ILGIN

ILGIN

‘Gönülden gönüle bir pencere vardır daimi muhabbetle’

Diye yazan bir defteri uzattı nasıl çabuk geçtiğini anlayamadığımız sohbetimizin bitiminde.

Bir pencere açılmıştı artık ikimiz için de.. farklı yerlerde çalışıyor olmak görüşmemizi zorlaştırsa da günün herhangi bir saatinde gelen bir selamlama en yakın hissettiriyordu..

Tekrar görüşmek için randevulaştığımız gün beklemediği bir toplantısı çıktı ben de o süre için ayırdığım zamanda rutin kontrollerimi yaptırmak amacıyla  bir sağlık kurumunda çalışan  daha önce tanışmış olduğum arkadaşı aradım gelebileceğimi söyledi..İşlemlerime yardımcı olması için bir görevli verdi yanıma ve işlemlerimi tamamlayıp teşekkür etmek için masasına gittiğimde,

Koyu göz makyajı, kulak hizasında hafif dalgalı saçları ,omuzları hafif dışarıda kalacak şekilde giyindiği bluzuyla kolundaki dövmenin dikkat çektiği  oldukça bakımlı haliyle çay ikram etmek istediğini söyledi.

Çayla birlikte gönülden gönüle bir pencere açıldı ..Ilgın Su‘ya akan..

Üniversiteye başladığında ailesinden bile yardım almadan  yaşamını sürdürebilen,çalışan,okuyan,başarılı bir öğretmen adayı..güçlü,kararlı ve geleceğe umutla bakan..

Mezuniyetine aylar kala O çıkıyor karşısına sırıl sıklam aşık olacağı..Ayakları yere basmıyor mimar sevdiğinin yanında..Ailesi onaylamıyor sevdiğini çünkü yaş olarak oldukça büyük kendisinden..Neydi Onda bulduğu sığınacak bir liman mıydı aradığı?..bunca yaş farkına rağmen

Aşkları her şeye bedel evleniyorlar..Yaşamın zorlu yüzünü gördüklerinde   vakit çok geçti..

Gece kondu evlerinde yağmur suyunu bile kullanacak duruma gelmeleri orada oturmalarının devamını sağlamıyor,yoksulluğun insanlığı öldürdüğünün kanıtı olurcasına yeni bir yaşam alanı bulmadan çıkartılıyorlar evlerinden..Şehirler arası otobüs terminalinde ev buluncaya kadar geçen filmleri aratmayan bir hafta ..

Yeni evlerine  taşındıktan sonra aşklarının meyvesi geliyor dünyaya..ILGIN SU..

İçinde bulundukları olumsuz şartların ve beslenme yetersizliğinden prematüre doğuyor ama yaşama tutunuyor..

Sonrasında yaşam şartları normale dönüyor  ancak bu kez de babanın aşırı alkol problemini aşamamaları nedeniyle anne ve baba ayrılıyor.Ilgın Su annesiyle kalıyor..

Evde,bahçede,okulda su gibi akan,mutluluk saçan Ilgın’ ı bir trafik kazası alıp götürüyor sekiz yaşında dünyadan..

Dayanılmaz acıların yoldaşı olduğu annesinin evi artık kızının mezarlığı oluyor.Kimi akşamlar sabaha kadar kaldığı,kimi zamanlar arkadaşlarının zorla kendi evine götürmeye çalıştığı..

‘Sessizliğin sesini bilir misiniz? ‘dedi buğulu gözleriyle

‘Nasıl dedim sessizliğin bir sesi mi var?

‘Olmaz mı hiç  Ilgın gittikten sonra tüm ev o sesle çınladı..o sesi duymamak için evin tüm ışıkları ve televizyonun sesi hep açık kaldı’ diye devam etti..

Masasındaki ince belli çay bardağı,kolundaki ILGIN SU yazan dövmesi,tüm acılarına rağmen yardım meleğine dönüşmüş yüreği,onurlu duruşu ile gönülden gönüle bir pencere açıldı..

Ilgın Su’nun etrafımızda kanat çırptığı..

 

Rumuz: Bir Yazar 

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 194