DEPRESYON

DEPRESYON

Günümüzde çevresel ve sosyal uyarıcıların yoğunluğunun her geçen gün artmasıyla birlikte depresyon ve kaygının da arttığı gözlemlenmektedir. Yaşamımız boyunca hastalıklar,kayıplar, kazalar, maddi sıkıntılar, doğal afetler, engellenmeler, boşanmalar, göçler gibi baş etmemiz gereken birçok problemle karşılaşırız. Çevrelerinde gelişen bu tür olaylar, bireyleri fiziksel, duygusal ve sosyal açıdan bozan durumlardır. Bu tür durumlar kişinin yemek yemesinden uyumasına, fiziksel dayanıklılığından sağlıklı düşünce üretebilmesine kadar her şeyini bozabilir. Depresyon, kesinlikle “geçici üzüntü” ile aynı şey değildir. Çoğumuz zaman zaman kendimizi dibe vurmuş gibi hissedebiliriz, bu depresyonda olduğumuz anlamına gelmez. Depresyonda olan kişiler, kendilerini hayatın akışına bırakarak iyileşemeyebilirler. ‘Kendi kendine iyileşme’ depresyon geçiren hastaların yarısında mümkündür. Ancak tedavi olunmadığında belirtiler haftalarca, aylarca, hatta yıllarca sürebilir.

 

BELİRTİLER

Günlük yaşamımızı olumsuz yönde etkileyen depresyonun başlıca belirtileri şunlardır;

a)      En az iki haftadır devam eden, hemen her gün, yaklaşık gün boyu süren depresif duygudurum (Örn. Ağlamaklı bir görünümü vardır)

b)      İlgide belirgin azalma, bunlardan eskisi gibi zevk almama

c)      Kilo kaybı/ kilo alımı

d)     Uykusuzluk/ aşırı uyku hali

e)      Yorgunluk, bitkinlik ya da enerji kaybı

f)       Değersizlik, suçluluk duygusu

g)      Kararsızlık, karamsarlık, unutkanlık

h)      Ölüm düşüncelerinin olması

Unutulmamalıdır ki her depresyon birbiriyle aynı değildir. Klinik depresyon olarak bilinen majör depresyon ve distimi olarak da bilinen kronik depresyon en yaygın türdür. Fakat kendine özgü işaretleri, belirtileri ve tedavisi olan başka depresyon türleri de vardır.

EPİDEMİYOLOJİ (GÖRÜLME SIKLIĞI)

Toplum örneklemlerinde majör depresyonun yaşam boyu ortaya çıkma olasılığının kadınlar için %10-25, erkekler için ise %5-12 arasında olduğu bulunmuştur. Majör depresyonun ortalama başlangıç yaşı 27 olmakla birlikte, bu rahatsızlık her yaşta başlayabilmektedir. En temel belirtiler genellikle; kaygı, uykusuzluk, üzüntüye kapılma, düşüncelere dalıp gitme ve sürekli aynı şeyi düşünüp durmadır. Hayatı boyunca en az bir kez majör depresyon geçirmiş bir kişinin tekrar böyle bir sürece girme olasılığı %50, iki kez majör depresyona girmiş bir kişinin ise tekrar böyle bir süreç yaşama olasılığı %70-80’lere çıkmaktadır.

EŞLİK EDEN RAHATSIZLIKLAR

Psikiyatrik rahatsızlıklarda komorbite (eş hastalanım) sıklıkla gözlemlenen bir durumdur. Yapılan çalışmalar majör depresyonu olanların %56.3’ünün başka bir ruhsal probleminin de olduğunu göstermiştir. Bu rahatsızlıklar başlıca; alkol ve madde bağımlılığı, panik/fobiler/yaygın anksiyete bozuklukları, obsesif-kompulsif bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu, somatizasyon bozukluğu, yeme bozuklukları, kişilik bozuklukları ve yastır.

