FARKINDALIK


Aydınlanmak bilmek, doğrusunu öğrenmek istediğimden, son on yıldır uygulanan 20 – 23 Nisan tarihlerini kapsayan “ KUTLU DOĞUM HAFTASI” kutlamalarının, İslam diniyle, nasıl ilintili ilgili, olduğunu arıyorum. Asırlardır, iki bin yıla yakındır, neden miladı yılın nisan ortasına sabitlenen, kutlu doğum haftası, diye bir olay kutlanmadı? Yoktu. Olmadı. Bilgili, ilgili veya ilgilenenlerin, somut gerekçeleriyle, yazılı açıklık getirmelerini arzuluyor, öğrenmek bilmek istiyorum.                                                                                                                                         Ben Neptun Halil ağa, 1950 doğumluyum, müezzinlikte yaptım, İslam dininin mukaddes kitabında ezberlerimde var, Arapçada okurum. Neden halende olduğu gibi, kendi lisanımızla okutulup anlamamız, diyanetin tavsiyesiyle sağlanmaz?  Bu 21 inci yılda ılımlı İslami, ileri demokrasi yenilik ilkelerinden mi?  Bu kutlu doğum uygulaması, benim elli yılımda yoktu, duymadım, görmedim, bilmiyorum. Peki, son on yıldır nerden nasıl çıktı, var edildi? Türkiye dışında diğer İslam ülkelerinde de uygulanıyor mu? Peki, bildiğimiz, kandil, Regaip, kadir gecesi, kurban, ramazan bayramları gibi, mübarek günlerin, bütün İslam âleminde, bin beş yüz yıldır süre gelen, inancımız doğrultusu bana öğretilen, peygamberimizin hayatını anımsatıp yaşatan, mübarek günler nasıl sabitlenecek ne olacak? Hangisi doğru? Neden sadece son on yıldır ortaya çıktı? Asırlarca mukaddes kitabın ayetlerinin okunması, uygulanması, vaizlerle açıklanılması, camilerimizde iken, kutlu doğum uygulamasında, hemen hemen her alanlarda, meydanlarda, spor kompleksi salonlarında, plastik sandalyeler ve envayi türlü gösterişli teknolojik aletlerle, insanların tahratlı tahratsız, her türlü yaşam biçimi içindeki davranış, İslam dinindeki mukaddes hasası değerlerle çekişmiyor mu? ( rabbulevvel ayının on ikinci gecesi) mevlit, bütünü, asırlardır miladi yıla göre, Rumi, her yıl on gün önce döne gelen, esaslar yanlışımıydı?  Peki, İslam dininin mukaddes kitabı kuran, bu son on yıldır var edilerek ortaya çıkarılan çıkan, 20 – 23 Nisan ortalamasına sabitlenerek oturtulan, kutlu doğum haftasından bahsediyor mu? Kuranda var mı? Neresinde?  Varsa bin beş yüz yıldır gözden mi kaçtı? Elli yıldır camilerde dinlediğim vaizlerde, kandırıldım mı? Kurana dayanan İslam, diğer tarikatlarında da bu uygulanıyor mu? Peki, diğer mesephlerde, kendi inandıkları değerleri benzer şekillerle gündem üretebilirler mi? O zaman böyle onlarca bayram şenlikleri doğamaz mı? Yoksa işinden çıkılamaz kargaşalar başlatmaz mı? Hasan ile Hüseynin katledilişlerinin, haykırış yıl dönümü inanç uygulama değerleri ve benzer çeşitli şekillerdeki onlarca tarikatların inanç değerleri, suni mezhebi karşısında, yok sayılabilir mi? Nasıl olur? Camiler, cem evler, eşit İslam dini insancın, hassas değerleri, Allah ile kullarının, insan olarak kalbinle baş başa dini yaşamaları, bunu için değil mi? buna göre, bütün spor kompleksleri salonlarını da camileştirmeli miyiz? Cem evleri, neden zerresi kadar ışıldamaz, coşup çağlamaz? Neden insanların okuyup anlamaları için Türkçe değil de, Arapça lisanı ile anlamadıkları bilmedikleri ezberde ısrar edilir? Neden Kuran, Türkçe lisan ile okutulup, insanların bilmesi aydınlanması, Türkçe öğretilmesi için çaba harcanmaz? Kuran kendi lisanın ile okuyup anlayasın demiyor mu? Neden bana vaizler, bu nu camilerde anlatmadı? Kuran, dineninizi inancınızı, kendi lisanın ile oku anla, bana göre yaşa diyorsa, neden ibadetlerimde, yarım asırdır anlamadığım bilmediğim lisan, Arapça olarak okutuldum, Türkçe olarak okuyup anlayacağım şekilde kendi lisanımda okuyup anlamam, öğrenmem bilmem ön görülmedi? Sureler neden Türkçe okutulmaz? Neden, Yunus Emre, hac bektaşı Veli, Mevlana, Farabi, son on yıldaki gibi Nisan ayı ortasına sabitlenen, kutlu doğum değerini düşünemediler? Göremeyip bilmediler. İslami bütün mezhepleri ve tarikatları, tek çatı altında, diyanet işleri bünyesinde, madem eşitse, neden eşit temsil edilmezler? Neden camilerdeki minarelerden, teknolojinin imkânlarında zorlayarak, herkese duyurulmak için bangır bangır okutulan ezanlar, birde bazı mahallede baklalarında, camisiz olur olmaz yerlerde, paralel okutulur? Bu kutsal değeri yozlaştırıp menfaate dönüştürülmek değerlimidir?  Neden sevdirmek varken, bu değerlerden insanlar bıktırılır, soğutulur?                                                                                                                                                                        Neden yaşadığım altmış kusur yılımın, elli beş yıllında, Türkiye de yaşadığım halde Nisan ortasındaki, kutlu doğum haftasını görmedim, bilmedim? Bir haber kaldım yeni. Şimdimi fark edildi? Peki, şimdiye kadar ben kandırıldım mı? Bu İslam yapıştırılan, peydahlanan icat, kim neden niçin yoktan var etti? Bilen ve ilgilenenlerin, somut gerekçelerle, İslam dini inancıma dayalı, açık izahlarıyla, öğrenmek bilmek, bu konuda aydınlanmak istiyorum. Bu konuda şaşkın bu çelişkileri, merakla izlemekteyim. Hâlbuki İslamın, akıl mantıkla çelişmezliğinin bilincindeyim. Neredeyse on yıldır, bu soruların doğrusunu, aslını esasını öncelikle kendime sorup arıyorum. Şimdi ilgili bilen herkese soruyorum. Akıl ve mantıkla çelişkisiz dengeli, bıkmadığım, anladığım bildiğim, insanca özgür yaşam içinde, sevgiyle huzurla güzeli arıyorum
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 608