• Ana Sayfa
  • »
  • YAZAR ÖĞRENCİ BULUŞMASI /Halil Yıldırım

YAZAR ÖĞRENCİ BULUŞMASI /Halil Yıldırım

Derya deniz başaklı ekin tarlası içinde, bahar yolu ılıklığında papatyalar laleler arasında dolu sevgi ile doldum bugün.

. İçim açıldı, gönlüm ferahladı, maziye daldım, günümüz çağını tadında yaşadım, umut ışığım körüklendi bugün. İlçe Küçük hasan ilköğretiminde, kütüphaneci organize kardeşliğinde, ilçedeki on bir kitap yazarı eşliğinde, başaklı ekinler içinde, papatya dağında, gül bağı doğallığında, beklide geleceğin doğal deha erdemlerinin saf temiz heyecan dolu, cıvıl cıvıl minik genç öğrenciler sardığında çevremi, sonsuz enginlerin derinliklerine süzüldüm durdum. Sanki bir anda geçen zamanda anlar. İlçe kaymakamıyım diyordu bir anda.  O arada, çocuklar arasında bana uzanan o eldeki adam. O ilçe mülki amirinin, güler yüzle nazik nezaketi, özünü oluşturdu, bugünkü yazarların, öğrenceler arasındaki imza gününün. Muhteşemdi, coşkulu, sevgi, saygı doluydu herkes birbirlerine doğrusu. Çocuklar ilk defa bu kadar yazarı bir arada görüyor, yazarlarda çocukları iliklerine kadar, çocuk saflığı berraklığı içinde, çocuklarla birebir el ele,  göz göze, yüz yüze, söz söze kaynaşıp bütünleşirken, yazarlar geçmiş çocukluk anılarını da yaşıyordu. Bu ortamda, güven huzur içinde mutluluk dolu güzel anlar yaşanıyordu. Şahsen içinde bulunduğum bu ortam, beni hayat zenginliğimin zirvesine ulaştırıyordu. Çocuklar kitapla yazarlarla olmaya, kitaplar arasındaki ikbali arıyorlar. Yazarla iletişim teması kurabilmek için, üst üste birbirleriye, aslında yeniliklere koşar gibi, kitaba deftere ayraca veya herhangi bir kâğıda, hatta bileklerine yazardan bir imza alma arzusundalar. Hevesleri coşkuları aslında onlarda yazarları, sarıp kucaklarken, sanki doğadan fışkıran, berrak kaynak su pınarlarına benzetiyorlar. İşte bu doğallık ortamı içinde, yazarlarla öğrenciler sanki kuşların tünekleyecek vadi ırmak yatağı, yoğun ağaçlık doğallığında, cıvıl cıvıl buluşma sevinciyle, sevgi saygı bağıyla, örtüşüyorlar. Bu doyumsuz güzelliğin bitmesini hiç istemiyor insan, üstelik soruyorlar dinliyorlar anlıyorlar sanki üst bilginler. Zil çalması öğlen arası, tekrar zil çalmasıyla, ders başlaması arası müthiş bu saf berrak güzel hareketlilik, başlamasıyla bitmesi bir anlık zaman gibi geçiveriyor. Bu buluşma, kütüphane müdürü Hidayet Beyin projesiyle, ilçe milli eğitim desteği mülki amir Kaymakam Nazmi Günlü onayı ve bizzat teşvik destek katılımlarıyla, gerçek anlam mana hedefine ulaşıyor. Küçük Hasan ilköğretim okul müdürünün yazarları makamında diğer öğretmenlerin bazılarıyla tanıştırması, ağırlamasıyla, bu yazar öğrenci imza günü buluşması sonlanıyor.                                                                                                                                                                    