 

TEDAVİ

Majör depresyon tedavisindeki en temel amaç depresyon belirtilerinin yatışmasını sağlayıp, kişinin iş hayatını ve toplumsal işlevselliğini yeniden kazandırmaya çalışmaktır. Tedavinin sürdürülmesi sırasında hasta yakınlarına belirtilerin yeniden yatışması, depreşmesi ve yinelemesi hakkında bilgiler verilmelidir. Böylelikle hasta ve hasta yakınları, öncü belirtiler konusunda uyanık olup, hastalığın yinelemesini önleyebilirler. Majör depresyon tedavisinde psikodinamik psikoterapi, bilişsel davranışsal psikoterapiler ve farmakoterapi önemli tedavi yöntemleridir.

 

DEPRESYONDAKİ KİŞİ NELER YAPMALI? YAPMAMALI?

1)      ‘Ya çaresizsiniz, ya da çare sizsiniz! Asla kendinizi suçlamayın, ayıplamayın. Depresyonda olmayı kimse tercih etmez, bu bir seçim değil başa gelenbeklenmedik bir durumdur. Yeter ki, tedavi görmeye istekli olun ve destek almayı reddetmeyin.

2)      Tedaviye uyum gösterin. İlaç tedavisi alıyorsanız ilaçlarınızı düzenli kullanın. Psikiyatrik ilaçlar etkisini uzun sürede çıkarır. Sabırlı olun ve doktorunuzun uygun gördüğü dozda ilaçlarınızı kullanın.Antidepresan ilaçlar yıllar boyunca kullanıldığında bile bağımlılık oluşturmazlar. Modern tıbbın kullandığı antidepresanlar uyutarak sorunları unutturan ilaçlar değildir. Beyinde, bozulan metabolizmayı düzelterek, depresyon belirtilerinin azalmasını sağlar.Psikoterapi görüyorsanız düzenli seanslarınıza devam edin ve psikoloğunuza güvenin.

3)      Kendinize zaman vermeyi deneyin. Eskisi gibi olmanız biraz zaman alacaktır. Bu süreçte yılmayın, pes etmeyin.

4)      Önemli karar almaktan kaçının. Kişi depresyondayken sağlıklı karar veremeyebilir. Bunun sonucunda pişmanlıklar ve hayal kırıklıkları yaşayabilir. Önemli kararlar almak için tedavinin bitmesi beklenmelidir.

5)       Hayatınızı basitleştirin.Büyük sorumluluklar almaktan kaçının. Karmaşık ve altından kalkamayacağınız işler yerine daha basit ve küçük işlerle uğraşın.

6)      Sosyal etkinliklere katılın. Hayatın içinde olmak kendinizi iyi hissettiren bir şeyler yapmakla mümkündür.

7)      Spor yapın. Spor yapmak endorfin hormonunun artmasını sağlayarak sizi iyi hissettirecektir.

8)      Sağlıklı ve düzenli beslenin. Hem beynin hemde vücudun etkin çalışması için sağlıklı beslenme şarttır.

9)      Uyku düzenine dikkat edin. Uyku dinlendirir, insanı yeniler, stresle baş edebilmek için güç verir.

10)  Sosyal hayatın içinde olun. Tek başınıza kalmak yerine sevdiklerinizle, akraba, komşu, arkadaşlarınızla birlikte zaman geçirin.

Kaynakça

Köroğlu,E.&Güleç,C.(2007). Psikiyatri Temel Kitabı. Ankara:HYB.EMDR Terapisti, Cinsel Terapist

PT Akademi (Sporcu Sağlığı ve performans hizmetleri merkezi)- Uzm. Psikolog

Çocuk Akademisi Kreşi- Uzm. Klinik Psikolog/ Okul Psikoloğu

Uzm. Klinik Psikolog Şule Arslan Psikolojik Danışmanlık Merkezi Kurucusu

Adres:  Antalya Cad. No:65 AYD Oyuncakçım üstü 1. Kat

Tel. 05511676757

 

 

 

 

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 110