DENİZ KOYDUM ADINI…

DENİZ KOYDUM ADINI…

Doğduğunda armuta benziyordu kafası,görülmemiş bir kış günü geldi dünyaya..

Hastane koşulları korkunç;soba yok buz gibi.Hasta bakıcının hasta yakınlarına odun kırdırıp sobalı odalarda soba yaktığını söylediler.

Neyse ki biz şanslıydık evimizdeki elektrikli sobayı getirmiştik hastaneye.

Doğum sancısı olmayacak bir saatte tuttuğu için doktorlar da yoktu. Doğum sezeryan olacaktı da doktor ve ekibi hastaneye çağrılabildi.

Çektiği doğum sancısı soğuk havayı ve imkansızlıkları unutturuyordu. Tek düşünebildiği sancısının sona ermesiydi. Karnında taşıdığı kızını bir an önce kucaklamaktı isteği.

Hastane odasında kendisine kan vermeye  gelen  bir arkadaşına minnetle bakarak bırakıp gitti.

Gözlerini açtığında bir yerinde bir şey var mı? Normal mi diye sayıklayarak uyandı.Çünkü ilk bebeğinde kocaman bir doğum lekesi vardı.Çok korkuyordu yüzünde bebeğini etkileyecek  bir yerinde olacak diye..

Korktuğu olmadı çok sağlıklı bir kız çocuğu doğmuştu ama koşullar açısından şanssız bir zamandı.

Çırılçıplak tartıya konulmuş ve babası gördüğünde soğuktan morarmıştı bebek. Babasının tepkisi üzerine yeşil bir örtüye sarıp verdiler bebeği.

Annesi gördüğünde gülümsedi gerçekten kafası armuta benziyordu; yanakları şiş  başının üstü sivri ,ilk bebeğinin aksine annesinin göğsüne yapıştı hemen günlerdir açlık çekiyormuşçasına çekti sütü güçlü damağıyla.

Hafta sonu olduğu için yetkili yoktu hastanede ama kaldığı odaya başka hasta getirileceği için anne ve bebeği kadınlı erkekli on kişinin yattığı odaya aldılar.Dayanamadı anne kendisini ve bebeği eve götürmesini istedi.Oysa en az üç gün kalmalıydı.Çaresiz doktoru aradılar gayri resmi onay aldılar

ve hastaneden çıktılar.

İki günlük bebeğin burnu akıyor hiç durmadan ağlıyordu.Ne yapsalar ne etseler susmuyordu.Anne çok üzüldü keşke imkanları elverseydi de özel bir hastanede doğum yapsaydı diye çok pişman oldu.

Üç ay hiç susmadı bebek, hatta üç yıl sürdü bebeğin rahatsızlığı.Sonra bir mucize oldu sevimli bebek bir meleğe dönüştü.Sevgi dolu,herkese gülümseyen,oyun oynamayı gezmeyi seven ve hiç hastalanmayan..

Ana sınıfına başladığında ilk hayali dansöz olmaktı oynamayı dans etmeyi çok seviyordu, ailesi  de destekliyordu içindeki çocuk yaşamalıydı.Vicdanlı duygu dolu bir çocuktu.

İlkokul öğretmeni ikinci sınıfta tekrar sınıf başkanı adayı olmasını söylediğinde ’ben başkan olmak istemiyorum öğretmenim ben yaptım başka arkadaşlarım da başkan olsun’ sözü öğretmenini çok duygulandırmıştı.

Hep öyle vicdanlı oldu. Sorumluluğunu bildi; derslerine çalıştı annesinin hatırladığı en zorlandığı konu Arapça sureleri ezberlemekti. Bir akşam annesi Ettehüati  suresini  ezberlemesine yardımcı olurken ağladığını hatırladı gözleri doldu.

Problem çözmeyi öğrendi ama matematik problemlerini değildi öğrendiği. Anne ve babası   işe gittiğinde yalnız kaldığında evde ödevlerini tek başına yapmayı, sınıf arkadaşlarıyla sorun yaşadığında çözebilmeyi öğrendi. Arkadaşları ve öğretmenleri tarafından hep çok sevildi.

İstediği liseye son sırada girdi ama hakkını verdi. Derslerini de sosyal yaşantısını da hiç ihmal etmedi. Annesinin sevdiği en önemli özelliği ise vicdanlı olması ve çok okumasıydı.

Ergenliğe adım attığı o ilk günü hiç unutmuyordu Yaşadıkları şoku atlatmak için bir terapist gibi çabalayışı,atlattıklarındaki mutluluk ve huzur..

Olumlu bakıyordu yaşama objektif ve tarafsız..Annesi şükretti böyle bir kızı olmasına çünkü kendisi  çocukluğunda kız olmaktan çok çekmişti.Kızının bunları yaşamasını istemiyordu.

Zaman ne de çabuk geçiyor annesi çok sevdiği öğretmenlik mesleğinden emekli olduğuna kızı lise son sınıftaydı.

Dansöz olacaktı ya olmadıJ

Annesin bile şaşırdığı bir kararla hukuk fakültesini tercih etti. Başarı bursuyla birlikte hazırlık sınıfını atlayıp birinci sınıfa başladı.

Annesi üniversiteye  ziyarete gittiğinde  amfideki dersine götürdü ,çok heyecanlandı annesi kendi kendisinin lise yıllarında en çok istediği hukuk fakültesiydi olmadı.,yapamadı.O amfide ders dinlerken şükretti Tanrıya.

Bu bir tesadüf olamazdı..

                                                           12.01.2017

   Rumuz: Bir Yazar                        

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 106