Bir ara, çocukluğumdan beri tanıdığım, 1960lı yıllarda Selimiye ilkokulunda öğretmenimin, emekli bankacı kızı gözüm takıldı. Derhal yanaşarak elimi uzatıp hal hatır hoş beş girişimim karşısında: “Ben seni tanımıyorum, gidin buradan. “ diyerek uzattığım ellin havada iken yüzüne yön değiştiren durumla şaşakaldım. Hiçbir anlam mana verme bulma bilme halim yoktu. Ben o insana insanlıkta kusur etmiş olamam. Acaba neyi var, ne oldu, neyse hiç bir şey bilmiyorum, olamazdı zaten. Neyse kendisi izah edip bilgilendirene kadar, onun bu davranış tavır ile onu baş başa bırakarak yoluma devam ettim. İşte bu güzellik içinde elime batan gülün dikeni ayağa saran pütür aktı sanki. Doğada her türlüsü mevcut olduğu gibi dikeni çalısı putrağı günlük yaşadığımız anlarda da karşılaşıyor benzer anlarla insan.                                                                                                                                                          Hatırlayabildiğim kadarıyla, ilçedeki yaşayan kitap yazarlarını birkaç yıl öncede MASİAD bünyesinde, yazar Refik İnci organizesiyle bir araya getirilerek, plaketle onurlandırılmıştık. Şimdi öğrenci yazar imza buluşma ilki, unutulmaz İzlerle anılacak hatıralarıyla beklide güzelliğe aydınlığa teşvik oluşacak, anılar yaşanılmasına gönülden vesile olunacak. İnsan olarak, insanca özgür, huzurlu sağlıklı mutlu anların toplamı içinde, alın terinin üretici hayalleri erdemi ile yaşamak ne güzel. Sevmek sevilmek durmadan koşarak ulaşmak kavuşmak, saygı duyup saygıyla anılmak ne güzel üretmeden olmaz, var etmek için, önce akıl bilgi, alın teri gerek. Yok, yapamam, bilmiyorum yok. Çalış, ara, bil, bul böylece hayatta yaşam kalitesi tadı doyumsuz güzelleşeceği unutulmamalıdır yazmak özeldir insan için. Ona yürek cesaret tevazu şevk heyecan ister. Maddi değeri yoktur. Beklentisizdir, kazancı anılmak ve övünçtür. Tek kendi kendini besler, üretir. Kimseye söyleyip paylaşamadığın içini dolduran birçok şey yazıya dökerek, yıllarca tekrar tekrar kendinle de yüzleşebilir insan.                                              Rutubetten nem damla oluştuğu gibi, parmaklarındaki kalemin ucuyla kâğıda dökülür, aklın hisleri gönlün duygu düşünceleri. Hayatın güzellikleri içinde, beklenmedik ummadık karşılaşabileceğin olumsuzluklar, yeniliğe araştırmaya azmetmeye bulmaya yönelttir insanı. Benim yazarlığım, kurtuluş savaşı akibi başlayan, ikinci dünya savaşının hemen sonrası 1950li yıllarda doğmamla, kâğıt kalem bulamama yokluğu çaresizliğiyle başlar. Çöptendi kurşun kalemim. Lime lime yaz, dolunca ödünç silgiyle sil, tek defterim çaresizliğiydi, kâğıt kalem özlemim. Üç yirmiyi çoktan aştım hala açım, doymadım kalemimle defterime yazmaya. Çocuklar, işte beni yazarlığa götüren hayat özlerim. Toroslar kadardır yüksekliği ovalar ufuklar ırmaklar gökler yıldızlar kadar değerlidir benim her kitabım paha biçilmez deryalar kadardır kitaplarımın değeri. On liraya tek bir kitabım aldı, sanki ruh ikizimdi, alçak gönüllü mütevazı tebessümlü, ortalama onlarında minyon sevimli bir kız çocuk. Sanki bana, ‘Mavi nurdan bir ırmak’ diye şarkılara mazhar olmuş, Manavgat ırmağın barajlarını dağlarını bağışladı bu çocuk. Bende onunla çocukluğumun geçtiği doğup büyüdüğüm halende yaşadığım Selimiye köyümün ( Side ) balıkçı liman köşesinde köpüklü bir Türk kahvesi içtim gönülden verdim kafeterya komini tamamını. Bu sanki benim hayat kahvem değerindeydi, ırmaklar dağlar engin denizler gibi. İşte benim yazar emeğimin kırk yıllık bir karşılığı. Özlemindeyim vefa saygı gönül erdem insanlığını. Günümüzde mevcut bol kalem, kâğıt imkânları, akıl bilgi zenginliğiyle öğrenirken, okuyup yazma yaşamı ile yeni yazarlarla aydın ışıklı ufuklara yaklaşacağına inanıyorum.

 

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 446