• Ana Sayfa
  • »
  • NİÇİN GERÇEK DEMOKRASİ GEREKLİDİR ?

NİÇİN GERÇEK DEMOKRASİ GEREKLİDİR ?

NİÇİN GERÇEK DEMOKRASİ GEREKLİDİR ?


Beyinlerimizi sorgulayalım.Neden Evrensel demokrasi, insan hak ve özgürlükleri, hukukun üstünlüğü ve çevreye duyarlık, yaşam için zorunluluktur…

Biraz tarih; tarih ders almak için yazılmıştır ve ders alınmazsa "tekerrür" edermiş. Günümüzden tam yüzyıl öncesini düşününüz, yıl 1916. Üç kıtada bayrağı dalgalanan Al-i Osmanlı İmparatorluğunun çözülme dönemi yaşanıyordu.İmparatorluğun her geçen yıl toprak kayıpları artmaktaydı.

İşte bu dönemde; toprakları üzerinden güneşin hiç batmadığı Birleşik İngiltere Krallığı (United Kingdom of England)öncülüğünde; İngiliz ve Fransız Milletlerinin ünlü stratejistleri (tabiri caizse kurnaz adamları); dünya siyasetine yeniden yön vermek ve Türkleri Anadolu’dan atıp, Orta Asya’ya sürmek için; ince, derin ve hassas gizli bir proje üzerinde anlaştılar. Bu proje ünlü "SykesPicot" (SaykosPiskos) projesiydi. Bu projenin üç temel ayağı vardı;

1-Siyasi ayağı: Osmanlı Devletini bölüp parçalamak, mümkünse Türkleri Anadolu’dan kovmak. Birinci Dünya Savaşı sonrası padişah Vahdettin ve Sadrazam Damat Ferit Paşaya kabul ettirilen "SevrHaritası" (Sevr Antlaşması) bu projenin ilk uygulamasıydı.

2- Ekonomik ayağı: Orta Doğu petrolleri, doğalgaz kaynakları ve su kaynakları üzerinde hakimiyet kurmaktı. 

       3-Sosyo-politik ayağı: Orta Doğu İslam Halkları ve İmparatorluk bakiyesi etnik ve azınlık unsurları kışkırtıp otonomi kazandırıp, küçük devletçikler oluşturup, onları kontrol ederek diledikleri gibi yönetmekti.

Birinci Dünya Savaşında Anafartalar kahramanı Gazi Mustafa Kemal, Türk askerinin üstün cesaret ve ölümüne kahramanlığı ile, yaşlı aslan İngiliz’in dişini sökmüştü. Yine devrimci deha önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, ülkemizi istiladan kurtararak Sevr haritasını yırtıp attı. Ve özgür insanların yaşadığı, ayyıldızlı bayrağının göklerde dalgalandığı, çocuklarının okula gittiği, camilerinden beş vakit ezan sesinin semaya yükseldiği, isteyen müminlerin hacca gidebildiği, tam bağımsız Türkiye Cumhuriyetini kurmak suretiyle, SykesPicot(SaykosPiskos) projesini uygulanamaz hale getirdi

     Hevesleri kursaklarında kalan kurnaz adamların torunları, milenyumla birlikte; sinsice devam ettirdikleri toplum mühendisliği çalışmalarının olgunlaştığını görüp, BOP (Büyük Orta Doğu) projesini, Orta Doğu Halklarının önüne koyup şiddetle, özgürlük -demokrasi söylemi ile dayattılar.

      Ülke olarak biz de bu eylemin hedefindeyiz. Türkiye Cumhuriyetini çözmeden bu projeyi hayata geçirmenin mümkün olmadığını biliyorlar.Sorun o kadar ilerledi ve aciliyet arz etmektedir ki; bu konumdan millet olarak nasıl alnımızın akıyla çıkarız noktasındadır.

     Çözüm; demokratik olarak teşkilatlanmış, millici bir yapılanmanın, ülke yönetiminde söz sahibi olup, milletimizin hizmetine hazır olmasından geçmektedir.

      Demokratik yönetim; ilk olarak katılımcı ve etkin olarak, Eski Yunan Uygarlığında uygulanmıştır. Kent veya site devleti denilen yapılarda halk kendini yönetecek kurumu doğrudan seçiyordu ve şartlar zorunlu kılarsa görevden de alabilmekteydiler.

