KALEMİMLE HASBİHÂL

Yazmalı insan ne olursa olsun. Eli kalem tutan herkes dökebilmeli içini bir nebze olsun. Madem dudaklar lâl olmuş susuyor, o zaman yazmalı insan. Öyleyse suskunlar konuşana kadar kalem konuşsun.

Ne hoş şeydi bir yaz akşamı yazmak. Her akşam aynı değildi şimdi. Geceler âh geceler… Âh o yaz akşamı… Ne güzel hikâye idi. Ben ilhamı kovalıyordum o gece, harfler heceleri, heceler kelimeleri. O hikâye benim hikâyemdi. Gecenin karanlığında gizemli bir sır idi. Sırlara karışmış idi.

Âh sen, ey kalem! Niye geceleri bana arkadaş, yoldaş olursun da gündüzleri olmazsın ki? Sahi sen neyin peşindeydin o gece? Geceleri beni sen mi çağırıyorsun, neden çağırıyorsun bir türlü anlamış değilim. Yoksa senin de elini tutan bir ben miyim? Seni sımsıkı sardığım için mi bana bu yakınlığın yoksa sıcaklığım mı seni bana getiren? Efkârım mı seni dertlendiren, öfkem mi seni ben eden?

Saatlerce tutuyorum bazen elini, hiç bırakmayacakmış gibi. Yazıyorum seninle zamanı düşünmeden. Bazense aklıma bile gelmiyorsun. Buna rağmen bir kere bile yazmadığını, bir kere bile bana yüz çevirdiğini görmedim be kalem! Beni o vakitsiz çağırmaların yok mu? Ansızın, hiç olmadık bir yerde, hiç ummadık bir anda. İşte o anları dökemiyorum kelimelere. Bir bakıyorum yine elimdesin, yine benimlesin.

Bazen ağlıyorum geceleri gizli gizli. Yanımda sadece sen varsın. Destek oluyorsun bana. Yazdıkça seninle, içimi rahatlatıyorsun. Dörtlüklerden oluşan yaralarımı satırlarla sarıyorsun. Bazense kapanmıyor yaralarım. Aktıkça akıyor cümleler, noktayı koymam için gözümün içine bakıyorsun. Peki mutluyken… Düşünüyorum da o zamanlarda seni hiç aramıyorum. Bencil miyim biraz bilmiyorum. Ama sen de çağırmıyorsun ki o bitmek bilmeyen gecelerdeki gibi. Mutluluğumu kıskanıyorsun belki de. Ya da sen de o anlarda çok mutlusun, mutlu olduklarınla berabersin kim bilir. Bazen senin de keyfin yerinde olmuyor anlıyorum hâlinden. Elimde dakikalarca seni tutardım da yaz ey kalem, ey gönlümün sırdaşı yaz derdim de yazmazdın, yazamazdın. O küçücük ağzından bazen bir cümle, bazen bir kelime çıkardı bazen hiç.

Kimi zaman bitmesin isterdin şiirlerim. Yaşadıklarım sana da dokunurdu bilirim. Ama evveli varsa ahiri de olacaktı elbet. Ben mi bitirirdim kendimi yoksa sen mi bitirirdin yazdıklarımı onu da bilmem ya. İkimiz de birbirimizin hâlinden anlıyorduk galiba. Yoksa nasıl sürerdi bu dostluk.

İkimiz birbirimize ne kadar çok benziyoruz dimi? İnce uzun ikimiz de belki bir servi belki iki deli. Yazdıkça bitiriyoruz kendimizi, tükeniyoruz bir zaman sonra. Virgüllerle, noktalarla nefes alıp veriyoruz dar satırlarda. Ama hiçbir zaman vazgeçmiyoruz kendimizden, yaşadıklarımızdan. Sonunda hiç yazamamak ihtimali olsa da...

Ey karanlık gecelerimi siyah ışığınla aydınlatan güneş! Sen konuş ben susayım. Ben konuşayım sen konuş. Hep benimle ol. Avucumun içinde var ol. Ben seninle hayata, sen elimle bana tutun.                                                                

 

 

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 836