GÖNÜLLERDEKİ RÜZGÂR


Yıldırım rüzgârda yıkamaz tiyatroyu. Her mahal her hal, sahnelerin gönüllülük aşkını zorlaştırıp durduramaz. Arıların arıbeyleri olmadan doğamayacağı, arıbeylerinin de arılarsız olmayacağı örneği, gönüllük, sevgi karşılığı tiyatronun mayasıdır. 

Doğaseverlerin, birlikte dağlarda, vadilerde, gönül bağıyla, dostluklar içinde, coşkuyla doğada yürüyüş aşkını paylaşması gibidir. Doğa sevgisi, sağlık yürümesinde, bazen tabii ki istenmeyen olaylar olabilecektir.

 Bu hevesleri kısmen azaltmış olabilecektir,  ama gönüllülük ve sevgi karşılığı, ne tiyatro, nede doğa yürüyüşlerindeki hevesli güzellikleri, hiçbir zaman gölgelemesi mümkün olamaz.

Rüzgâr yıldırım, doğanın bir parçasıdır aslında, ama yıldırımdır rüzgârı cevheriyle depreştiren yeniden ufkun deryalarına süren.

Çünkü insanlar kültürlerini sanatsal olarak sahneye aktarıp yansıtılmasını, gönülden istekli bir hazla, severek izleyecektir. İnsanların cömertçe kendilerinden gönüllü vermeleri karşılığı, bu değerlerin insandaki geleneksel sevgi kültürlerindendir.

Doğanın bütünleştirici özelliği de, doğada yürüyerek doğanın yaşanması, daha güzel fark edileceği açık bilinen bir gerçektir. İnsan arzularında bunların bir parçasıdır. İşte bu, yıldırım rüzgâr akımlarıyla, birbirleriyi de daha da kaynaşır ve güzelleşir.

Doğal akımların dengesine, insanın kendisini bırakabilmesi, yorgunluk yerine zindelik, sağlık ve dinginliğe, insanı ulaştıracaktır. Suni ve güncel, yapay eklenmiş katkılar, denizköpüğünün, rüzgârları fırtınasında, toz duman uçuşarak savrulup buharlaşmasına benzer. Doğayı, tiyatroyu, doğasında olduğu gibi onu yaşayarak, huzur içinde mutlulukla sevmek, insanın kendisi sevmesi güzelliğindedir. Bu paha biçilmez özellikler, doğanın insanın asıl cevheri, közleridir. Bunlardaki zenginlikler bazen hafıza değerini bile aşar.

İşte dün, Manavgat gençlik merkezinde, rüzgârın öncülüğünde, gösterime girerek gerçekleşen tiyatro, gönüllülüğün coşkun iziydi. Hem de ilçenin kendi özünden gelen, mayasıyla muhteşeme dönüşen tiyatroda, rüzgârın iziydi. Katıksız yeri ve özümüz bu. Doğaseverlerin belediye, gençlik merkezindeki bu ilk tiyatro gösterimi, insanın yaşama yeni doğum anlarını yansıtan, sanki doğumdan sonraki, insanın hayallerinin oluşmasıyla, umutlarını yeşerten, geçmişin anılarında geleceği bütünleştiren, doğanın filizleşen meyveli ağaç ışığı özlemindeydi,” organik komedi”, hormonsuz güldürü oyunu.                                             Bu tiyatro oyunun çalışması, doğru güzel alın teri, yaşamın içinde, bunu takdirli övgüyle murat etmeye değer.

Bak doğru güzel doğal sanatsal doğayla bütünleşen tiyatro ile rüzgârın, bulutları göklerde şekillendiren, yaşamın içini keyifli anlar içinde kılan, anları hazlara dolduran, rüzgârın fırtınalı denizlerdeki, coşkun hareketli izlerindendir. Sığlıklarda bunlar, çırpıntıya dönüşür. Sağlam meyveli verimli bir ağaç, rüzgârsız olmaz.

İnsanda, geçmişinden gelen izlerdir, hayallerdeki gelecek yolun ufkunu çizen. İşte bu öncü örnek kişiler, eserleriyle de sorumludur kendilerindeki özlü her türlü yaşam biçiminden. Bu nedenle doğanın bütününde, havanın yelin rüzgârın izinde, ay gibi gün gibi izlenirler.                                                                               İnsanlar, tiyatroyu da doğanın, sanatı biçiminde görürler. 

Gönülden özveri bilinciyle, içinde bulunanlar severler.

Yaşamın ana parçaları olan küçük detaylar, bu nedene daha da artırıyor, gelecekteki gelişim hayat izlerini.

İnsanın söz vermesi nasıl kimliği gibiyse, okşayan el kadar güzeldir, doğruyu söyleyen dil, bu özleri yazan el. İşte böyle, burnumu haddimi aşmadan sokuyorum sevdiklerimin işine böyle didişir gibi sevişerek dışlanmadan iç içeyim onlarla.

Arzularım, içinde bulunduğum, sağlıklı huzurlu güzel dünyada saygıyı saygınlığı gerektiriyor. Sevdiklerimizin özellikle iz bırakanları, istikbalde de başarılarıyla gıpta ederek önemsiyor, değerlerin farkında lığıyla izliyorum.

Farkında olduğum bir yaşam güzelliğiyle, insanı değerlerim içinde, kendine insanım diyenlerle özlenen güzellikte yaşam istiyorum.

 

 

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1032