• Ana Sayfa
  • »
  • DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU (DEHB)

DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU (DEHB)

DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU (DEHB)

Çocuklardaki davranış sorunları olarak dikkat eksikliğinden ilk defa 1902 yılında bahsedilmiştir. Bahsedilen durum 1902’lerde influenzapandemisi (kuş gribi) sonrasında çocuklarda oluşan “minimal beyin hasarı sendromu” olduğu düşünülmüştür. 1960’ların sonlarına doğruysa daha tanımsal değerler kazanmış ve “çocukluğun hiperkinetiksendromu” ya da “hiperaktif çocuk sendromu” gibi terimlerden bahsedilmiştir. 1972’de tanı ölçütleri kitaplarında dikkat eksikliği bozukluğu olarak yeniden adlandırılırken 1975 sonrasında dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olarak daha belirgin bir değişim yapılmıştır.

Bugünkü tanı ölçütlerine göre DEHB, 7 yaşından önce başlayan kendini dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik vedürtüsellikle gösteren nöropsikiyatrik bir bozukluktur diyebiliriz.

Dikkat eksikliği ve hiperaktive bozukluğunu 3 ana başlık altında toplayabiliriz.

a)      Dikkatsizlik

b)      Hiperaktivite

c)      Dürtüsellik

Dikkat eksikliği belirtilerinde; detaylara dikkat verememe, dikkatsizce hatalar yapma, dikkat gerektiren görevleri sevmeme, bu tür görevlerden kaçınma, ödevlerini/üstlendiği görevi bitirememe, dinlemiyormuş gibi davranma, unutkanlık, araç-gereç( kalem, kitap, oyuncak, vb.) kaybetme, dışardan gelen uyarılara dikkatinin kolayca dağılması gözlenmektedir.

Aşırı hareketlilik belirtilerinde; kıpır kıpır olma hali, aşırı koşma/tırmanma, oturduğu yerden sürekli kalkma, çok konuşma, dinleyebilmekte zorlanma, motor takılmış gibi sürekli olarak bir hareket halinde olma gözlemlenmektedir.

Dürtüsellik belirtileri gösterenlerin ise; sabırsızlık, sırasını bekleyememe, çoğunlukla başkalarının sözünü kesme gibi belirtiler gözlemlenmektedir.

Tanı alan hastaların yukarıda bahsedilen belirtilerin herhangi bir bileşeninden en az 6 tanesini karşılaması ve 7 yaşından önce başlayıp en az 6 ay süreyle devam etmesi gerekir.

EPİDEMİYOLOJİ (YAYGINLIĞI)

DSM-IV tanı ölçütlerine göre çocuk ve ergenlerdeki sıklığı %5-10, yetişkinlerde ise %4 kadardır. Çocuklukta, erkeklerde kızlardan 3-5 kat daha fazla olup bu oran erişkinlik döneminde 1-2 kata düşmektedir. Kızlarda bilişsel geriliğin, erkeklerde hiperaktivitenin ön planda olduğu gözlemlenmektedir.DEHB birçok toplumda sıkça görülen erken çocukluk döneminde kendini belli eden bir durumdur. Hastaların yarısından fazlasında erişkinlikte de etkinliğini sürdürüp bireysel gelişim ve sosyal ilişkiler açısından toplum ve sağlık hizmetlerinin önemli problemlerinden biri olmaktadır.

 

 

EŞLİK EDEN RAHATSIZLIKLAR

 

Genel olarak, eğer belirtiler bir başka durum tarafından açıklanabiliyorsa, tanı DEHB değil, bu bozukluktur. Örneğin; çocuk evde farklı okulda farklı davranıyorsa belirtiler birbiriyle örtüşmüyorsa bu bir davranım bozukluğudur. Komorbite psikiyatrik hastalıklarda çok sık rastlanan bir durumdur. Çocuklarda görülen eşhastalanımlar arasında karşıt olma- karşıt gelme bozukluğu, anksiyete bozukluğu, duygu durumu bozukluğu ve öğrenme bozuklukları yer alır.

TEDAVİ

Farmakoterapi (ilaçla tedavi) gibi somatik tedaviler ile buna ek olarak davranışçı terapi ve sosyal davranışları geliştirme terapisi gibi yöntemler uygulanabilir. GenellikleDEHB’li çocuklar sorun çözmedeki yaşadıkları sıkıntılar ve yıkıcı davranışları sebebiyle çevrelerinden olumsuz tepkiler alırlar. Bu sebeple DEHB tanısı almış çoğu çocukta özgüven eksikliği gözlemlenmektedir. Bireysel psikoterapi ile düşük benlik saygısı yükseltilip uygun davranışlarda bulunmaları sağlanır. DEHB’de başarı ile kullanılan Davranış Terapisi’nde çocuğun güçlüklerle başa çıkma becerisinin geliştirilmesi hedeflenir. Çocuk organize olmayı ve zamanı iyi kullanmayı öğrenir. DEHB tedavisi sistematik ve planlı yapılmalıdır. İlk görüşmede, anne, baba ve çocuğun seansa gelmesi istenilir. Aileden detaylı bilgi alınır ve DEHB belirtileri olan çocuğa yaşına uygun psikometrik testler yapılır, aynı zamanda çocuğun öğretmeni ile iletişime geçilir. DEHB tanısı konulduktan sonra tedavi süreci başlar. Terapinin ilk seansında anne ve babaya hastalık hakkında bilgi ve DEHBli çocuğa yaklaşım ve eğitim hakkında bilgi verilir. Aynı zamanda aile başa çıkamadığı sorunları paylaşır ve uzmandan destek alır. Çocuğa davranış terapisi verilir. 

