SESLİ BİR NEFES

Diz çöktüm sınır yamacında aralarına

         Diz çöktüm sınır yamacında aralarına. İki elim açık onlara uzattım. Başlarını okşayıp salındım onlarla, bir sola bir sağa. Kucakladım sardım, bağrıma bastım. Gözlerimi kapadım, içimden geldiğince, coşkulu buruk, doğum sevinciyle hüngür hüngür ağladım. Özür diledim onlardan. Utanarak çekin ger bir şekilde söylendim. “Geç kaldım, sizleri görmeye, anlamaya bilmeye, sizlerle gülmeye sevişmeye. Aralarında doğdum, onlarla yaşadım, doydum. Ancak üç yirmiden sonra, nefesimi kaybetmek üzere verdiğim, yaşama sarılma mücadelesi sonrası toparlanıp kendime geldiğimde, fark ettim otların güzelliğini.” Sevinç ağlamalarım sürdü gitti saatlerle. Otlarda sardılar beni, okşadılar ellerimi, bileklerimi, pamuk tüyü yumuşaklığından da nadide. Tanıştım seviştim biliştim ve kaynaştım, yakınlaştım bugün, güzelin güzeli, rengârenk otlarla. Tel tel saçlı başı dik otlar, sevgiyle bağırlarına basarak sardılar vücudumu, göğsüme yaslandılar başaklı yulaflar ile yeniden ile seviştik yeniden buluştuk, yenidünyalı garip benden, bedendeki otlar ile bugün. Yulaf ekin başakları, yüzlercesi ile seviştim, onlarda da bakışıp süzüştük bağırlarına bastılar. Adım bile atamadım saatler boyu. Gözyaşlarım damladı başlarına, teseliyle bakıştılar milyonlarcası, kimileri yatıktı, başak yükü ağırlığından. Binleri, birbirleriyle adacıklardı ekin tarlasında. Dolu nefesimle içime aldım, gönlümde baht tahtı kurdum duygularımla, ruhumla seviştiler, gülüşüp oynaştılar benimle. Tanıştım geç kaldığım otlarla bugün.   

“Sevgileri hep yarınlarda aradım. O hiç bitmeyen işlerim yüzünden sevmeyi sevilmeyi yarınlara bıraktım.” Mal ömrü huzur içinde geçirmek için araç olduğu bilincindeydim, gönlümü dolduran sevgiler içimde tıkalı kaldı. Kendimi büyük sandım yüksündüm. Sınır yamacında, menekşelik ardında, aralarına diz çöküp, okşadığım otlar yanında, ne kadar küçük olduğumu, coşkulu sevgi dolu dağımdaki bağımla, kucaklaştığımda yaşadım gördüm. Özür diledim otlardan, içlerinde olduğum halde fark edemeden geçen kaybettiğim üç yirmi yılıma üzüldüm.  Hıçkırıkla sevinç gözyaşlarım, otlar arasında, derin hayat nefesi aldırdı bana. Doğal bitkiler, otlar, nefesimi açtı. Göğsümdeki hırıltılarla dolu, hicranları eritti. Dev gibi otlarla, adeta yeniden doğdum, otlar gibi büyüdüm. Ormanda filizler gibi soyuldum dünya benliğimden. Otların gülü çiçeği, kelebeği, böceği arasında zerreydim. Tam sınırda dönüp baktığımda, otları gördüm karşımda. Bağım çözüldü titaniğim çöktü. Rüzgârlı yelkenli de gördüm, sağlıklı huzurlu mutluluğu.  

             Yarım asrı yaşadım bir anda. Her insan, içinde bunun aslında, belki de geç kaldığında, beklide zorlaşan, yarınlaşan, son nefes arifesinde bulacak kendiliğinden. Sende gözlerini kapat, bak otlar arasında, bir müddet her gün. Yaslan doğanın bağrına bir. Göreceksin doğadaki yokluk dediğin, hayat, yaşam zenginliğini. Sakın geç kalma sende. Vur kırbacı hayatını törpüleyen, mülk zenginliğine, senden sonrada kilerinden, kır atını, var doğaya. Zaten zenginsin nadidelerle, sağlıklı huzurlu yaşıyorsun ya. Ne keder et, kâmile varmak için, bu erdemin yeter sana. 

              Hırlayan ciğerlerim, sökülür gibi, taze nefeslerle, açılma eğiliminde çalkalandı otlarla bugün. Doğa güldü, sar belimi, ver elini, tut elimi duygularıyla sarmaladı. Sordu benliğimi yüzleştim seviştim otlarla bugün. Doğa kendini, bir çırpıda öyle güzel süslemiş ki, gören gözlerle, gönülden bakmasını bilince, flörte başlıyorlar haykırarak. Sadece vermeyi yeğliyorlar karşılıksız, işte doğanın sevgisi. Geçte olsa, nefesim tükenme arifesinde buldum sevgilimi, otlar ile doğamı. Yeni sevgilimden, selam getirdim sevenlerine.

 Halil Yıldırım
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 869