DAVETİYE

DAVETİYE

Dile kolay yarım asrın yorgunluğu vardı üzerinde, bir damlaya bile tahammül edemediğini anladı o gece…

Geçmişi çağrıştıran sözleri duyduğunda vücudunun kaskatı kesildiğini, kan basıncının beynine sıçradığını hissetti…

İstemsizce ‘bu konuda bir kelime dahi duymak istemiyorum ‘dedi… Karşısındakinin şaşkın bakışlarını üzerinde hissediyordu rahatsız bir şekilde…

Yıllarca sevildiğini zannettiği insanlar tarafından kendisine ve sevdiklerine karşı değiştirdikleri tutumun eleştirisiydi Onu bu denli çıldırtan…

Oysa ne güzel de susmuştu beyni artık istemsizce konuşmuyordu…

Bir süre sonra ortamı terk edip başka bir odaya gitti, düşündü insanları,olayları,onlar hala vardı,yaşıyorlardı ,kendisi gibi… Bazen bir alışveriş merkezinde bazen sokakta karşılaşıyorlar gözlerine bakıyor ama gözler ondan kaçıyordu…

Çıkarlar değişince insanın değiştiğine ilk defa şahit oluyordu… Hem de bir çok insanın..İnanmak istemse de gerçeği acı çekerek anlıyordu…

Sabah uyandığında tüm enerjisini tükenmiş hissetti… Düşünmek istemese de içindeki çığlık susmuyordu…

Gerçekten sevmişti onları, kimseyle bir sorunu olmamıştı bu sebeple uzaklaşanların uzaklığı dokunuyordu…

Bir sözcüğe bin anlam yükler gibi bir davetiyeye yüklüyordu binlerce anlamsızlığı…

Emine Çataltaş

 

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 249