HAYALCİ

HAYALCİ

Uzaklara gitmek istiyordu, hiç görmediği ama hayallerinde gerçekmiş gibi bildiği yerlere

Başka yaşamlar görmek istiyordu yaşadığı yerden hiç dışarı çıkmamasına rağmen

Başka insanlar olmalıydı Ona göre çevresindekilerden farklı düşünen, farklı giyinen, farklı evlerde oturan

Küçücük bir çocukken kurduğu hayalleri  anlatıyordu  çevresindekilere ; alay ediyorlardı o küçük kalbiyle

Olur mu hiç öyle yerler ,insanlar diye

Zavallım olanlara ama hayal kurmaktan vazgeçmiyordu,hayallerini yaşıyordu..

İlkokul,ortaokul,lise yılları küçük bir kasabada büyük hayallerle geçti.

Ta ki üniversiteye kadar

Hayalini kurduğu yer üniversiteyi okuduğu şehir değildi .’eğer dedi burası varsa hayallerimin şehri de var’

Çok soğuk bir kış günü ev arkadaşı yaşadıkları şehre davet etti

Yüreği çarpıyordu

Yaptıkları otobüs yolculuğu bitmek bilmiyor pencereden gözünü ayırmadan dışarıyı seyrediyordu. Hayallerindeki şehirleri ve insanları arıyordu.

Nihayet ‘sayın yolcularımız seyahatimiz sona ermiştir bizi tercih ettiğiniz için teşekkür ederiz’ sesini duyana kadar

Otobüsten indiklerinde konuşmaları anlayamadı çünkü Türkiye’de olmalarına rağmen Türkçe konuşmuyorlardı şaşkına döndü sevindi.

Evet dedi işte hayallerim ,insanlarım..sonra gökyüzüne baktı mevsim şubattı,biliyordu kara kışın nasıl olduğunu

Gökyüzüne baktı şaşırıp kaldı pırıl pırıldı güneş etrafa baktı güller solmamıştı inanamadı

Arkadaşının babası gelmişti arabasıyla terminale ilçeye gitmek için sevgiyle sarılıp bindiler otomobile. Pencereye yapıştı sanki;yeşil sebzeler vardı topraklarda ,çiçekler,meyveler.’Tanrım dedi kendi kendine varmış işte’

Anlatacaktı herkese heyecanla.çocukluğunun,gençliğinin,imkansızlıklarının geçtiği yaşadıkları yer dışında hayallerinde yaşattığı,varlığına inandığı yerlerden ilkini gördüğünü..En büyük hayali gerçek olmuştu,doya doya baktı gökyüzüne ,taşa ,toprağa,çiçeğe,böceğe..

Arkadaşının kendisine söylediği gibimiydi acaba?

‘Seninle karşılaşmamız bir tesadüf müydü sence? Bence Tanrının bize bir armağanı’ sözleri geldi aklına irkildi..

Evet bu Tanrının hayallerine bir armağanı mıydı? Sessizce teşekkür etti.

Hep başını alıp gitmek istedi uzaklara,tanımadığı ,kültürünü bilmediği insanlara.okudu..okudu..

Yurdunu, komşularını,hiç bilmediği adını bile duymadığı yerleri hayal etti.nasıl olabilirdi bu kadar çok çeşitlilik hayallerine sığmıyordu,köyler kentler,ırmaklar.

Tuna nehri neden gri akıyor diye düşündü örneğin öyle hayal etmemişti! Estergon kalesi neden o kadar yalnızdı?Şanı büyük Osman Paşayı hayal etti Estergon’un içinde gözleri doldu..

 

Rumuz: Bir Yazar

 

 

 

 

 

 

 

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 203