GÖKTE BİR YILDIZ

Dünyanın en büyük yıldızı, o bir dünya starı... Kimden söz ediyor olabilirim sizce? Tabi ki de Güneş’ten bahsediyorum.

Dünya televizyonlarında onun için “iyilik meleği” diyorlar. Yaptığı yardımlarla, tüm canlılara hizmetiyle ve o muazzam sesiyle gündemden düşmüyor. Ben de aldım elime kâğıt kalemi, Güneş’in yanına gittim. Beni o her zamanki güler yüzüyle ve sıcak samimiyetiyle karşıladı. Onu ilk defa bu kadar yakından görüyordum. İçimde huzurdan başka hiç bir his yoktu. Hemen konuya girdim. Tüm zamanını dünyadaki canlılara yardım edebilmek için harcayan Güneş’in, bir gün içerisinde neler yaptığını, nelerle uğraştığını anlatmasını istedim. O da beni kırmayarak başladı anlatmaya:

“Tüm canlılar uyurken, günün en erken saatlerinde gözlerimi sabırsızlıkla açarım. İçi bulutlarla dolu yorganımı kaldırırım üzerimden. İşe bu kadar erken saatlerde başlamak, ilk başlarda zor gelse de alıştım zamanla. Kalkar kalkmaz aynamın karşısına geçerim. Evimin tüm odaları mavidir. Maviyi severim. Eşyalarım da mavidir bu yüzden. Mavi aynamın karşısında uzun sarı saçlarımı tararım özenle. Saçlarıma ve beyaz tenime uyum sağlayan parıltılı, yerlere kadar uzanan sarı elbisemi giyerim. Bahar ve yaz çiçekleri kokan kokumu tüm vücuduma sürünürüm. Ve artık sahneye çıkmaya hazırımdır. Sahnedeki ilk şarkımın hareketli ve eğlenceli olmasına dikkat ederim. Çünkü canlıların hayata iyi bir moralle, güzel bir enerjiyle başlamasını isterim. Şarkımı söylemeye başlarım heyecanla. Ve canlılar kıpırdanmaya başlar sesimi duyunca. İlk misafirlerim bitkilerdir. Ön sıralarda güzellikleriyle dillere destan olmuş, çiçek ailesinin gurur duyduğu gül ve lale sonra onların arkadaşları yerlerini almışlardır. Hemen arkalarında yan yana dizilmiş uzun boylu, iri yarı ağaçlar, onların diplerinde adlarını bilmediğim otlar ve daha niceleri... Benden aldıkları enerjiyle ve sıcaklıkla bütün tabiat kendine gelir. Öğleye kadar eğlence tüm hızıyla devam eder. Öğleden sonra bitkilerin yerlerini insanlar almaya başlar. İnsanlara iyi geliyorum çünkü. Ama bazıları takarlar gözlüklerini, otururlar karşıma. Yüzleri, elleri, kolları parlıyor benim gibi. Benden korunmak için vücutlarına yağ, krem gibi şeyler sürüp gelmişler. Neden benden korkuyorlar anlamış değilim. Hem benden korkuyorlar hem de bana ihtiyaçları var. Komik değil mi? Sabahki yoğun tempodan biraz yorulurum. Bu yüzden daha sakin daha yavaş tonda şarkılar söylemeye başlarım. Aşk şarkılarıyla yüreklerini ısıtırım insanların. Türkülerle başka diyarlara götürürüm onları. Rüzgâr saz olur ellerime. Türküler çığırırız birlikte. Ağaçlar da uzaklardan el çırparak eşlik ederler bize. Bazen dayanamam, bir anda türkünün ortasında gözlerimden yağmur çiseler tane tane yeryüzüne. Sonra toparlanırım hemen. Her gözyaşımın ardında, gökkuşağı tadındaki mutluluklarımı hatırlarım.

Doğadaki bitkilerin bana ihtiyacı var. Bu yüzden her gün onlarla birlikteyim. Bana minnettarlıklarını gösterebilmek için her geçen gün yeşillenip büyüyorlar, çiçek açıyorlar renk renk. Bana daha yakın olabilmek için ellerini havaya yani evime doğru uzatıp, bana ulaşmak istiyorlar. Sonunda kuruyup kalmak, sararıp solmak ihtimali olsa da… İnsanlar ise nankör ve bencil! Bana çıplak gözle bile bakamıyorlar. İki tane siyah pencerenin arkasından dikizliyorlar beni. Gördükleri Güneş gerçek Güneş olsa keşke… Yaptığım iyiliklerin karşılığı yok zaten. Yanlış anlaşılmasın! Ben sadece gördüğümü söylüyorum.

Hava kararmaya başlayınca son şarkımı söylemek üzere sahnede yerimi alırım. Sabahtan beri üzerimde olan sarı kıyafetimi çıkarır, onun yerine kırmızıya çalan koyu renk elbisemi giyerim. O sırada flaşlar patlar. Beni bu şekilde çekebilmek için insanlar birbirleriyle yarışır. Ben şarkımı söylerken kimi âşık çiftler sarılırlar birbirlerine, bazen bir gemi geçer koyumdan, içindekiler el sallar son şarkımı söylediğimi bilir gibi, bazen de... Ve ben yavaşça eğilirim, selamımı veririm tüm seyircilerin huzurunda. Sahneyi ağır adımlarla terk ederim.”

Güneş sözlerine son verirken aklımda şu cümleler sıralandı: “Yapılan iyiliklerin, fedakârlıkların karşılığı olsaydı herkes mutlu olurdu. Ama mutsuz olmamanın yolu iyilik yapmaktan geçiyor.”

 

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 500