HAYALLER VE GERÇEKLER

HAYALLER VE GERÇEKLER Hayallerimiz var, bir de her hayalin ardına gizlenmiş, pusu kurmuş gerçekler var. Hayallerimizle gerçekler arasında kaldığımızda, sonunda hayal kırıklığı yaşadığımız nice anlar var. Hayaller ve gerçekler… İki farklı âlem…

Bir tarafta olmasını dilediğimiz, “eğer olursa” diye başlayan cümlelerle kurduğumuz dünya, mutluluğumuz, yalnızlığımız, mahremimiz… Bir ummân kadar sonsuz hayallerimiz. Diğer tarafta ise doğrular, olması gerekenler. Tam da düşüncelerimizin okyanusuna dalmış her şey güzel giderken “hey fazla ileri gidiyorsun, bak burada ne var? Gerçekler!” diye bizi aniden uyandıran, mutluluk şarkımızı hüzün şarkısına dönüştüren sesler. Kimi zaman aynı şarkıyı söylüyoruz bu âlemde ama çoğu zaman sözler birbirini tutmuyor maalesef.

Bu hayal okyanusunda kiminle dalgalanmak istersen kiminle gark olmak istersen sana kalmış. Gel desen yeter, olsun desen olur. Çünkü her şeyin yolunda gittiği bu âlemde yalnızca sen varsın. Sana ait bir dünya sadece sana.

Gerçekten var mı böyle bir dünya? Olmalı mı? Varsa neden var? İnsan neden hayal kurar ki? Yoksa biz kendimizi mi kandırıyoruz? Bu dünyayı biz mi kuruyoruz, hiç sordunuz mu kendinize neden kuruyoruz? Mutlu olmak için mi? Gerçeğin varlığını bildiğimiz halde neyi göze alıyoruz bu dünyada? Neyin savaşını veriyoruz? Elimizde avucumuzda ne var da bu zorlu yola kendimizi sürüklüyoruz? Ama insan hayalleriyle yaşar. Hayaller olmadan olmaz ya. Evet, hayallerimiz var. Gerçekleştiği zaman dünyanın en mutlu insanı biz oluyoruz. Hem hayaller dünyasında hem gerçekler dünyasında. Acı ama gerçek! Peki ya hayal kırıklıklarımız ne olacak? Gerçeklerle yüzleşince, bu rüyadan uyanınca yaşadıklarımızın hesabını bizden başka kim verecek? Hayal ettiklerimiz gerçekleşmeyince üzülüyoruz, hüsrana uğruyoruz. Mutluluğumuz da sevincimiz de o dünyada kalıyor diğerleriyle. Ne anlamı kalıyor ki o zaman. Kendimize kötü bir şaka yapıyoruz hepsi bu. Sonra diğer dünyada uzaktan el sallıyoruz umutlarımıza birer birer.

Sona doğru yaklaşırken, son demişken… Sahi sonu olmayan hayaller… Sonunu düşünmeden bazılarımızın bembeyaz, bazılarımızın rengârenk hayallerden kurduğu kuleler… Gökyüzüne yakın, bulutlar arasından gülümseyen hayaller… Sonunu düşünsek belki de bu kadar zor olmazdı kim bilir. Ama sonu düşünürsek yaşamanın ne manası var, anı yaşamalıyız dediğinizi duyar gibiyim.

Ben cevaplarını bulamadım. Benim kendime sorduğum soruları siz de kendinize sorun.  Eğer cevaplarını bulabiliyorsanız hayal kurmayı bırakın. Boşuna ne diye kendinizi üzüyorsunuz.

Hayaller ve gerçekler… İki farklı âlem… Hayaller el değmemiş gerçeklerden başka değil de nedir ki? Bu, bile bile lades değil de nedir ki?

 

 

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 716