KIRMIZI TOP

KIRMIZI TOP

Büyük bir tepenin eteğinin altında bulunan iki katlı ahşap evlerinin yanından uzun bir sulama kanalı geçiyordu..Kanalın bitişiğinde sebze ve meyve yetiştirdikleri küçük bir bahçenin  bitimindeki derede  kara kavakların göğe muhteşem yükselişi..Salkım söğütler ve bir sürü küçük bitkinin  kapladığı dere yaz aylarında kurbağaların taşların üzerinde güneşlendiği,suya girdiği,ördeklerin yumurtalarını akan suyun yanındaki bitkilerin üzerine yumurtladığı muhteşem bir atmosfere dönüşüyordu..

Kış geldiğinde ise durum korkunç bir hale dönüşüyordu aşırı yağmur ve karların etkisiyle o güzel dere kapasitesinin çok üzerinde suyu taşıyamıyor taşarak evlerimizi suların altında kalması riski yaratıyordu.Dağlardan getirdiği kütükler sağa sola savrularak akıp gidiyordu.O kadar korkuyorlardı ki sular azalmayınca evi terk etmek  zorunda kalıyorlardı..

Baharda biraz daha azalıyordu sular taşmıyordu ama içine bir şey düşerse almak mümkün olmuyordu..Hemen evlerinin  önündeki tahta köprüden geçerken kırılıp içine düşecekleri  endişesi,bazı tahta parçalarının kırılan yerlerinden aşağıdaki akan sulardan korkarak yavaşça geçtikleri yetmişli yıllar..

Mahallede herkes bir birini tanıyor, ev işlerini tamamlayan arkadaşlar köprünün karşı tarafındaki boşlukta buluşarak oyunlar oynuyordu.

O gün plastik bir top getirdi arkadaşları  çok mutlu oldular..Yakar top oynuyorlardı heyecanla..

Attıkları  top  şaşkın bakışlar arasında dereye kaçtı..Koşarak derenin içine yaklaşabilecekleri merdivenlere indiler ,kimse topu almaya cesaret edemiyordu,oyunları  yarım kalmıştı..

Topu merdivenlerin yanına geldiğinde alabileceğimi düşünerek en önde o vardı,topa uzandığını hatırlıyordu  sadece sonrasında kendini azgın suların içinde sürüklenirken buldu..Arkadaşlarının yardım çığlıklarını duyuyordu,insanların çaresizce bakışlarını görebiliyordu sürüklenirken..Evde ne annesi ne babası vardı  ona  kim yardım edebilir ki diye düşünerek ağlıyordu..Yaklaşık beş yüz metre kadar sürüklendikten sonra birinin suya girerek onu tuttuğunu gördüğünde bayılmıştı,kim olduğunu görememişti..

Kendine geldiğinde evindeydi,nasıl gelmişti ,ne kadar süre geçmişti bilmiyordu ama ölümden döndüğünü biliyordu..Onu kimin kurtardığını sorduğunda kardeşinin öğretmenin  kurtardığını anlattılar..O günden sonra hep saygı ve minnetle baktı Ferit öğretmene..Bir can borçluydu..Kendi yaşamını da riske atarak  kurtarmıştı..Küçücük kalbinin  büyük kahramanıydı  artık..

Kırk yıl sonra piknik yaptıkları ırmak kenarında barajın suları salınmış ve sular piknik alanını kaplamıştı. Sulardan masayı   ekerek uzaklaşmışlardı..Tam bu sırada küçük bir  topun yuvarlanarak ırmağa düştüğünü ve topun arkasından koşan dört yaşlarında bir erkek çocuğu gördü.

Hiç düşünmeden fırlayıp ırmağın kenarından suya girerek topu yakaladı çocuğa doğru yürüdü annesi arkasından yetişmeye çalışıyordu.Yanına ulaştığında çocuk  ona değil elindeki kırmızı topa bakıyordu..Diz çökerek topunu verdi gözlerindeki gülümsemeyi gördü..’Topunu veriyorum ama bu kenarda değil düz alanda oynar mısın ’dediğinde ‘tamam’ diyerek uzaklaştı..Annesi teşekkür bile etmeden geriye döndü..Nereden bilebilirdi ki o topu yakalayan insanın çocukken yaşadıklarını..

Emine Çataltaş

 

 

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 319