HİDAYET

HİDAYET

İlkokula başladığında okuyamazsın sen diye evine gönderdiler,ertesi gün şansını yeniden denemek istedi, okumak istiyordu…

 

Almadılar okula, ‘sen git koyunları güt’ dedi öğretmeni… Bir daha hiç gitmeyeceği okuluna son defa baktı… Kimsesi yoktu sahip çıkacak, çaresiz tek yapabileceği işe çobanlığa yöneldi… Koyunlar en büyük sermayesiydi,her gün otlatmaya götürdüğü köylünün koyunlarından almak,sayılarını çoğaltmak ve iyi para kazanmak istiyordu çocuk aklıyla... Günler aylar yıllar derken evlenme çağına gelmişti ama hala çobandı… Gözleri deniz mavisi Hamide`yi uygun gördüler Hidayet`e… Evlendiler yaşamın tüm zorluklarına birlikte göğüs germek için… Nur topu gibi bir oğlu oldu, ardından ikinci oğlu...Okula başlamaları gerektiğinde onların kendi kaderini yaşamalarını istemiyordu, Almanya`ya işçi alınacağını duydu… Hiç düşünmeden müracaat etti… İki oğlunun okuması ,saygı duyulan insanlar olması en büyük dileğiydi. Ve nihayet mucize gerçek oldu Almanya`ya işçi olarak kabul edildiğini haber aldı… Kaderini değiştirecekti... Almanya`ya adımını attığında Almanca bilmek bir yana Türkçe okuması yazması bile yoktu ama hayalleri vardı çocukları, ailesi ve kendi için… Kömür madeninde kimsenin yapmayacağı zorlukta işleri hiç şikayet etmeden yaptı, fazladan çalışmalara katılıp o yıllardaki para birimi olan markları hayalleri için tasarruf etti. Çocuklarının köyde okumasını istemiyordu bu yüzden kazandığı paralar ile çiftlik olarak kurabileceği araziyi il merkezinin sınırları içinde satın aldı… Oğulları okula gidiyordu ve bundan çok mutluydu. Büyük oğlu akrabalarının yanında kalarak liseyi bitirdi ve üniversitede mimarlık fakültesini kazandı, dünyalar babasının oldu... Hatta fakülteyi bitirmeden aldıkları arazinin içine evlerinin projesini çizdi, yeni evlerini yaptılar… Kardeşi annesiyle yeni evlerinde oturacaktı…

 

Madendeki yoğun iş temposunu yüreği kaldıramadı ölümün eşiğinden döndü,kalbine pil takıldı ve emekli edildi… Memleketine döndüğünde küçük oğlu da babasının çocukluğunun acılarını dindirmek istercesine arkeoloji bölümünü kazandı üniversitenin… Hidayet artık kazandığı paralarla hayalini gerçekleştirebilecekti. Çobanken bir tanesine bile sahip olamadığı koyunların yerine onlarca büyük baş hayvandan oluşan ahırlar kurmuş ve onlarla ilgilenecek çobanlar çalıştırmaya başlamıştı yanında...Hamide`si ise gözle zor görülen arazileri ekip dikiyordu… Hidayet yüksek mimar bir oğlunun başarılarıyla gurur duyarken küçük oğlunun Türkiye`nin en büyük açık hava müzesinin müdürü olmasının onurunu yaşıyordu… Kimseye yük olmadan çok çalışarak geçen ömrü demans denilen bir hastalığa yakalanması ile yıkıldı… Hiç bir şey hatırlamıyordu… Çocuklarını bile..Bir şey hariç… Öğretmeninin ‘sen okuyamazsın git çobanlık yap’ diyerek okuldan göndermesini ve ‘paran var mı koyunları alacak’ diye tekrar tekrar kendi kendine tekrarladıklarını...

 

Emine Çataltaş

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 286