Herkesçe malum olduğu üzere; siyasi partiler zamanımız demokratik yönetimlerinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Çağdaş olmayan demokratik gibi görünen yapılarda siyasi örgütlenme "gelenekseldir". Temelde "ahbap-çavuş" ilişkisine dayanır. Bu tip örgütlenme ile demokrasiyi yaşatamazsınız çıkar grupları yönetime egemen olur ve neticede hukuk devletinide kuramazsınız.Bunun sonucu oluşan demokrasi gibi görünen yapılara"melez demokrasi" denilmektedir.Bu örgütlenmenin sonunda da “oligarşik yönetimler” ortaya çıkar. Ekonominiz ; Parsadan ve Horzumların (geçmiş dönemlerin ünlü yolsuzluk aktörlerini anımsayalım) eline kalır; yolsuzluk ve yokluk ve de cehaletle boğuşur durursunuz.

         Bir diğer örgütlenme biçimi; sınıf temelli "işçi sınıfı" örgütlenmesi ki; bunun sonucu da sınıf diktasını doğurur,demokratik değildir.Yıkılmaya mahkum olup, en iyi örneği "Sovyet Rusya"dır.

         Bir diğeri, inanç grupları-tarikat-cemaat bazında örgütlenmedir. Bu yapılanmanın sonucu teokratik -otokratik baskıcı yönetimdir. Örnek; İran İslam Cumhuriyeti, Irak da "sünni mezhep" temelli BAAS PARTİSİ ve Saddam HÜSEYİN yönetimi. Komşu Suriye’de Esad yönetimi de mezhep kaynaklıdır. Ve Suudi Arabistan’da "VEHHABİLİK"mezhebine dayanan dikta yönetimini de sayabiliriz.Net olarak yazabiliriz;otokratik yönetimlerin sonucu, devletin tahribi milletin perişanlığıdır. Örnek Iraktır, Suriye’dir, Mısırdır. Irak`ı kim yönetiyor, ABD ve İran. Suriye’yi ise Rusya ve İran değil mi?

     Çağdaş örgütlenme modeli ise; kitlelerin tamamını kapsayan, benim "Halkçı-Atom Karınca Modeli" diye tanımladığım örgütlenme modelidir.Bu model toplumun bütün katmanlarını ulusal çıkarlar bağlamında bir kardeş sofrasında buluşturmayı, uzlaşı temelinde bir araya getirmeyi esas alır. İçinde yaşamakta olduğumuz bu sıkıntılar, temelinde hiçbir siyasi partimizin bu tarz bir örgüt yapısını kuramamış olmasında yatmaktadır.Ben çalışmamda bu örgüt modelini tartışmak istiyorum.

      Biz bir ilçe bazlı yerleşkede yaşıyoruz. Bu yerleşkede; demokratik, herkese açık, eşitlikçi, çalışanın hakkını alabilmesinin önünün açık ve hakkaniyete dayalı bir teşkilatlanmayı nasıl yapalım ki kötü niyetliler hariç herkesi kucaklayalım...

        İlk kez örgütleneceğimize göre; üst kademeden görevli olarak gelen sorumlular, ilçede kendileri gibi düşünen, saygın ve gönüllü 10 kişilik bir "ÖNCÜ KURUL" oluştururlar. Öncü kurul resmi bir yapı değildir. Kendi aralarında en yaşlı "bilge-ağabeyin" mahiyetinde toplanırlar. Her bir öncü kurul üyesi, kurucular kuruluna 2 kadın, 2 erkek bireyi üye yapar.

Öncü kurul manevi bir yapıdır.İlk Adımda 10 kişi, bir hafta sonra 10 x5=50 kişidir ve 20 kadın 30 erkekten oluşur. İşte size 50 kişilik "Kurucular Kurulu Üyeleri". Öncü kurul bilge başkanının mahiyetinde; kurucu ilçe başkanı, yönetim kurulu, muhasip ve denetleme kurulu seçimi yapılır, resmi tutanakla tespit yapılıp, il yönetimine durum bildirilir. Böylece her isteyen üyenin kurucu başkanlığa aday olabileceği ilk demokratik seçimi gerçekleştirmiş oluruz. Burada seçilenler A veya B kişinin yandaşı değil, halkın içinden çıkan, seçimle görevlendirilmiş parti yöneticileridir. Öncü kurulun görevi bitmiştir, isteyenler, kurucular kurulunda görev alabilirler. Bu kurul oluşturulurken; bir araya gelmenin nedenleri ve parti ideolojisiyle ilgili bir konuşmayı ya bilge kişi kendi yapar yada görevlendirdiği bir üye tarafından yapılır.Toplantı gündemi geleneklerimize uygun olarak yapılır. Kurul üyelerinin birbirini tanıyacağı sosyal bir etkinlik havası yaratılır.

