KONUŞABİLİYOR MUYUZ?

Konuşabilmek için insanın o kritik döneme ulaşması gerekir. Kimileri erken konuşur kimileri geç kimileri de Allah vergisi hiç konuşamaz.

(Ya da biz öyle zannederiz.) Ama insanoğlunun konuşma yaşı genel olarak 2 ve 3 yaşları arasıdır. Sesler çıkarırız farkında olmadan. Ardından o sesleri birleştirir heceleyerek konuşmaya başlarız. Yeni duyduğumuz, ilk defa karşılaştığımız kelimeleri söylerken zorlanırız. Kelimenin aynısına yakın kendi dilimizce yeni kelimeler türetiriz. Sonra sonra akıcı konuşur hale geliriz. Okumaya başlamışızdır çünkü. Bir şeyleri bilinçli öğrenmeye başlamışızdır çünkü. Kelime dağarcığımız gittikçe fazlalaşır. Kendimizi ifade ederken, sohbet ederken, herhangi bir topluluğa seslenirken o kritik dönemden sonra ne kadar yol kat etmişiz belli olur aslında. Hala iki lafı bir araya getiremiyor muyuz yoksa konuşurken zamanın nasıl geçtiğini karşı tarafa hissettirmiyor muyuz?Peki, günlük hayatımızda en çok neleri, kimlerle konuşuyoruz; nelerden, kimlerden bahsediyoruz? En çok kiminle konuşuyor, bir şeyler paylaşıyoruz? Herkesle aynı muhabbeti yapabiliyor muyuz? Muhabbet ederken bir zaman sonra sıkılıyor muyuz ya da tam tersi sohbet bitmesin mi istiyoruz? Konuştuğunuz her insan sizi anlayabiliyor mu? Siz karşınızdaki kişiyi ve söylediklerini ne kadar anlayabiliyorsunuz? Her şeyden önce gerçekten konuşabiliyor musunuz?

Bir düşünelim istedim, sorun kendinize istedim. En çokçocuklarınızla mı, kendinizle mi, dostunuzla mı,  babanızla mı, sevgilinizle mi, annenizle mi, eşinizle mi, arkadaşlarınızla mı, kardeşlerinizle mi, hiç tanımadığınız insanlarla mı, Rabb’inizle mikonuşuyorsunuz? Arkadaşlarınızla bir araya geldiğinizde dedikodu mu yapıyorsunuz? (Bu evlenmiş, bunlar ayrılmış, bunlar zengin olmuş, şunlar batmışlar, bunlar, şunlar,mışmış…) Ya da hayatın dediklerini mi konuşuyorsunuz? Yaşamın kıyısına vurmuş deniz kabuklarının içinden gelen sesleri mi dile getirmeye çalışıyorsunuz? Dertleşebiliyor musunuz eşinizle karşılıklı? Onun gözleri dolduğunda sizin de sesiniz titriyor mu? Arkadaşınızın sıkıntısına çözüm arayabiliyor musunuz yoksa onu derdine daha çok mu bağlıyorsunuz?Allah ile ne kadar samimisiniz? Sadece mutsuz olduğunuzda ya da kendinizi çaresiz hissettiğiniz zamanlarınızda mı O’na sığınıyorsunuz yoksa her vakit Allah’ın adını anmak için gayret mi ediyorsunuz? Beş vakit Rabb’inize dua ederken O’nun da size söylediklerini duyabiliyor musunuz, sunduğu veli nimetleri görebiliyor musunuz? En son ne zaman annenizle birlikte kafeye gidip sohbet ettiniz? (Anne ben çıkıyorum çok geç kalmam.) Babanız kara kara düşünürken yanına koşarak gidip, ona sarılarak diliniz döndüğünce bir şeyler anlatmaya çalıştınız mı?Siyaset konuşurken birbirinizin fikirlerine saygı duyuyor musunuz? Sadece görüşlerinizi tartıştırıp sonunda gülerek başka bir konuya geçebiliyor musunuz? Konuşurken birbirinize güzel şeyler öğretebiliyor musunuz? Sevgilinize onu ne kadar çok sevdiğinizi söylemeyi bırakıp da kavga ederken bile ona sevginizi hissettirebiliyor musunuz?  Yaşadıklarınızı anlatırken karşınızdaki kişiye tamamen güvenebiliyor musunuz yoksa sırlarınızıpaylaşamıyor musunuz?

Öyle ya da böyle… Konuşuyoruz. Konuşmaya çalışıyoruz. Anlatmak istiyoruz ve daha çok anlaşılmak…Doğru yahut yanlış, gerçek ya da yalan, dolu veya boş, yapmacık ya da samimi… Bana göre insanın kendisiyle konuşması en gerçek konuşmadır. Büyük dili bile susturmak bazen o kadar zorken küçük dilimizi hiç mi hiç susturamayız. Kimi zaman yanlış yönlendirir bizi bazen de deriz:“İyi ki dinlemişim kendimi.”Niye en gerçek konuşma insanın kendisiyle yaptığı konuşmadır dedim. En cesaretli konuşmaları kendimizle yaparız çünkü. Kendimize bir şeyleri daha kolay itiraf ederiz çünkü. En içten konuşma ise Rabb’imizle yaptığımız konuşmalardır. O’na yalvarışlarımız, O’na dualarımız… Her şeyi bilen ve gören Rabb’imiz kalbimizi de bildiği için en samimi duygularımızla yaklaşırız O’na. Hatalarımızdan, işlediğimiz günahlardan O’nun affına sığınırız. Yürürken, sevinçliyken, uyurken, uyandığımızda, yemek yerken, ders çalışırken kısacası her yerde ve her anda Rabb’imizle konuşuruz çünkü O bizden hiç ayrılmamıştır, hep yanımızdadır.  Bir işe başlamadan önce O’nun adını anmadan yapamayız. Gözü yaşlı bir şekilde en çok O’nunla dertleşiriz secdede. Ve biliriz ki Allah biz kullarını çok seviyor. Şükrederiz… Şükrederiz…

Konuşmadan olmaz, anlatmadan olmaz. Karşılıklı gülmeden, karşılıklı ağlamadan olmaz. Boş konuşanlara, yalan söyleyenlere lafım olmaz. Çünkü haddim olmaz. Boş ve gerçek olmayan şey zaten var olmaz. Söz bir hiçtir ey dil, sen olmadan olmaz.

 

 

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 644