Buğulu silik güzel kız …


Ben ne hata yaptım? Görevimi yapmadım mı? Serum, nabız, tansiyon bakmadım mı? İşlem tamam soluk silik iz. Sağdaki koridorun, soldaki kapılardan birine gidin, kapıda yazıyor.

Kimlik bilgilerini yazın imzalayın. Yok denecek kadar az ama bir çuval pirinç içinde, buğulu silik duygulu gönlü, sevgi kalbi donuk, zerre küçük taş. Gideceğim yeri sen göster diyorum. “Hay Allah nerden çıktı buda karşıma.”  İşte görüp izlediğim modern dünya.                                                                                                                     

Evet, güzel kız, hata yapmadın, görevini tam yaptın, bu değil zaten sorun olan, öfke yaratan. Sen bir hastane duygu ve insanlık görevlisisin. Karşındaki, tabii ki duygusal üzgün, rahatsızlığı olduğu için orda. Bu nokta, gelen kişinin yaşam geleceğinin bir umut kapısı.

O insandaki psikolojik yaşamın özü ve kendisi, yani var olma yok olma noktası. Yaşam ve sağlık terazisinin nirengisi.  Sende işte bu noktada görevlisin. Sen doktordan da o gelen kişi için önemlisiniz.  Bu doğrultuda, bir insan olarak, gelen kişiye, tam ve tamamen, insani duygu değer bağlamında. Farkındalığında onu, önemseyerek, değerli bir insan doğrultusunda, sevgi ve saygı içinde.

Sahiplenip adeta annen baban, özün soyun algılamasıyla bağrına basıp, güler yüzle gözlerinin içine bakarak, bu duyguları ona yaşatıp, güven verip sahiplenerek, insani değerler içinde senden sonraya ulaştırmalısın. Üstelik yalnız değilsin. Doğallık pınarı gözlerindesin. Doğal bir insan değeri elinizin içinde, güzel kız. Sen bir robot gibi, araç veya bir vasıta veya teknoloji ve de uçak gibi görevini yaptın.

Diğer insani davranıştan bir haberdin. Zaten diğer insani davranışta, yazılı emre dökülüp uygulanamaz ki. Bu ancak, insanın adam gibi insan olma kişiliğinin meziyetlerindedir. Vücut dili nasıl yazılabilir? Bazen bir bakış, bir tebessüm, bir gülüş, kırk doktordan daha iyi gelir insana. Bunun sermayesi, kendini seven, kendine insanım diyen insandadır.

 Gönüldedir, sevgidedir, değerdir.

Tabidir ki sizlerinde içinde bulunduğunuz haliniz, haleti ruhi yeniz, bir insan olarak bu görev noktası itibariyle, gelen kişi kadar değerli ve önemlidir. Ama bulunduğunuz görev noktası itibariyle, gelen kişiye, asla hiçbir şekilde yansıtılmadan insan olma bilinci, his sevgi ve gönül bağı içinde, insani değerine görevde olmalısın. Bu gelen kişinin aradığı, kendisine değerli bir varlık ve insan olduğunu hissettirilmesin.

Bu onun tatlı dil güler yüz, sevgi, saygı duyguları görmesi, insani değerlerle karşılanma isteğidir. Bunları da sizin gibi güzel görevlilerin yapması, asla hiçte zor olmayıp, güzelliğe değer katarak iyi anılacaktır.

Yapmaman, görevini yapmadı, hatalısın dedirtemez. Sevgi, his, duygu, gönül kuraklığı içinde insanı dondurur. Kısacası, basit hem de sermayesiz, çokta kolay tavır ve davranış, güzel olan bu görevliyi de, daha çok değerli kılıp güzelleştirirken, aksi yaşadığımızdaki durum, oraya gelen kişiyi geldiğine pişman eder.

Duygu gözyaşı onu, darmadağın ve altüst edeceğinden, hoş olmayıp rahatsızlık verir, onu daha da hasta eder. Bütün bunların hepsini, olumluya dönüştürmek senin için iki altmış saniyelik zaman içindedir. Huzur, güven, inanç ve mutlulukta, işte bu bir anlık zaman içindedir. Teknolojinin iletişim imkânları, insanları nasıl iletişimsizleştirdiğine bu önemli bir örnektir.

Bu zenginlik, insanın insanlığının, erdemi içinde doğal olağan güzelliğiyle mevcuttur.

Üç yirmiyi çoktan aşmış bir insan için, senin sağ tarafındaki koridorun, sol tarafındaki onlarca oda kapılarından birini okuyup bulması külfettir, zordur. Kâğıt üzerindeki yazıyı, okuma gözlüğünü takara, hayat tecrübeleri doğrultusunda okuyarak imzalayacak, okuma gözlüğüyle, oda kapılarında gideceği yeri bulmaya çalışması, adeta ona deveyi hendekten atlatmasını istemek gibidir. Onun bu yaşam kapı noktasında, seni anlama şansında yoktur.

Heyecanlı, sessizce yıkkın, endişeli ve ürkektir. Ona ışık tutacak olan yaşam meleğe gibidir bu güzel kızlar. Bunları kendin gibi güzelleştirmek, sizin saniyeler içindeki tavır ve davranışlarınla şekillenecektir.

Hele ki kişiye hiç bakmadan, onu insan olarak algılamadan, yani adam yerine koymadan, onu dinleyip anlamadan, bir bankamatik gibi cam metal soğukluğunu yansıtmanız, bir de “ buda nerden çıktı karşıma” tavırlı, kırıcı söylemler içinde bir halin oluşu.

Moskova gibi büyük, insanı arayıştan, yıldıran haldi sanki. Aslında sen değilsin bunu yaratan. İnsan ömrünü uzatıp, insan yaşamını kolaylaştıracak umuduyla, yaratılıp üretilen bu teknoloji denilen alet edevatlar. Örneğin:  bilgisayarlar, televizyon, telefon ve diğerleri, genç nesilleri, iletişimsizleştirerek, vücut dili sıcak duygularından, sevgiden, duygudan uzaklaştıran.

Bu vesile, buğulu silik güzel kızlara, üç yirmilik hayat yaşam tecrübesiyle selam.

 

 

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1073