HAYATA HEP .... ÇEKTİM BEN!

Duvara sıva çekmek gibiydi benim hikayem. Sanki bir yerlerde var olan açığı kapatmak hep benim görevimdi. Sıvanın içinde kumun çıkardığı ses; önce kıyır kıyır derini kemiren, sonra kapladığında muhteşem bir görüntüye kavuşan eser.

Bazen kocaman bir gri, bazen aralara serpiştirilmiş ışıltılarla renklenen ama hep soft kalan bütüne eş.. Kah mutlu, kah hüzünlü renklerle yoğrulmuş dev bir kompozisyondan ibaret.

Her durumda yüzeye uyum sağlayan, zor şartlarda ana yapışıp tutunan suret havasında bir heykel...!

Buraya ait değilmişsin gibi davranan mekanlara inat, zeminden ayrılıp üçüncü boyuta yükselen, bütünün parçası olmayı başarabilen.

 

Seni kabullenen yıllara şahitlik etmiş ve sen onunla helalleşirken sana anlattığı onca hikayede herkes uykudayken kendini buluşun öyküsü. Kendi kendini yazmak gibi yeniden; iz bırakmak için bu güne dünden nemalanarak beslemek, tekrar yüreğini ellerinle yeniden şekillendirmek.

 

Hayatı deminde içmek gibi sıcacık;  betonun soğuğunda içini ısıtıp yeniden yeşerten kocaman bir cennet belki, belki de hep aradığın servet avuçlarından dökülen,  seni içine saklayıp sonra bakana gösteren derin bir yolculuk. Senden son bir iz,  dalganın köpüğünde silinmeyeceğini bildiğin.

İnce ince işlenmiş yazmanın etrafını dönmüş oya gibi zahmetli,  bakanı mest eden, kınası yakılmış kız gibi hüzün dolu, gelin gibi şen…

 

Kaçıp kurtulmaktan vazgeçtiğin an gibi, kabullenişin dinginliğinde huzuru buluş. Ve tekrar anlamlı kılmak için kendi yarattığın yeni pırıltılar, kaderini ellerinle alnına tam da olmasını istediğin şekliyle nakşeder gibi işlemek. Sana ait renklerle boyadığın gökkuşağını yağmurda güneşin kızdırdığı bulutlara inat gökyüzüne yerleştirmek, hem de istediğin yere koymak bilsen ne keyifli, ne güzel!

Ben sevdim hayatın üstüne sıva çekmeyi. Üzerinde istediğim  gibi oynama lüksü de bana ait ya, daha çok sevdim.

Ve anladım ki; bir mala darbesi kadarmış gerçeği şekillendirmek...!

burguplu

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 427