TAKVİM YAPRAĞI

Bir takvim yaprağı... Arkasında gününün gelmesini bekleyenlerle duvarda asılı...

... Filmlerde bir esintinin kopardığı, sallana sallana yere düşen zaman... Bir hevesle ertesi sabah, geçen günü yerinden sevinçle koparan insan... Zaman o ki, vakti gelince hayatın limanından demir alıp sonsuz okyanusların derinliklerine karışan...

Bir gün daha geçti, gitti. Sabahla açtı gözlerini gün. Bazen güzel uyandı, mutluydu bazense doğsun istemedi güneş. Sonra, geceyle yumdu gözlerini. Veda eder gibi ölmüş gibi... Böylece bir takvim sayfası daha yırtılıp atıldı geçmiş denen kutunun içine. Anılar, üzüntüler, neşeler... Birikti, birikti bu kutunun içinde. Yatağın altına sakladı kimileri, kimileri dolaba kaldırdı. Ama yine de en çok geçmiş özlendi. Geçmiş hasret feneriyle arandı, geleceğin hayal dolu labirentinde. Geçen yıllara sitem edildi, gidip de gelmediği için. “Eski” kelimesi en çok geçmişe yakıştı. “Ah o eski günler... Eskiden buralar çok güzeldi, ama şimdi... Eski Ramazanlar bir başkaydı, ama şimdi... Eskiden iyi insanlar daha fazlaydı, ama şimdi...”

Geçmişi hatırlamak isteyemeyenler de oldu elbet. Ağzına kadar dolmuş yaşanmışlıkları birer birer denize atan da oldu, şöminenin ateşinde yakan da. Unutmayı denemeden yok saydılar tüm maziyi. “Güzel” kelimesi en çok geleceğe yakıştı. “Güzel günler gelecek... Her şey güzel  olacak...”

Her yıl aynı günlerde kutlama yapılırken, yine her yıl aynı günler matem ve gözyaşıyla geçer. Bir sonraki sene aynı gün gelsin diye sevinçle, heyecanla beklenir, yine bir sonraki sene aynı gün gelse en derinde buruk bir sızı hissedilir yahut sönmeyen bir ateşin dumanı gözlere yükselir. Bir önceki senelerde olduğu gibi sevdiğin yanındadır ama bir sonraki sene başka birini sevmeye başlamışsındır. Bir bakmşısın dostun gitmiş, bir bakmışsın yeni bir dostun gelmiş ya da bir bakmışsın en sevdiğin, can parçan sonsuz yolculuğa seni yanına almadan çıkmış. Gün aynı gündü, ay aynı aydı. Değişen neydi peki? Yıllar mıydı, insanlar mıydı?

Bir takvim yaprağı işte... Geçmiş ile gelecek arasında sıkışmış. Bir takvim yaprağı işte... Hiçbir günün birbirine benzemediği, hiçbir anın “dejavu”lar dışında tekrarının yaşanmadığı...  Bu yüzden unutma ki, bir takvim yaprağı her yıl aynı gün ve ayları gösterse de arkasında hep başka hikayeler yazılıdır.

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 619