SEVİM TEYZE

SEVİM TEYZE

Küçük bir Anadolu kasabasında geçti çocukluk ve  gençlik yıllarımız…

Bahar geldiğinde mor menekşeleri (eğer bulabilirsek sarı menekşeleri )bir dalın ucunu bir miktar açarak arasına yerleştirip ucunu bağlamak ve öğretmenimize vermek bizim için en büyük mutluluktu…

Toprak evlerin üzerindeki karların daracık sokaklara kürünerek  temizlendiği  daracık sokaklarda karlara saplanan ayaklarımızı çıkartmaya çalışarak ulaşmaya çalıştığımız okulumuz…

Güvenle gidelim diye üç arkadaşın birbirini evden alarak yola devam ettiği yıllar,elimizde kitap ve defterlerimiz ve kırmızı defter kaplarımız,kara yağmura dayansın diye özenle kapladığımız.

Düşmeyelim diye bir elimizde kitapları tutarken sıkıca koluna girdiğimiz arkadaşlarımız… Acılarımızı, sevinçlerimizi, aşımızı, ekmeğimizi paylaştığımız ...

Kendimiz için istediğimiz her ne varsa onlar için de istediğimiz o güzel yıllarımız…

Evimizin en güzel yeri olan misafir odasında arkadaşlarımı misafir etmeme izin verilmemesi en çok üzüldüğüm konuydu… Sebebi ise eskimesin diye..Öyle de oldu hiç eskimeden biz büyüdük..O sebeple midir kendi evimde hiç misafir odam olmadı...

En çok Sevim teyzelere gitmek isterdim, neden mi?

Çünkü bizimki gibi misafir odaları yoktu fakat kendi oturdukları odada bize açtığı yer sofrasında ikram ettiği yiyecekler dünyanın en lezzetli yiyecekleriydi benim için; içinde sevgi ve değer de vardı .’Çocuk bunlar’ demeden hazırladığını hissedebildiğim…

O üzüldü diye çok sevdiğim arkadaşımla  uzak kaldığım yılların ardından ...

Dostluğun anlamak ve koşulsuz sevmek olduğunun ispatı olurcasına  geçmişi özlemle yad ettiğimiz iki yarım elmayız.

Gitmedi Sevim teyze iki şey. ..

Sofraya koyduğun sevgi ve değer…

Siyah kasketiyle duvara astığın fotoğraftaki bakışlar…

Emine Çataltaş

 

 

 

 

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 226