KAYMAKAM

KAYMAKAM

Beyaz kısa kollu gömleği , siyah ütülü pantolonu ,yetmişli yıllara göre çok havalı bir güneş gözlüğü,arkaya doğru özenle taranmış saçlarıyla oldukça şık görünüyordu.

Evden çıkarken’ bu gün köye gideceğim çocuklar hazırlansın onları da götüreyim ‘dedi anneme ..çok sevinmiştik kardeşimle çünkü o yıllarda arabaya binmek çok büyük ayrıcalıktı..Yeşilliklerin arsından geçerek gelmiştik köye..

‘hoş geldin kaymakam bey’ diye karşıladılar babamı.O kadar itibarlı davranıyorlardı ki kardeşimle kendimizi çok iyi hissettik.Ama biraz şaşkındık..babama Kaymakam bey diye hitap ediyorlardı..

Dönüşte köylülerin hediye ettiği meyve ve sebzelerle eve dönmek büyük bir mutluluktu..

Ertesi günü annemin ‘herif ne yapıyorsun hiç böyle yatılır mı arabanın altına’ sesiyle uyandık.Pencereden baktığımızda babamın TAKATUKA dediğimiz arabamızın patlayan tekerleğini değiştirmek için takım elbisesiyle arabanın altına kiriko koymaya çalıştığını görüp gülümsedik.Kravatlı bir tamirci gibi görünüyordu..

Yeşil ceketindeki gres yağını çıkarmak mümkün olmuyordu ama babam ütülü olması yeterli deyip bizi rahatlatıyordu..

-1-

Ali çayının yanında bulunan parka özenle giydiğimiz  parka oralet içmeye götürdüğünde çekilmiş siyah beyaz fotoğraftaki şıklığı ve gülümsemesi hala bizimle..

En çok ta annemin yaramazlık yaptığımızda ‘babanız gelsin sizi şikayet edeceğim’ sözlerinin etkisiyle babam gelmeden yataklarımıza gizlendiğimizi gülümseyerek ertesi günü uyanırdık.Çünkü babam hiçbir zaman bizi azarlamadı,vurmadı.Üstelik her durumda ben kızlarıma güveniyorum diyerek bize koca bir güven dağı oluyordu.

Yufka ekmek yaşamımızın olmazsa olmazı o günlerde.Her kız çocuğu gibi ben ve kardeşlerim yufka açmayı öğreniyoruz.Annem mükemmeliyetçi yufkalar delinmesin istiyor kardeşim düzgün açıyor ama ben her defasında yırtıyorum..Annem kızarken babam hemen müdahale ediyor.’onları bana ayırın ben yiyeceğim’ işte şimdi dünyalar benim..Bu adam benim babam dediğim..

Takatukamızın ardına yüklediği varillerle su doldurmaya gidiyoruz.Diktiği elma ,armut,vişne ağaçlarını yaşatmak için her birinin diplerine suları dökerken toprağını eliyle okşaması hala gözlerimin önünde..

Küçük bir ilçede yaşıyoruz özellikle kız çocuklarını okutmayı istemeyenlere ders verircesine arkamızda’ ceketimi satar okuturum kızlarımı’ Gök yüzünde güneşi gördüğüm babam..

-2-

Üniversiteye başladığımda soğuk bir kış günü çok hasta olup okula gidemediğim birkaç günün ardında okula gittiğimde kapıda bekleyen hocamız neden gelmediğimi sordu’ hastaydım’ dediğimde ‘zibidi gibi giyinirsen tabi ki hasta olursun’ sözleriyle dolan gözlerim.Oysa yengemin verdiği mont vardı üzerimde..Benim hiç paltom olmamıştı ki o güne kadar..

Okul dönüşü eve gittiğimde öğretmenin düşünmeden söylediği sözlerin ruhumda açtığı yara kanıyordu ki kapı çaldı ,karşımda babam..Elinde bir çuval ..içi dolu yiyecek..Resmi bir iş için gelmişler ve bana da annemin hazırladığı yiyecekleri bırakmaya uğramıştı..kalamayacağını hemen dönmesi gerektiğini söyledi..giderken de elime sıkıştırdığı kağıt para’ harçlık yaparsın’ deyişi..

Elinde olanı hiç incitmeden paylaşması hala inanamadığım bir duygu..

Her zaman borcu olduğunu bilirdik ama dünyanın en iyi yaşayanı biz gibi hissederdik hiç dertlenmezdi..

Dile kolay beş çocuk evlendirdi.Torunlar geldi..Oğlumun elinden tutup aynı bizi parka götürdüğü gibi mutlulukla gezdirmesi bir fotoğraf karesine yansıyan ..Cumhuriyet Bayramında gururla Atamızı selamlarken..

Aylardan ocak ,kar tipi ortalık ..kızım yaşına girmemişti henüz.Yarı yıl tatili için anne babamızı ziyaret için toplandık memlekette..                                                       

-3-

Elinde akşam yemeği yapmamız için bir tavuk alıp geldi ..Her zaman öğrendiğimiz misafir geldiğinde ana yemek olarak et veya tavuk mutlaka hazırlanmalıydı..

Mutluluk içinde hazırladık sofrayı babam gelecek başlayacağız yemeğe..gelmedi,hiç böyle yapmazdı oysa..

Pencerede gözümüz..ta ki telefonun zili çalana kadar..Tamam geliyoruz diye biten konuşma..Tavuğu getirdikten sonra kendini iyi hissetmemiş yakın bir ilçeye doktora muayene gitmiş,bizi telaşlandırmamak için de söylememiş ..    Doktor iyisin demiş.. dönüş yolu acımasız..Yığılıp kaldığı yerden kaymakam diye tanıyanlar kaldırmış morga..

Hasta diye almaya gittiğimiz hastanede  çığlık çığlığa gözyaşlarına dönüşen acımız..

Son görev evimizin misafir odasında sonsuzluğa uğurlanmayı beklerken sabahı  Onun yanında olabilmek..süzülen gözyaşlarıyla uyumadan ..

Yıllar sonra sordum anneme ‘neden kaymakam diyorlardı babama ?’  Kasabamız ilçe olunca ilk defa  kaymakam atanmış babam da makam şoförü ..O kadar şık giyiniyor muş ki her gittiği yerde babamı kaymakam zannediyorlarmış..O günlerden sonra halkın gözünde babam Kaymakam …

O kaymakam benim BABAM…

 

 

Emine Çataltaş
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 240