DOST’A MEKTUP

DOST’A MEKTUP

Titreyen bir ses ile avucunda sıkıca tuttuğu kağıt parçasını, hüzünlü gözlerini kaçırarak; ’Daha sonra okur musunuz?’ diyerek uzattı…

Üzüldüğü ve konuşmakta zorlandığı zamanlarda dudakları titrer, en güçlü görünmeye çalıştığı zamanlarda bile.Demek ki ,bazen sözler yetmez,o zaman kalem kağıda sarılır ya insan. Söz uçar,yazı kalır ya, işte öyle bir şey… Kelimeleri, cümleleri sindirerek ağır ağır okumaya başladım:

“Aslında nereden ve nasıl başlayacağımı bilemiyorum.Yaşadığım ve hissettiğim duygular öylesine çelişkili ki!..Herkesi çok iyi dinleyen fakat kendini anlatmakta zorlanan biriyim.Yaşadıklarım,duyduklarım beni incitti.Nedeni ise sevdiğim insanlara karşı çok zayıf olmamdan kaynaklanıyor.Duyduğum sözler ,öksüz kalan birine insanların eziyeti gibiydi.Sadece ne yapacağımı bilemeden ağladım.Kendimi güven duyulmayan biri gibi hissettim.Zamana konsantre olamıyorum.Ne bilgim, ne tecrübem kalmıştı.Siz bu duyguyu hiç yaşadınız mı? Yaşam gücü aldığınız birinin elini yaşamınızdan çekmesiydi bu duygu. Aslında bir çok kimse böyle bir duyguyu aptalca bulabilir.Fakat benim için yaşamın başı ve sonu gibi bir şey...Boşluğu doldurulması gereken bir taş mıydım? Yoksa gerçek anlamda bana ihtiyacınız var mıydı?..Sevginin ,paylaşmanın birlikteliğini yaşamalıyım.Siz beni ne kadar yanınızda hissederseniz ben o kadar sizinleyim.Asıl söylemek istediklerim,söyleyemediklerimde gizlidir.Söyleyemediklerim ise sizi çok sevdiğim ve saygı duyduğumdur.”

İlk elime aldığımda sadece bir kağıt parçası olan bu duygu yüklü mektup, artık elimde bir pırlantaya dönüşmüştü.İtinayla katladım,yüreğimin en derinlerine sakladım.

Güven yoksunu olduğunu sandığın için süzülen gözyaşları, senin daha da güçlü, kararlı olman içindi.Daha çok insan yaşamlarına dokunman,bir gece feneri gibi aydınlatman içindi.Kim bilir ,kimler seni örnek aldı,hayranlıkla izledi.

Acı sözler, bazen ağır gelse de sevdiklerimizden, zorluklara katlanmayı daha çok öğrenmemizi istemelerindendir.Bana hiçbir borcun kalmadı kabına sığamayan küçük kız.Sen o borcunu mayandaki güzellikleri kullanıp,pek çok mutsuzluğu mutluluğa,başarısızlığı başarıya dönüştürerek fazlasıyla ödedin.

Her alanda önemli görevlerdeki boşlukları doldurması gereken kişiyi gözünüze kestirdiniz mi peşinden ayrılmayın. O, aslında boşluğu dolduran bir taş değil, erdemli insanın özelliklerini taşıyan en önemli yapı taşıdır. Arkasında durun, hep yanında olun. Onlar düşse de kalkar. Hem de daha güçlü, daha emin adımlarla. Elinizi uzatın, çok şans verin. Gözünüz gibi bakın, altın değerindedirler. Sindirmeyin, yok etmeyin. Ne olur, yaşamınız boyunca insana emek verin. Emek verin ki, size saygı, sevgi, takdir olarak geri dönsün ve siz o sevgi çemberinde mutlu, çok mutlu yaşayın.

Geceye doğru ‘uyudun mu?’ diye gelen mesaja ‘uyumadım’ diye cevap verince aşağıya in sana bir şey bırakacağım dediğinde heyecandan ellerim titriyordu…

Hasretle kucaklaşmanın ardından el yazısıyla özenle yazılmış yazıyı uzattı ve ‘şimdi okuma’ deyip ayrıldı…

Okumaya başladığımda mektup diye yazabildim mesaja. ’Evet’ dedi . On sekiz yıl oldu, okudukça dünyalar benim oluyordu…

Şimdi dünyalar benim…

Emine Çataltaş

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 181