AHMET AMCA VE TAKATUKA

AHMET AMCA VE TAKATUKA

İç Anadolu’nun küçük bir ilçesinde yaşıyordu, ilkokulu henüz bitirmemiş, kışın okula gidiyor, okuldan arta kalan zamanlarda kız kardeşleriyle evlerinin  işlerini yapıyordu. Yaz tatili geldiğinde de ailesine tarla işlerinde yardım ediyordu.

Henüz on yaşında olmasına rağmen sorumlulukları büyüktü. Ağustosun sıcağında haşhaş dedikleri bitkinin başlarını hasat edip eve götürdükten sonra yaklaşık bir metre boyunda olan saplarını yufka ekmek yaparken tandırda yakmak için köklerinden sökerek eşeklere sarıp eve getiriyorlardı.

İşte o kavurucu yaz sıcağında annesi kendisinden dört yaş büyük abisiyle iki eşeğe haşhaş  saplarını yükleyip eve götürmelerini istedi. Eşeklerin biri diğerine göre daha büyük  görüntüye sahipti diğeri ise kısa ve çok sevimliydi.Ona şeker yedirmeyi çok severdi.

Büyük eşeği abisi küçüğü de kendisi iplerinden tutarak getirdiler evlerinin önüne. Önce küçük eşeğin yükünü indirdiler  sonra büyüğünün. Abisi küçük eşeğin uzaklaştığını görünce kardeşinden eşeği getirmesini istedi.

Koşarak gitti çok sevdiği eşeği boynundan tutarak iki arkadaş gibi evlerinin önüne götürmeye başladı. Tam bu sırada abisinin tuttuğu diğer eşek kaçarak  hızla kendilerine doğru geldi ve ne olduğunu anlamadan  kendisi eşeğin adlında sürüklenirken buldu..

Canı o kadar yanıyordu ki kolunun eşeğin ağzında olduğunu dakikalar sonra algılayabildi. Çığlık çığlığa ağlıyor etrafındaki insanların çaresiz bakışları arasında kurtarılmayı bekliyordu.

Eşeğin ağzından nasıl kurtulduğunu duyduğunda kurtarıcısı Ahmet Amcaya şükretti. Çünkü eşeğin burnunu kapatarak nefes almasını engellemiş ve bu sayede ağzında tuttuğu kolunu bırakmıştı.

 Gözlerini açtığında ilçedeki tek doktorun muayenehanesinin önünde komşularının kucağında annesinin ve babasının gelmesini bekliyordu.

Kolunun dirseğin üzerinden tamamen kırıldığı sadece etin sallandığı kolu doktor tahta parçalarıyla sararak Eğirdir Kemik Hastanesine acil gidilmesini istemişti. Aksi takdirde kolunun kaybedileceğini söyledi.

Babası ve annesi ile birlikte TAKATUKA adını verdikleri arabalarına binerek yola koyuldular. Arabaları sık sık arıza yaptığından ‘nasıl gideceğiz’ diye düşündüler ama başka çareleri yoktu.

Bir mucize oldu TAKATUKAları  hiç bozulmadan Eğirdir Kemik Hastanesine ulaştılar.

Günler aylar süren tedavinin ardından taburcu oldular. Kolundaki alçıyı aldırdıklarında bir şok daha yaşadı küçük yüreği.Kolu açılmıyordu.Ne yaptılarsa çare olmadı mahalledeki arkadaşları ‘Çolak’ diye hitap ettikçe gözlerinden yaşlar süzülüyordu.

Ölümden döndüğüne sevinse de kolunun açılmayacağı duygusuna dayanamıyordu. Bu süreçte hem doktorlar hem de kırık çıkıkçı denilen kişiler balık yağı ile tedaviye başladılar. Günler aylar derken bir umut doğdu ve kol açılmaya başladı.En sonunda ilk hali gibi olmasa da olabilecek en iyi haline döndü.

Aklında kalan; kolunu ısıran eşeğin dedesi tarafından bir köye satıldığı ve orada da birini ısırdığı için öldürüldüğü,kendisini kurtaran Kahraman Ahmet Amcası ve  onca yolu tık demeden gidip gelen TAKATUKAsı..

Rumuz: Bir Yazar

 

 

 

 

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 194