Ne çok şey biriktirmişim!

Hüznün dekoltesi hem üşütür hem de yorar ya insanı...


 Baktım geriye ne çok şey biriktirmişim ömrümde. Onca şeyin arasında keşkelerim yok neyse! Biriktirdiğim her duyguyu öyle dibine kadar, eyvallah sız yaşamışım ya, gurur duydum kendimle. Kızmışım, kırılmışım, kırmışım. Kanatmışım durmadan yaraları; hatta bazılarını hiç kapatamamışım bu yüzden. Ama hiç keşke dememişim.

   Ömür dediğinin içinde ne varsa benim için yaşanacak, yaşamışım metanetle. Sevdayı acımasızlığıyla, aşkı heyecanıyla sevmişim... Yaşam bir aşk, sevmek en güzeli ve aldatılmak demişim hatta yıllar önce yazdığım bir şiirimde. Ama o haliyle bile sevmişim yaşamı, vazgeçmeden... aşka uçarsan kanatların yanar diyenlere inat, aşka uçmazsan kanatlar neye yarar diyene ithaf en, aşka varınca kanadı kim arar diyen olmuşum. 

   Kanatları feda etmişim ama küllerimden yeniden doğmuşum her seferinde. Bir baktım yolun yarısını çoktan geçmişim ama yalnız değilim ya, herkes geçiyor bir şekilde. Yıllar sonra, iyi ki doğmuşum yerine; iyi ki doğurmuşum deme serveti de benimle ya, gerisi uçsuz-bucaksız,  kah mutlu kah hüzünlü yaşam denen hikaye...!

   Adı üstünde  yaş aldıkça `yıllar `tükenecek ve bitecek bir şekilde..

 

 **********                                                                                       

Çok acıttın geçen yıl, çok! 

Bazen öyle bir vurdun ki, vurgun yediğim denizlere yabancı kaldım. İnanamadım... Deniz benimdi; dalga benim, vurgun da neyin nesiydi. Ama vurdu ve geçti. Sonra kocaman bir dalgayla savaş başladı denizde. Bir o yana, bir bu yana savurdu; yerle yeksan etti, devirdi, ama dibe batıramadı. Gücü yetmedi. Suya daldırdı, ancak beden dimdik çıktı tekrar sudan ve ilginçtir tekrar yüzmeyi başardı. Bora, fırtına, dalga, yağmur çok oldu, her biri birbirinden şiddetliydi, ama beceremedi. Hatta o çıkışta kaybedilenler de bulundu yeniden...! Bedenin değil ama ruhun yanı başında;  tekrar öyle gittiği gibi geri gelip dikiliverdi. Güzeldi...bitti.


çok acıttın be gecen yıl çok... 
Ama bir o kadar da sarıp, sarmaladın yaraları. Yenileri getirdin götürdüklerinin ardında. Sürdüğüm savaş boyalarının yerini zafer naralarına bıraktın hatta. İlahi adaletin var olduğuna bir kez daha inandırdın. Sonra dostlar, ah o dostlar... Kimini daha sağlam kıldın, kimini de ben merkezciligiyle alıp götürüverdin. 
Dedim ya; çok acıttın be geçen yıl, ama acıttığın kadar var ettin. Yeniledin; kendini tekrar etmekten ziyade, yeni, yeniden dedirttin. 
Yarın gene bittin, ama getirdiklerinle yitmeyeceğin belli. Senden kalanları vakti zamanı geldikçe tozlu raflara kaldırmaya devam edeceğiz elbet. Ama sen yittin, yeni bir yıla bir kez daha yenildin. 
Eeee ne yapacaksın mecbur, hoş geldin bir yeni deyip  12.00 da müsaade isteyip gidivereceksin.

  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 158