Eski Bayramlar

Bayramlar kaynaşma, paylaşma ve barışma günleridir. Toplumumuzun en çok ihtiyaç duyduğu bu özlemler inşallah gerçekleşir ve insanlarımız bayramlarını huzur ve mutluluk içinde geçirirler.


 

Nerede o eski bayramlar diye başladığımız sohbetleri bile yapamaz olduk. Ekonomik nedenler insanları biraz daha mı hırslandırdı, yoksa yeniliklerin esiri mi olduk, falan filan bayramda tatile … ya gideceklermiş yarışı mı başladı bilmiyorum. Toplum bayramların amacını unutuyor mu?  Diye düşünmekten kendimi alamıyorum.

 

Çocukluğumu yaşadığım bayramları hatırlarken anılar bir sinema şeridi gibi gözümün önünden geçiyor. Bayramda kesilmek için alınan koyun ve ya keçiyi bakma, otlatma görevi genelde küçüklere aittir. Bir kaç komşu çocuğu koyun ve keçilerini beraber otlatırdı. Tek başına olan hayvan kendi hemcinsleri ile bir araya geldiğinde meleme sesini keser sessizce hep beraber otlanırlardı. Bu hayvanların bir araya geldiklerinde mutlu olduklarının işaretiydi. Bir iki ay önceden alınan hayvanlar çocuklarca beslenerek etlenmesi sağlanır böylece çocuğun aileye nasıl ekonomik katkıda bulunduğu öğretilmeye çalışılırdı. Birbirlerine alışan çocuk ve hayvanlar dinimiz gereği kesilmeye giderken sanki birbirlerinden istemezler, çocuğu ikna edebilmek için kurbanın neden ve niçin kesildiğini dini ritüelleri anlatılmaya çalışılırdı. Allah’ın hali vakti yerinde olan ailelere kurban kesme görevi verdiğini, kesilen kurbandan ihtiyaç sahibi fakir fukaralara dağıtılması gerektiği anlatılır, birazdan senin beslediğin hayvanın etinden falan komşuya sen götür senin nasıl güzel hayvan beslediğini onlar da görsünler diye çocuk ikna edilerek gönlün alınmaya, yaptığı işle gurur duyması sağlanmaya çalışılırdı.

 

Bayram namazı köyün tek camisinde erkekler ve çocuklar ile kılınarak çocukların o ortamı paylaşması sağlanır, tıklım tıklım olan caminin içi ve bahçesi de sanki bayram ederdi. Saflarına ürkeklikten katılamayan çocuklar da dışarı da namazın bitmesini beklerlerdi. Kadınlar evlerinde evin erkeğinin dönmesini beklerken yemekler hazılanırdı. Cami çıkışı kapı ağzında herkes bayramlaşır, köyün büyükleri köy odasında bir araya gelir, evden getirilen yemekler yenilirken kimin hasta olduğu, kimlerin birbirleri ile dargın oldukları öğrenilir, hastalar ziyaret edilir, dargınlar köy odasında bir araya getirilerek barışmaları sağlanırdı. Bayramın amacına uygun geçirilmesi için gereken her şey yapılırdı.

 

Biz çocuklar camiden çıkar çıkmaz büyüklerimizin ellerini öper verilen hediyeleri sevinçle alırdık, sonra evlerimize koşar annelerimize sarılır, akrabalarımızla kucaklaşırdık. Kısacası bayram, bayram gibi kutlanır, kaynaşma, paylaşma ve barışma gerçekleşmiş olurdu.

 

Hepinizin bayramını kutlar, barış ve huzurun tüm yurdumuzu ve insanlığı sarmasını dilerim. Allah’ın rahmeti üzerinize olsun.

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 561