• Ana Sayfa
  • »
  • SANATIN GÜZELLİKLERİ VE SANAT BİLİNCİNİN OLUŞMASI

SANATIN GÜZELLİKLERİ VE SANAT BİLİNCİNİN OLUŞMASI

Hayatımızın her evresinde var olan sanat başka biçim ve formlar olarak karşımıza çıkmaktadır.

Farkında olmasak bile sanatın ve estetiğin her hangi bir materyal veya objeye kattığı değer aslında küçümsenemeyecek kadar büyüktür. Her ne kadar sanat ile ilgimizin olmadığını söylesek bile aldığımız bir elbiseden tutun kullandığımız tüm eşyaların üzerinde bunu kullanırız. Mağazaların vitrinlerinin dizaynından tutun evimizdeki bütün eşyalara kadar bir sanatsal kaygı taşırlar.

Her ne kadar bizler kullandığımız tüm ürünlerin tasarım, renk, biçim ve şeklinin sanat eğitimi almış kişiler tarafından tasarlanıp hazırlandığının bilincinde olmasak bile bütün bu çalışmalar sanatsal ve estetik kaygısı ile hazırlanıp bizlere sunulmaktadır. Her yıl değişen giyim dünyası ve mobilya dünyasında renkler ve şekiller çok dikkatli bakıldığında yine sanatın güzelliklerini bizlere sunmaktadır. Sanat eğitimi dendiğinde hemen aklımıza gelen ilk şey ya müzik yada resim kurslarına gitmek olarak algılarız. Bu yüzden çok insan hemen ‘’ yetenek’’ kavramının arkasına sığınır. Gerçekten bu yetenek dedikleri şey olmadan bir insan sanatsal faaliyetler içinde olamaz mı? Yaklaşık bir haftadır çevremdeki tüm arkadaşlarıma ve sanat eğitimi verdiğim kişilere bu soruyu yönelttim. Hemen hemen tamamının verdiği cevap illaki resim çizmek için yetenek denen sihirli gücün olması gerektiği yönünde fikir beyan ettiler. Peki bu yetenek nasıl ortaya çıkar soruma ise ‘’ elbette çalışarak ‘’ dediler. Madem çalışarak ortaya çıkıyorsa o zaman yetenek denen sihirli bir güç gerekli mi? Elbette ki  hayır. Yetenek , yeti, meleke, beceri gibi kavramları dikkatlice incelediğimizde vardığımız sonuç ; bir insanın bir işi yapması için istek duyması ve o iş doğrultusunda çaba göstermesi. Peki neden ülkemizde sanata olan ilgi az yada hemen yetenek denen sihirli bir gücün arkasına sığınıp kendimizi sanat ve estetikten yoksun bırakıyoruz?

Hemen hemen hepimizin çok yakından yaşadığı bir gerçek bunun ana nedenlerinden birisi olabilir mi? Hepimiz okul yıllarından çok iyi hatırlarız ki resim yada müzik dersleri sadece ders notu almak için konmuş derslerdi. Hangimiz resim yadamüzik derslerinde ciddi bir gayret gösterip gerçek anlamda bu derslerin hakkını verdik ki? Hepimizin resimlerini ya annelerimiz yada yakınlarımız çizer bizler sadece okula götürüp notlarımızı alırdık. Peki 40 kişilik bir sınıfta öğrenci başı 1 dk gibi zamanda nasıl bir eğitim verebilir ki öğretmen? Elbette mümkün gözükmüyor. Yada dikte edilmiş konular üzerinden resim yaparak yarışmalara katılan çocukların yeteneklerinin kriterleri nelerdir? Resim yada müzik derslerinin içerikleri neye göre belirleniyor? Kısacası sanat bilinci oluşmadan çocuk yaşta o bilinci köreltip sonrada yetenek denen sihirli bir gücün arkasına sığınıyoruz. Yine geçenlerde aynı Güzel Sanatlar Fakültesinde resim eğitimi aldığım bir arkadaşıma çalışmalarını sorduğumda uzun süredir eline kalem, fırça almadığını köreldiğini ve uzun süre eskiz ve desen çalışmaları yapması gerektiğini vurguladı. Çok ilginç değil mi? Demek ki yetenek bile bir yere kadar. Güzel Sanatlar Fakültesinde 4 yıl resim eğitimi almış bir insan bile çalışmasına ara verdiğinde o sihirli yetenek körelip gidiyormuş.

Kısaca özetleyecek olursak çocuklarımıza sanatın gerçek bilincini vermek ve çalışarak güzel sanatların bir alanında başarı gösterebileceğini vurgulamamızla başlamamız lazım. Çocuklarımızın bizlerin istediği Fakülteleri değil kendi seçimini yaptığı Fakülteleri okumaları doğrultusunda öz güven vermeliyiz. Bir çocuğun güzel sanatların her hangi bir alanında meslek edinmese bile en azından o alanda gerçek fikir sahibi olmasını sağlamalıyız. Eğer toplumumuzda sanatla bilimin ayrılmaz bir bütün olduğunu göremiyorsak ve bu bilinci çocuklarımıza veremiyorsak maalesef ama maalesef başarılı ve mutlu bir toplumdan söz etmemiz mümkün değildir.

Sanatla kalın.

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 831