa
  • »
  • Kara Fatma teyzeden, Elif teyzeye…

Kara Fatma teyzeden, Elif teyzeye…

Kara Fatma teyze,Şeriban teyze,Eşegelin teyze,Gocagelin teyze,Dudu teyze,Ikbal teyze,Münüre teyzemiz vardı mahallemizde.


Bizi korur kollarlar anne babamız bir yere gittiğinde onlara emanet ederlerdi.Hepsinin ayrı özellikleri vardı.Çocukluk işte hep merak ederdim bazılarının isimlerini

Mesela neden EŞE GELİN dediklerini..Rivayete göre çok inatçı olduğu için öyle demişler gerçeği ise Ayşe’nin kısaltması.

Goca gelin ise büyük gelin anlamındaymış,hiç çocukları olmadı eşi Ismayıl amcayla ..ekmeklerini hep almaya çalışırdık mahallenin çocukları olarak.

Şeriban teyze çok kötü bir toprak evde oturmasına rağmen gözümde hep şıktı. Çok temiz giyinirdi.

Münüre teyze  esprili bir insandı hep güler ve güldürürdü.

Ikbal teyzenin bir sürü ördeği vardı hayran olduğum ve ineklerinden elde ettiği tereyağını kaldı aklımda ve güçlü duruşu..

Dudu teyze hep gelininden çekiyor gibi hissederdim nedense,içten içe üzülürdüm..

En çok hatırladığım ise Kara Fatma Teyze idi.Neden Kara Fatma teyze dediklerini sorduğumda Anneme.’görmüyor musun kara da ondan’ demişti.Ama Kara Fatma Teyzenin çok önemli bir özelliği vardı yaşadığımız yerdeki herkesi tanır ve  en ince ayrıntısına kadar bilirdi.Bir de türkü yakarmış insanlara.Çok ilginç gelmişti duyduğumda türkü yakmak deyimi..Üniversiteden yaz tatiline geldiğimde bir tane anlatır mısın demiştim ve bana bir birini çok seven ama evlenmelerine izin verilmeyen iki gençten birinin ölümünün ardından yakılan ağıtı anlatmıştı çok üzülmüştüm.Türkülerin de böyle oluştuğunu söylemişti bilge kadın..

Güven verirlerdi bana ,mahallenin çocuklarıyla  huzur ve güven içindeydik,bazılarının torunlarıyla ..

Akşam üzerleri tarladan geldiklerinde dış kapının birinin önünde toplanıp hasbihal ederlerdi,bazen buğdaydan ,fasülye,nohut,bakla ile pişirilen gölle denilen yiyeceği sokakta pişirirler tüm mahalle yerdik..Tadına doyum olmazdı hele suyunu içmek için yarışırdık..

Anneme Lutfiye gelin derlerdi küçüktü onlardan,Habbe gelin de annemin eltisiydi,üst katımızda oturdu.

Habbe gelinin Erdoğan isminde bir oğlu olmuş ama yaşamamış anlattığında hep üzülürdüm . Babam vefa olsun diye küçük kardeşimin adını Habibe koymuştu içimizde en çok onu severdi biz kıskanırdık içten içe.

Eğitim ve iş yaşantıyla şehirlere taşındık evlendik çocuklarımız oldu bizim de apartman denilen küçük hapishaneler gibi evlerimiz.Açıkça olmasa da görüşmek yasak,karşılaşırsak sadece merhaba..

Ben şanslıyım sanırım apartmanımıza Elif teyze ve eşi ev alarak geldiler bir süre önce..Anneme arkadaş oldu,bizlere sırdaş..

Geçen gün Dünya Kadınlar Günüydü, bir buket çiçek alıp çaldım kapısını,her zamanki nezaketiyle buyur etti..

‘Teyzeciğim dedim; ‘ iyi ki varsınız sizi çok seviyorum Allah size uzun ömürler versin ve hep yanımızda olun’ deyip çiçeği uzattım.

Sıkıca elimi tuttu sıcaklığı elimi yakacak gibiydi..Gönülden gönüle sevgisi aktı..Aldığım en güzel teşekkürdü..

Verdiğim en içten çiçekti, Kara Fatma teyzeden Elif teyzeye uzanan , o güzel atlara binip gidenler için..

Rumuz: Bir Yazar

 

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 230