BÜTÜN DÜNYA BUNA İNANSA

Rabb’imiz Elest Bezmi’nde ruhlara “Ben sizin Rabb’iniz değil miyim?”

(elestü birabbiküm) diye sorduğunda tüm ruhlar, “Evet( kalu bela) ya Rab! Sen bizim Rabb’imizsin. Biz buna şahidiz.” dediler.  Nasıl dediler? İnanarak, iman ederek dediler. Rabb’im kendi ruhundan üfledi ruhlarımıza. Ve ruhlarımız inanarak, can buldu vücutlarımızda. İnanarak açıldı ellerimiz semaya, dillerimiz duaya. Her şeye inanarak başlamışız, en güzel yerden başlamışız aslında.

Rabb’imize gönülden inanmanın huzuruna kavuştuktan sonra yapılacak olan ilk iş insanın kendisine inanmasıdır. Kendine inanmak da  pes etmemekten, karamsar olmamaktan, umudu kovalamaktan geçer. Ne olursa olsun yaptığın doğrularla ve hatalarla kendini kabul etmelisin. Kendini yargıla, yeterliliklerini ve eksikliklerini gözden geçir ama kendine asla haksızlık etme. Yaptığın hataların farkına varıp, o yanlışları bir daha tekrarlamamak için kendine söz ver. Doğrularına dikkat et. Senin için doğru olan şey Rabb’im için doğru olmayabilir. Doğru olmaktan sakın vazgeçme. Doğru sözden başkasını söyleme. İşlediğin günahlardan dolayı hayatı kendine zindan etme. Mutlaka telafisi(tövbe) vardır. “Evet” demiştik, inanmıştık unutma. Yaptığın iyilikleri ve güzellikleri de dünya pazarının tezgahında çok sergileme. Rabb’im bilsin yeter. Her zaman başarılı olamayabilirsin çünkü olmak zorunda değilsin. Elbet bir vakti vardır, sabret ve er ya da geç başaracağına inan, yeter ki kendine inan.

Sonra dost gelir aklıma inanmak diyince. Kalbinden kanatlanıp, aklından geçerse dostun, bil ki o da seni düşünüyordur. Onun da aklında sen varsındır. Bir sihir gibidir sanki. Herkesle, her zaman olmaz bu dediğim. Dostunu aklından geçirir geçirirmez bir bakarsın seni arıyordur, sana mesaj atmıştır ya da uzaklardaysa eğer sessiz sessiz dertleşiyordur seninle. İçinden konuşsa da bir şekilde duyacağını hissederek dertleşiyordur seninle. Bıkmadan, sıkılmadan muhabbet edebilirsin dostunla. En saf, temiz halini de bilir dostun en güçlü, kararlı halini de. Bu dostluk nasıl oluşur, insan kime dost der? İnsanın dostu en güvendiği arkadaşıdır. Hani az önce kendine inanmıştın ya, sanki şimdi de kendinle karşı karşıyasın. Öyle değil mi? Ona da inandın bu yüzden. Çünkü seni anlayabilen, her anında yanında olabilen birisi var. Seni senden çok düşünen “ikinci sen”in var. “İkinci sen” olduğuna inandığın o kişi işte senin dostundur. Gerçek dostun...

İnanmak sevmenin yarısıdır, inanarak seversen o zaman  tam olur, aşk olur. “Ne yaparsan yap aşk ile yap.” diyor reklamda. Bence ne yaparsan yap inanarak yap. İnanmadığın bir şeyi aşk ile yapsan bir anlamı olur mu ki! Bir gün sevmek istersen birini, güzel sözlerine, romantik sürprizlerine inanma, etkileyici bakışlarına inanma. Bunlar yalnızca sevmenin başlamasına yol açabilecek küçük küçük kapılardır. Eğer bir gün seversen ahlaklı olduğuna, seni üzmeyeceğine, seni mutlu edebileceğine inandığın kişiyi sev. Seni yarı yolda bırakmayacağına, aldatmayacağına inandığın kişiyi sev. Seni olduğun gibi kabul edip, seni sen  olduğun için seveceğine, seni anlayabileceğine inandığın kişiyi sev. Sonunda aşk olan en büyük kapıya ulaşacağın bu yolda böyle inanarak sev işte.

Hayal gibi gelmesin söylediklerim. İnanın bana. İnanalım birbirimize. Hayalleri gerçekleştiren kahramanlar bizleriz. Keşke bütün dünya buna inansa... Ne güzel olurdu.

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 560