NEREDEYİZ

NEREDEYİZ

Geçmişin en güzel hatırladığım hali  insan olmakmış ,şimdi anlıyorum,yarım asır sonra.Evimize yaklaştığımda bir gariplik olduğunu çocuk da olsam anlamıştım.Evimizin önünde bir kaç kadın beni görünce telaşlandılar,kendi aralarında fısıltıyla konuşup sustular.

”Anneee” diye seslendim meraklanmıştım,pencereye çıkan olmayınca kapımızın önündeki kadınlardan biri şefkatle “gel hele annen bir yere kadar gitti” diyerek oturttu yanına.Annem akşam olmak üzere bir yere gitmezdi ki,yemekleri pişirir gelmemizi beklerdi,hava kararmadan evde olmamızı.Bu kuralı bir tek babam bozabilirdi.

Komşu kadınlar korktuğumu anlamış olacaklar ki; “Bak kızım  Fatma teyzen hastalanmış hamileydi ya annen ona bakmaya gitti,sizi de bize emanet etti,kardeşlerini al bizim eve gidelim”

“Olmaz dedim benim arkadaşım gelecek akşam ona söz verdim” ilk defa evimize bir arkadaşımı davet etmiştim ve çok önemliydi benim için,annem gelene kadar otururduk.Korkmazdım da annem olmadan üstelik iki kardeşim de evde olacaktı.Kendimi anlatmaya çalıştıkça komşularımızın gözlerindeki bakış içime ok gibi saplandı… Gerçek bu değildi, ama neydi? Ne olabilirdi? Tam da arkadaşımın geleceği gün.

 Ayaklarım yere basmazken mutluluktan olacak şey mi bu belirsizlik,ısrar ettikçe evde kalmak için komşumuz olan kadın; “Bak kızım bu akşam size misafir gelemez,annen bu akşam gelemeyecek çünkü.” “Neden ki? Annem eve hep gelir ,hiç bir yerde yatmaz , ne oldu ki?” diye art arda sorularıma “ Teyzeni bebeği zehirlemiş, annen gelemez” “Ne nasıl zehirlemiş bebek annesini? Nasıl zehirler? Ne olur ki zehirlese” Aklımdan geçen sorulara cevap istiyordum hem de şimdi…”Anne karnında küçücük bir bebek o ,hem dün teyzem beni ve arkadaşlarımı okulumuz evine yakın olduğu için çağırıp yemek yedirdi bebek nasıl zehirler?”

Tek derdim arkadaşım bize gelsin annemin hazırladığı yemekleri birlikte yiyelimdi.Çok mu bir şey istiyordum ,neden kadınlar bana üzülerek bakıyorlardı,gözlerimi açıp kapayayım ve annem evde olsun diliyordum.

“Kızım ,güzel yavrum,hadi al kardeşlerini bize gidelim,anlatır annen yarın “dedikçe”Şurdan şuraya gitmem söyleyin ne oldu” deyince birbirlerine baktılar.”Teyzen öldü”... “Ölmek mi ?”...Cılız bir dal gibi süzüldüm yere…Kucaklayıp şefkatle bastılar bağırlarına…Sorular bitti…Üç kadın üç çocuk el ele…

Çocuk değilim artık hatta teyzemin öldüğü yaşı çoktan geçtim.İnsanlığın yerini teknolojinin aldığını da gördüm ya…

“Kuz mahallesinden Süleyman Bayramcı hakkın rahmetine kavuşmuştur.Allah rahmet eylesin.” Şimdi iş mi bu ? Küçücük bir çocukken nasıl söyleriz diye kıvranan insanlar nereye gitti? Giden sadece bir isim değildi ki! Elli yıl önce birdenbire kararan dünyasına hiç isyan etmeden aydınlansın geleceğimiz diye bize ansiklopedilerini açan,gönül gözüyle görüp sesimizi duyunca ismimizle hitap eden Süleyman amca.

 Giden sadece bir isim değil ki… Neredeyiz?..

 Emine ÇATALTAŞ

 

                                                                  

  

 

 

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 135