HOŞÇA KAL

HOŞÇA KAL

Çoğu zaman yaşamın akışına uyuyor,çalışıyor,temizlik yapıyor,yemek yapıyor,kabul günlerine gidiyor… Bu zamanlarda kendini tebrik ediyor...

Fakat öyle zamanlar oluyor ki içinde başka biri var gibi hiç birini yapmak istemiyor… Bir duygusallık ve hüzün dalgası sarıyor benliğini, durup dururken gözleri doluyor...

Dışarıda buluyor kendini yürüyor, yürüyor... İşte o anlarda ağaçlar konuşuyor, kuşlar konuşuyor, deniz, ırmak konuşuyor, duyuyor...

Ağaçlar yapraklarını sonbahar rüzgarıyla koparırken kendinden kimilerinin uzağa savrulmasını, kimilerini gözünden uzağa gitmemesini istiyor…

Kuşlar en çok betonlaşmadan şikayetçi,dalına konacak ağaca hasret…

Irmak alır başımı giderim diyor, onunla birlikte gidiyor denize doğru...

En büyük hayaliyken ırmağın içinde kaybolacağı deniz miydi özlemi, kaybolacağını bilmeden...

Yağmur damlıyor üzerine damlaların yakmasını hissediyor teninde… Gözlerindeki damlalara aldırmıyor artık, karışıyor birbirine…

Duramıyor, sığamıyor dünyaya, bir ses yankılanıyor o anda...

‘Sen kimseyi sevmezsin,sevmeyeceksin…sevmeyeceksin…Rüzgarların önünden kuru bir yaprak gibi sürükleneceksin…’

Nağmeler mi onu buldu, o mu nağmeleri arıyordu ?

Kimi arasam diye düşündü…düşündü… ’Sen duygu hissettiğinde başkaları da hissettin istiyorsun’ denilmesi geldi aklına… Yürüdü hızlı adımlarla…

‘Hoşça kal’ diyebildi…

Emine Çataltaş

 

 

 

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 288