 

     Küçük yerleşim birimlerinde, başlangıçta bu görevlere talip olan çok olur, bir kişiyi görevlendirince, kişilerin hevesi söner, bize heyecan ve milli bilinç lazım, heyecanı ve dayanışma duygusunu yüksek tutmak lazım. Ayrıca ilçe bazlı yerleşkelerde dostluğun yanında küçük kırgınlıklar, kaprisler ve çekememezliklere ve de menfaat umanlara çok rastlanır. Bu model zaman içinde bunların hepsini çözümler, kardeşlik, birlikte güçlü olma duygularını öne çıkartır.

     İkinci aşamada 50 kişilik kurucular kurulu, Manavgat İlçemiz temel alındığında; eskiden "Belde" statüsünde olan mahallelerin her birine mahalle temsilcileri ve yardımcılarını belirler. Şu an mahalle konumundaki birimlere "Mahalle Sandık Temsilcilerini” mahalleleri kendi aralarında bölüşerek tespit ederler. 

      İlçemizde yaklaşık köy statüsünde 85 mahalle vardır. Bunlardan bazılarında birden fazla sandık vardır. Ortalama 100 sandık, yüz temsilcidir ki, her sandık bölgesinden 5 üye kaydı yapıldığını farz edelim ve 100 x5 = 500 üye de mahallerden geliyor. Belde sayısı 7 dir. Her beldede 20 sandık olduğunu farz edelim. 20x7= 140 sandık ve temsilcidir ve 140x5= 700 üye geliyor. İlçe merkezinde sanırım 10 mahalle var ve her birinde 30 sandık olduğunu farz edelim ve 300 sandık temsilciliği ve 10 mahalle temsilcisi toplam 310 üyelik ve310x5= 1550 üye geliyor. Her sandık temsilcisi 5 kişiyi teşkilata üye kaydettirirse genel toplam 50+500+700+1550=  1800 aktif üyeye çok kısa bir zaman diliminde ulaşılır ki, bu üstün başarıdır ve bunların her biri ideolojiyi kavramış, karizmatik lidere bağlı dinamik- militan ruhlu partililerden oluşacaktır. Bu aşamaya gelindiğinde parti olağan ilçe kongresini yapacak ve her aktif üyenin aday olabilme, seçme ve seçilme hakkını kullanabileceği, hoşgörü ve dayanışma ortamında yeniden güçlü bir şekilde seçimle gelen örgüt; hemen genel seçime hazırlık çalışmalarına başlayacaktır.

      Bu model esas itibariyle hür demokratik parlamenter nizamı savunur.Her durumda vardığımız yer "Asıl Üye" diye tanımladığımız, parti militanı konumundaki parti üyesi olup; belirlenen oranda partiye aidat öder ve seçimlerde her birime seçilme ve seçme hakkı vardır.

     Şimdi modeli aşağıdan yukarıya, ayrıntılar bende saklı olmak üzere başlıklar halinde yazalım.

    1- Üye (Asıl Üye, Fahri Üye ve Aday Üye olmak üzere üç grupta toplanır.) Bu modelde delegelik ve delege ağalığı da yoktur. Her birimin seçiminde aktif üyelerin oyları ile belirlenir.

     2-Mahalle Sandık Temsilcisi

     3- Mahalle Temsilcisi

     4-Belde Temsilcisi

      5-İlçe Meclisi ve Başkanlığı

      6-Seçim Bölgesi Başkanlığı.

Bu modelde il başkanlığı kaldırılmıştır. İller; coğrafi konumları, nüfus oranları sosyo-politik yapıları göz önünde bulundurulup seçim bölgelerine ayrılacaktır. Zira seçim döneminde il başkanının ilin her yerleşkesine ulaşıp siyasi çalışma yapması oldukça zordur. Örnek olsun diye yazalım Antalya İlimiz; merkez, batı ilçeleri ve doğu ilçeleri seçim bölgelerine ayırılıp milletvekilleri sıralaması da nüfus yoğunluğuna uygun sıralama yapılacaktır. Merkez seçim bölgesine 1.2. ve 3.sıra 4.sıra doğu ilçelerine 5.sıra batı ilçelerine,6.doğu ilçeleri 7.8.9.10 sıra merkez 11.12.batı ilçeleri ve 13.14 sıralar merkez seçim bölgesine dağıtılacaktır. Bu kabaca bir örnektir. Sistem oturunca her seçim bölgesi;  milletvekili, belediye başkanı üyeleri dahil her yönetim birimini aktif üyeleri katılımıyla gerçekleşecek seçimle belirleyecektir.

      7-Genel Sekreterlik Kurum ve yardımcıları:Genel sekreter partinin en güçlü, çalışkan ve donanımlı siyasetçi seçimle gelecek ve partinin başbakan adaydır.

