HAYALİMDİ

HAYALİMDİ

İlkokula başladığım gün doğdum sanki, öncesini hiç hatırlamıyorum. Mahalleden en sevdiğim arkadaşım Zehra ile heyecanla gitmiştik Hisar ilkokuluna yürüyerek.

 

Sıra olmamızı istedi öğretmenler,hiç ayrılmadığımız için Zehra ile arka arkaya sıraya geçtik neler olacağından habersiz.Baştan başlayarak saymaya başladı bir öğretmen tam Zehra’nın yanında durdu’ siz benimle geliyorsunuz’ dedi, gittiler.

 

Sıranın en önünde kalmıştım bu durum beni mutlu etti ama Zehra nereye gitmişti, neden bizi ayırdılar diye merak ettim.Benim başında olduğum sırayı da bir başka öğretmen benimle geliyorsunuz diyerek bir sınıfa götürdü .O gün anladık ki artık Zehra ile hep ayrı sınıflarda olacaktık.

Çok çalışan ama notları çok iyi olamayan bir öğrenci oldum, okumayı öğrendiğimde en büyük merakım o yıllarda gazete kağıdından yapılmış kese kağıtlarının üzerindeki yazıları okumaktı. Paket olarak sarılmış gazeteleri okurken başladı okuma aşkım.Okul kitaplığından aldığım kitapları ders defterinin arasına koyup okumak durumundaydım çünkü annem kitap okumanın iyi bir şey olmadığını düşünüyor sadece ders kitabı okumamıza izin veriyordu.

Bir şey okuduğumda zihnimde bir aydınlanma oluyor, sanki bir yol açılıyordu özgürce yürüyebileceğim.İşte böyle başladı edebiyata düşkünlüğüm.Okulda şiir okunması gerekirse mutlaka ben okurdum,yarışmalara şiir yazar okulun gururu olduğumu hissederdim…

Orta okul fen dersleriyle zor geçti,matematik kabusumdu,soruları çözmek yerine bu formüllerin anlamını bulmaya çalıştım hep.Lisede durum daha da vahimleşti…Tüm çalışkanlar fen koluna gidiyor diye ben de fen koluna kayıt oldum… Sonuç kabustu fen ve matematik dersleri hep bütünlemeyle sonuçlanıyordu.Yaz tatilinde o derslerin sınavlarına girmek için okul formasıyla tanıdıkların yanından geçerken saklanmaya çalışıyordum.

Bu başarısızlığa rağmen okulu tüm bayramlarda ben temsil ediyor, edebiyat öğretmenlerinin takdirini alıyordum.

Lise ikinci sınıfta karne töreninde karnemi alınca çok şaşırdığım bir şey vardı, matematik dersim zayıf olmasına rağmen zayıf görünmüyor geçmiş olduğum yazıyordu,bir yanlışlık olduğunu düşünüp öğretmenine sormaya gittim ‘öğretmenim benim matematiğim zayıftı sanırım yanlış yazılmış’ dediğimde ‘hayır yanlış değil sen elinden geleni yapıyor çok çalışıyorsun bu not onun karşılığı’ dediğinde dünyalar benim olmuştu…

Şubat taliydi teyzemlere annemle ziyarete gitmiştik karneleri sormak kaçamayacağımız bir durumdu öğretmen olan eniştem ‘karne nasıl ‘diye sorduğunda dünyanın en zor cevabı ‘dört zayıfım var’ demek oldu .Aldığım cevap ise hala üzer beni ‘kendinden utanmıyorsan annenden utan bak bizim kızımız takdir aldı ’.Kendim için değil ama annemin bunlara tanık olmasına çok üzüldüm…Yıllarca düşündüm bu kadar çalışıp  bu derslerden başarısız olan başka  biri var mı diye…

Takdir alan kuzenimle aynı sınıfta olmak zordu tabi ama o sözlerle daha da çok çalışmaya başladım.

Lise son sınıfa geldiğimde en büyük hayalim en çok sevdiğim ve en başarılı olduğum ders olan Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliğini kazanmaktı.

Üniversite sınavının birinci basamağını kazanmıştım,takdir alan kuzenim ise barajı aşamamıştı.İkinci basamak için çok çalışmam ve il merkezinde olan o yıllarda yeni açılan dershaneye gitmek istiyordum ama ne paramız vardı ne de imkanlarımız.Buna rağmen ailem dershanenin parasını borçla da olsa ödeyip bir akrabamızın  yanlarında kalmam için izin aldılar.Ben de dershane çıkışında ev işlerine yardım ederek mahcubiyetimi gidermeye çalışıyordum.İkinci sınav sonuçları açıklandı kendime göre iyi bir puandı ama nereye yerleştirileceğimizi hiç bilme şansımız yoktu.

Tercihlerimde Türk dili ve edebiyatları hayalimi süslüyor  sonucu merakla bekliyordum...Sonuçlar gazetede kod olarak yayınlandı .Sınava girdiğim numaram yazınca duyduğum mutluluk kazandığım bölümü öğrenince hayal kırıklığı ve üzüntüye dönüştü.

Ailemin imkanlarının uygun olmayışı nedeniyle tekrar hazırlanmak yerine  okumak zorunda kaldığım başka bir öğretmenlikti…

Mutsuz başladığım eğitim hayatım bir arkadaşımın ‘ne yaparsan yap severek yapmalısın, ya da bırakmalısın kimseye mutsuzluğunu yansıtmaya hakkın yok’ dediğinde artık şikayet etmeden elimden geleni yapacağıma inanmıştım.

Evlilik çocuk derken geçen yirmi yedi  yılın içine sığan binlerce öğrenci ile geçen bir eğitim yolculuğu… Daha dün başlamış gibiyken Türkiye’nin en iyi yirmi meslek okulu müdürlüğünden  istifa ile sonlanan bir kariyer… Çünkü eğitim tarafsızlıkla yürütülür adalet olmadan yöneticilik olamazdı…

Yirmi yedi gün gibi geçen yılların ardından emeklilik ve yine eğitimci olarak tekrar  çalışmaya başlamak yirmi sekizinci günün sürmesini hep dileyerek…

Yazı yazmak ve yayınlamak için ertelediğim yılların acısını çıkarırcasına çok sevdiğim gazeteci bir dostumun deyimiyle ‘ Bir Yazar’ olarak içimdekileri okuyucularla paylaşmaya başladığımda hayalime döndüm...

Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne başvurumun kabul edildiğine dair belgemi  ‘HAYALİMDİ’  başlığı ile sosyal medyada yayınladığımda ellisinde gelen hayalimdi…

Geç olmadığının ,olmayacağının inancıyla…

 

Emine Çataltaş
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 263