MAVİNİN TONLARINDA AŞK

Uzaktan bakınca ani bir heyecan, biraz yaklaştıkça kokulu bir tebessüm, biraz daha yaklaştıkça içi ısıtan bir sıcaklık ve en sonunda ferahlatıcı bir huzur… Masmavi… Koyu… Açık… Mavinin tonlarında aşk apaçık…

Oysaki deniz, sudan başkası değil. Bu suda aşkın aksini gördü dil. Ve kalem adlı gemiye yüklendi cümleler. Mavi mürekkep sızarken satır satır, aşk mavinin tonlarına ayrılır.

Hiç yüzme bilmeyen birisinin ürkek ürkek denize yaklaşması gibidir aşka yaklaşmak. Deniz, dışarıdan bakıldığında eşsiz bir güzelliğe sahiptir. Ama nedense ilk önce kıyılarında geziniriz aşkın sessiz sessiz. Çünkü kendimizi daha güvende hissederiz. Adım adım ilerleriz aşka. Deniz, tenimize değdiği an soğukluğundan korkarız. Hemen bırakmayız kendimizi denizin koynuna. Deniz dokundukça bedenimize alışmaya başlarız. Ve bir anda sarılırız aşka, tutunmaya başlarız aşkın kollarına. Ya da cesaret edemeyiz, geri döneriz kumdan kıyılara. Aşktan mı korkarız, yoksa aşkın içinde boğulmaktan mı?

Bir zaman sonra bazılarımız, denizin koyu derinliklerine ilerleriz. Sonunu düşünmeden açıldıkça açılır, açıldıkça açılırız. Aşk denizinde yüzerken önümüze çıkan irili ufaklı dalgaları aşmakla uğraşırız. En nihayetinde bir yerlerde nefesimiz kesilir, pes ederiz. Çünkü aşkın derinliklerine inmek yormuştur bizi. Başladığımız yere, ilk heyecana dönmek isteriz. Ama yorgunuzdur artık. Boğulmamak için çırpınmaya başlarız. Bir elin, gücü tükenmiş kalbimizden yakalamasını, bizi kurtarmasını bekleriz. Beklemek de aşka dâhildir çünkü. Ya o kadar beklediğimize değer ya da kimsenin haberi olmadan gark oluruz aşkta.

Peki, aşkın dalgalarına karşı susan kıyılar? Aşk her zaman sakin değildir. Öfkelenir kimi zaman. Bağıra bağıra yaklaşır kıyıya doğru. Bazen aşkın öfkesi kıyının yanına gelmeden söner gider ama çoğu zaman aşk sinirini kıyıdan çıkarır. Aşk iyice gerilir ve saplar kıyının göğsüne beyaz okunu. Köpürdükçe köpürür hiddetinden. Kıyı ise ses çıkaramaz bu zulme. Konuşursa canı daha çok yanacaktır çünkü. Yumuşacık göğsü kahverengi kana bulanır, öylece yatıp kalır yüzüstü. Kıyıyı susturan dalgaların gürültülü eziyetidir. Ama susmak da aşka dâhildir.

Aşk böyledir işte. Bazen heyecanlandırır, mutlu eder bazense yorar insanı. Kimi zaman boğulmak pahasına bile aşk denizinin en derinliklerinde bekletir, kimi zaman ise acı çektire çektire susturur. Ve’l hâsıl-ı kelâm mavinin tonlarında aşkı görmek de böyle bir şey işte.

 

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 733