       8-Parti Ulusal Meclisi ve Başkanı: Partinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkan adayıdır. Ulusal Meclis; Seçim Bölgesi Başkanlarından oluşur. Başkanı kendi aralarından seçerler.

       9-Genel Başkan: Partinin ideolojik ve karizmatik önderi olup, aksiyonu güçlüdür. Tüm üyelerin katılımı ile yapılan seçimle görev alır. Partinin cumhurbaşkanı adayıdır. 

       Bu modele parlamenter sisteme geçilince hemen dönülmelidir. Zira model matematiksel temele dayanır ve ardışık sayılar gibi katlanarak üye sayısının hızla artmasını sağlayacak şekilde planlanmıştır. Ayrıca; model üyeden başlamak üzere her bireyin önünü açmaktadır. Örneğin bu model de İlçe Meclisi Başkanı potansiyel belediye başkan adayıdır, meclis üyeleri de belediye meclisi potansiyel adayları olupsistem emeği olmayanlara kısmen kapalıdır. Bir örnek daha verelim; Seçim Bölgesi Başkanları potansiyel milletvekili adaylarıdır. Partinin kapısındangeçmeyenler hop yukarıdangelip aday olamayacaklardır. Atasözümüzdeki gibi “çorbada tuzu olanın sofrada gözü olur” u hayata geçireceğiz. Mevcut durum devam ederken, onun koşullarına geçici olarak uyulacaktır.

       Bu modeli deneyimlerimin ışığı doğrultusunda olabilir en çağdaş, halkçı, eşitlikçi, başarıya dayalı ve demokratik yöntem olacağı düşüncesi ile geliştirdim. Bu model kendine güvenen, siyasetçi olarak ülkesine, milletine yararlı olmak isteyen her vatan evladının önünü açmaktadır. Siyasete nitelik, üslup farkı, tatlı dil ve uzlaşı getireceğine inanıyorum. Bu model ayrıca barış içinde 80 milyonu kardeş yapmanında önünü açacak ve kederde, kıvançta bir olmayıda sağlayacaktır.

       Demokrasisi yaşanılır, yurttaşlarının katılımı ile oluşan siyasi partilerce yönetilir, ekonomisi milli ve adil, ordusu güçlü ve hukukun üstün olduğu, insan haklarının ve de özgür bireylerin yaşadığı bir ülkeye hiç bir emperyal güç operasyon yapma cesareti gösteremez. Milletimiz ortak aklı, inanç değerleri ve milli bilinci ile bu türden hevesleri boğar ve atar.

       İşte bu nedenle gerçek demokrasi; ülkemizin, çocuklarımızın yarınları vekaos ortamı yaratılmaması içinde zorunludur. BAKINIZ KOMŞU ÜLKELERE EN SON DEVLET GELENEĞİ VAR KADİM DEVLETTİR denilen İran`ı bile karıştırdılar. Eğer ülkeler kaos içinde yönetilemez hale gelirse, o ülkeyle ilgili hesabı olan dış güçlerin müdahalesi kaçınılmazdır ki hiç istenmeyen bu durum en çok varlıklı kesimleri mahveder, bütün vatan evlatları birbirine düşman ve perişan olur. Nereye sığınacaksınız... Namaz kılmak için bir metre kare toprak dahi bulamazsınız. Kurnaz adamların torunları görev başında ve SYKES PİCOT PROJESİ her daim gündemlerindedir. Fırsatını buldukları an faaliyete geçeceklerdir.

Yukarıda tartıştığımız konu gerçekten son derece önemli olup bir an önce çağdaş demokrasiyi bütün kurum ve kuruluşları ile halkın özgür katılımını sağlayıp yaşam biçimi olarak güncellemek zorundayız. Yukarıda ayrıntıları bende olan modeli sistematik olmasa da halkın tamamını kapsayacak tarzda; yıllar önce Manavgat’ta Sevgili M. AKKUZU yapmak için özverili çaba sarfetti, başarılı da oldu fakat mevcut statükocu sistem onu da etkisiz hale getirdi.Böylece o’nunda hakkını teslimetmiş oldum.

       Eğer iç dinamikleri sağlam tutar, demokrasiyi bütün kurum ve kuruluşları ile işletir hukukun üstünlüğünü kurumsallaştırır, adil gelir dağılımını sağlar, özgürlükleri güvence altına alırsanız hiçbir emperyal güç ülkeniz için tehdit unsuru olamaz ve de dış politikada da milli çıkarları önceleyen denge politikası takip edilmelidir diye düşünüyorum.

 

Dr. Ramazan AÇIKGÖZ

31Aralık 2017- Manavgat

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 266