ANNE VE BABALARA TAVSİYELER

1)      Sorunu çözebilmek için önce sorunun varlığını kabullenin. 

2)      Çocuğun aşırı hareketliliğini ve dikkat problemini şımarıklık veya ilgisizlik/ sorumsuzluk gibi algılamayın, kasıtlı olarak yapmadığı unutmayın.

3)      Çocuğu ve yaptığı davranışların nedenlerini anlamaya çalışmak, çocukta anlaşıldığı ve önemsendiği duygusunu oluşturarak anne ve baba ile arasındaki ilişkiyi kuvvetlendirecektir. Ders çalışırken zorlananan bir çocuğa “ Ders çalışırken zorlandığının farkındayım, bunun üstesinden gelmek için neler yapabiliriz”  gibi bir yaklaşım sonrasınsa çocuk anlaşıldığını hissederek daha fazla işbirliği içinde olacaktır. 

4)      Çocuğunuza karşı aşırı otoriter veya aşırı hoşgörülü davranmayın 

5)      Çocuğunuzun günlük yaşamındaki aktiviteleri mutlaka planlayın ( kahvaltı,oyun,yemek,uyku saatleri gibi ) 

6)      Çocuğunuza yaklaşımlarınızda tutarlı olun. Hayır denilen bir şeye bir süre sonra evet denmemeli ve anne babanın birbirleri arasında da  tutarlılık  olmalıdır, bir ebeveynin hayır dediğine bir diğeri onay vermemelidir. Bu gibi tutumlar çocuğun kafasında cevap bulmakta zorlandığı birçok soru oluşmasına neden olabilir.

7)      Çocuğunuzu sportif faaliyetlere yönlendirin. (basketbol, voleybol, tenis, futbol gibi…)

 

ÖĞRETMENLERE YÖNELİK TAVSİYELER

1)       Genel prevalansa baktığımızda, sınıfındaki her 10 öğrenciden birinde DEHB olma olasılığı olan bir öğretmenin, DEHB hakkında doğru ve yeterli bilgiye sahip olması gereklidir. Bu sayede çocukları erken dönemde fark ederek tedaviye yönlendirebilir,  dikkat eksikliği ve davranışlarla ilgili olarak yaşanan sıkıntıların azalmasına büyük katkıda bulunabilir. 

2)      Sınıf ortamı rahat olmalı, kurallar ne gevşek ne de katı,sıkıcı özelliği olmayan ancak kesin sınırları çizilmiş olmalıdır. Kurallar basit ve kısa cümlelerle ifade edilmiş, mümkün olduğu kadar az sayıda olmalı,kurallar  yapılamaması gereken davranışlar yerine yapılması gereken davranışlar şeklinde hazırlanmalı (çocuklarla beraber hazırlanırsa,çocukların kurallara uyumu artacaktır.), çocukların kolayca görebileceği bir yere asılmalı,tek tek öğretilmeli ve bunlara uyulmadığı takdirde ne olacağı anlatılmalıdır. 

3)      Öğrencinin öğretmene yakın, pencereden uzak olacak şekilde ön sırada ve sınıftaki diğer DEHB’si olan çocuklardan ayrı,diğer öğrencileri rahatsız etmeden hareket edebileceği bir yerde oturtulması,dikkat ve davranış sorunlarını azaltabilir. Ayrıca uygun model alabileceği birinin yanına oturtulması da ders çalışma isteğini ve uyumunu artırabilir.

4)      Dersler ve ödevler uzun olmamalı, ödevler kolay yapılabilir parçalara ayrılmalıdır.  Tahtaya yazılan ödevlerin çocuk tarafından deftere geçirilip geçirilmediği sıklıkla kontrol edilmeli ve olumlu geri bildirimler (sözel olarak takdir etmek, defterin kenarına yıldız çizmek, çıkartma yapıştırmak gibi )verilmeli, yazılı ödevler azaltılarak, araştırmaya yönelten, yaratıcılığını geliştirebileceği ödevler artırılmalıdır.

 

 

 

EMDR Terapisti, Cinsel Terapist

PT Akademi (Sporcu Sağlığı ve performans hizmetleri merkezi)- Uzm. Psikolog

Çocuk Akademisi Kreşi- Uzm. Klinik Psikolog/ Okul Psikoloğu

Uzm. Klinik Psikolog Şule Arslan Psikolojik Danışmanlık Merkezi Kurucusu

Antalya Cad. No:65 AYD Oyuncakçım üstü 1. Kat

Tel : 05511676757

 

 

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 66