BİR ARPACIK HİKAYESİ

BİR ARPACIK HİKAYESİ

Çok sevdiğim bir eğitimci dostumdan mesaj aldım; ‘Canısı kaçta eve geliyorsun ? Sana bir yazı hazırladım onu verecektim. Okuman ve beğenirsen değerlendirmen için.’

Çıkmama çok az bir süre kalmıştı büyük bir merakla uğrayıp yazıyı almaya gittiğimde sımsıkı bir sarılışla karşıladı…

Heyecandan kalbimin ritmindeki hızlanma bir kuş misali ,ellerim titreyerek okudum  ‘Bir Arpacık Hikayesi’ni…

 

“Mevsimler ne kadar güzeldir.Her birinin tadı ayrıdır.Dönüp baktığımızda geçmişimize ,neler yaşamışızdır sıcakta,soğukta,yağmurda ,karda…

Bahar polen mevsimidir. Kimileri hapşırma,öksürme,tıksırma,kaşıntı ile geçirirler bu ayları…

Kaç yıldır aynı terane…Yine bahar ve yine aynı göz ağrısı ile uyanmaya çalıştım.Ben biliyorum hep yaşadım bilmem kaçıncı kez.Aynanın önünde kocaman açmaya çalıştım gözlerimi..üfff..Yine bir ARPACIK .Acıyan sadece gözüm değil ,yüreğimdi.Film şeridi yine sarmaya başladı geriye…

Kocaman bir sınıf, yaşlar on üç on dört. Üçer kişi oturmuş kızlar, önlerinde beyaz birer bohça. Heyecan ve korkuyla içinden bir şeyler çıkarıp koyuyorlar düzgünce.

Kutular, makaralar, iğneler rengarenk.Ders El İşleri.Haftada birkaç saat ama öğretmeni pek bir kızgın,öfkeli hep.Kimi için çok eğlenceli olan bu dersi öğretmeni yüzünden hiç sevemedim.

Allah’ım ,işkence başlıyor…Öğretmen orta yaşın üstünde ,kısa boylu,kumral bir kadın.Gözlüğünün üstünden bakar.Neden hep asık suratlı?Oysa gülse biraz.Nasıl gülüyor acaba?Gülümseyince dişleri görünür mü?Gamzesi var mı?Gülümseme para ile mi satılıyor?Çocukluk işte..Anlamazsın bu işlerden.Otur,düşünme,yorumlama,hissetme,sadece sus ve otur.

Bu günkü konu ,herkes ev ödevi olarak verilen örnek beyaz opel kumaş parçasını getirip gösterecek öğretmene.Parça üzerinde çeşitli dikiş çeşitleri olmalı.Seyrek ,düz,teğel,hiristo teğel…sıra,sıra.

Evde anneler özenle yapar bunları, ütüler bohçaya yerleştirir. Kızlar beceremese de sınıfa gönderilir.Öğretmende 10 almak çok önemli.Bu anneler için de onur meselesi.

İşte öğretmen de masada. Okul numarası ile çağırdığı öğrencinin ödevini inceleyip not veriyor.Sertçe bakıyor her zamanki gibi.

Sıra bana geldi.Elimde çok özensiz bir ödevle ağır ve korkak adımlarla yaklaştım.Kalbim küt küt masaya çekinerek uzattığım kumaş parçasına hayretle baktı: “Bu ne ? Yapmamışsın,eksik ödev ...” bir şeyler söylemeye çalışırken tam da arpacıklı  gözümün oradan yanağıma okkalı bir tokat. “Şu arpacık da çıkacağı zamanı buldu.”Annen yardım etmedi mi ?” diye bağıran bir ses,yardıma koşan cılız bir arkadaş sesi  “Öğretmenim  onun annesi Almanya’da çalışıyor. Gözünde de arpacık çıktı,şişti,gözü ağrıyordu çok…” Ne zaman bahar gelse ,arpacık çıksa gözüm değil,içim acır.Aynaya bakınca dalar giderim.Ondan severim konuşurken gözlerine bakmayı insanların.Yüzlerindeki gülümsemeyi yakalamayı severim.Gülümseyen öğretmenlerimizin çoğalması dileğiyle…”

 

 

Rumuz: Bir Yazar

 

 

 

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 218