• Ana Sayfa
  • »
  • BİR SİHİRBAZ OLMAK İSTERDİM

BİR SİHİRBAZ OLMAK İSTERDİM

Bir sihirbaz olmak isterdim. Gönül gönül gezmek isterdim tüm dünyadaki insanları. Ancak bir yüreğe dokunabilirsem değiştirebilirim belki bir şeyleri diye düşünüp, böyle bir olanağa sahip olmak isterdim. Tüm sihirbazların aksine sihirli bir değneğim ya da

Bir şeyleri yok ederek, kaybederek alkış almak yerine, yok olan güzellikleri, sevgiyi, iyi niyeti, masumiyeti, saflığı bir el hareketimle geri getirmek isterdim. Alkış almam önemli değil. Çok özledim çünkü. Masum gözler görmeyi, iyilik yapmak için uğraşanları, çirkinleştirmek için değil de güzelleştirmek için çabalayanları çok özledim.

Şapkamdan yapma  çiçek çıkarmak yerine, bir bahçe çıkarmak isterdim kocaman, yemyeşil, huzur dolu. Üzerinde kendi ellerimizle dikdiğimiz, suladığımız çeşit çeşit çiçekler, ağaçlar... Ve yine şapkamdan güvercin uçurmak yerine, birlik ve beraberliği uçurmak isterdim zihinlere.

Bir çocuğu gülümsetebilmek için kulağının arkasından para değil de kitap çıkarmak isterdim. Eski de olsa yeni de olsa bir kitabın içerisinde yazılı olan satırların, paranın üzerinde yazan şeylerden daha değerli olduğunu anlatmak isterdim sıkılmadan. “Param olmadan kitabım nasıl olsun?" diye soran bir çocuğa “Kitabın olursa zaten paran olur, kitap sana paradan daha değerli ve kalıcı şeyler kazandırır. Para sayıdan ibarettir oysaki kitap, sayısız cevherlerle doludur.” cevabını vermek isterdim.

Büyükçe şemsiyemi açıp, çatısı altında tüm insanların kardeşçe yaşayabileceğini göstermek isterdim. Kapı kapı dolaşıp toplamak isterdim bu şemsiyenin içine tüm insanları. Yağmur da sızdırsa arada, güneş bunaltsa da düşünceleri, karın soğukluğu üşüttse de umutları bir şekilde baharın hep var olduğunu görmelerini isterdim bu şemsiyede. Gerçekten inanırlarsa ve isterlerse bunu başarabileceklerine, başarabileceğimize inandırmak isterdim.

Camdan yapılmış bir dünyanın içindeysem ve içindeysek hepimiz kaç saniye nefesimi tutabiliyorum bakın demek yerine sizi boşuna heyecanlandırmak yerine, karşınızda durmadan nefes alıp verirdim, istediğim kadar istediğim her yerde. Rahatça nefes alıp veriyor olmanızın kıymetini anlamanızı isterdim böylece. Bunun için de binlerce kez şükretmenizi isterdim Yaradan’a.

Elimde karodan, maçadan oluşan bir iskambil destesinin değil de, arkadaşlığın, dostluğun, sadakatin, fedakarlığın, vefanın, anlayışlı olmanın, saygının, sevginin olduğu bir destenin olmasını isterdim. Bu desteyi size açık bir şekilde göstererek, sizin de bu destenin içinden dilediğinizi seçmenizi isterdim. Keşke hepsini seçseler diye dua ederdim kesin içimden.

Üzerinizdeki renkli renkli elbiseleri on saniyede bir değiştirmek yerine, yüzlerinize taktığınız korkunç maskeleri değiştirmek isterdim. İçinizdeki gerçek sizi, size buldurmak isterdim. Belki bunu bilerek yapmıyor çoğunuz ama sahte bir benlik seni sen olmaktan uzaklaştırıyor. Bense ‘sen’ler arıyorum. Gerçek ‘sen’ler...

Bu zamana kadar bir nesneyi, bir insanı, bir şeyleri kaybettiği için alkışlandı sihirbazlar. Sonra o kaybettikleri şeyleri tekrar bulunca ayakta alkış aldılar bu sefer. O halde Dünya adlı gezegen sihirbazla dolmuş taşmış. Her gün nelerimizi kaybediyoruz yahut hangi duygularımızın kaybolmasına izin veriyoruz farkında mısınız? Ve bizi dışarıdan izleyenler alkışlıyorlar bir güzel. Seviniyorlar değerlerimizi, kardeşliğimizi, birlik ve beraberliğimizi kaybettiğimiz için. Peki bu kaybettiğimiz şeyleri geri getirebilecek miyiz sizce? Hadi gelin siz de sihirbaz olmak isteyin benim gibi. Birilerinin ya da bizzat kendimizin yok ettiği şeyleri geri getirmeye ne dersiniz? Asıl alkışı işte o zaman hak edeceğiz.

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 586