YETER Mİ?..


-Adamın biri uzun yıllar görmediği Giresun`daki köyüne giderken yolu şaşırmış... Önüne çıkan birine sormuş...

Adam şaşı...

Gözünün teki bir başka yana bakıyor...

Koluyla gideceği yönü göstermiş ve uyarmış:

"Gözümün baktığı yere gidersen, ananın örekesini bulursun!.."

******

Tapelerin,yolsuzlukların ve rüşvetin kol gezdiği bir süreçten geçerken yukarıda hikaye ne de güzel oturdu gündeme değil mi?..

Siz siz olun gözünüzün gördüğü.

Gönlünüzün yol çizdiği.

Beyninizin olur dediği doğrulardan sakın ha sakın şaşmayın.

Geleceğinizi ve çocuklarınızın geleceğini düşünerek hareket edin..

******

-Yine birinin önüne iki yol çıkmış köyüne giderken...

Yolların ortasında da bir ağaç .. Üzerinde biri çalışıyor... Hemen sormuş:

"Gülveren`e nereden gidilir?"

"Armut silkerim..."

"Onu görüyorum kardeşim, Gülveren’e nereden gidilir?”

"Turşu kurcam..."

Tepesi atmış artık yolcunun:

"Senin sağır kulağını da, sülaleni de!.."

Derken, muhacırdan yanıt:

"Yeter o bize bu kışın be!"

******

Şaşının gözüne, muhacirin turşusuna bakarsak, vereceğimiz oylar...

"5 kış için daha yeter herhalde!"

Siz siz olun ileride ne turşuya, nede şaşının işaretine sakın ha sakın uymayın…

******

İki palavracı konuşuyorlarmış.

Birincisi:

“Dün akşam bir şimşek çaktı.Ortalık gündüz gibi oldu..Dağın eteğinde beş bin çakal saydım.”

İkincisi atılmış:

“Şimşek çakınca bende dağın tepesinde bir deve gördüm. Başını uzattı. Ovadaki dereden su içti.”

Birincisi dayanamayıp,

“Haydi, haydi” demiş:

“Deveyi düze indir de anlaşalım”

Öteki ise atılmış:

“Sende çakalı yüze indir de olsun bitsin”

******

Bugünlerde bol bol politikacı nutukları dinliyoruz..

Kimisi deveden bahsediyor.

Kimi çakal’dan..Seçim bitikten sonra ise seçmene ne hatır,ne hal soran var..

******

 “Meşrutiyetten önce, İstanbul’da taassubu ile ünlü bir Gıyaseddin hoca varmış.

Gıyaseddin Hoca, horoza yem verdiği için birinci, kazaen oruç yediği için ikinci, çorapsız gezdiği için de, üçüncü hanımını boşamış.

Hoca, içinde susam var diye helva yemezmiş. Susamın haşhaşgillerden ve keyif verdiğini söylermiş.

Kolonya sürmez, alkol var dermiş.

Kimsenin elini namahrem diye sıkmazmış.

Bunlar gibi bir sürü taassubu ile dikkat çeken Gıyaseddin Hoca, bir gün devrin ileri gelenlerinden birinin köşküne davet edilmiş.

Ev sahibi Gıyaseddin Hoca’ya, billur bir bardak içinde şerbet ikram ederek:

 “Buyurun efendim buz gibi şerbet” demiş.

Hoca kaşlarını çatıp kabul etmemiş:

 “Hayır, hayır ben şerbet içmem.”

Ev sahibi üzgün.

 “Aman efendim” deyince, Gıyaseddin Hoca şöyle demiş:

 “İçmem efendim. Bakın şerbetin evveli ‘şer’, ahiri ‘bet’tir. Sakın ola ki sizde içmeyin.”

******

Bugünlük bu kadar yetsin be dostlar.

Kıssa-dan hisse oluverdi yazımız.

Anlayan anladı sanırım.

Haydi, kalın sağlıcakla.

Her şey yüreğinize göre olsun..

 

 

HOPDEDİK

ŞERBET Mİ?.. 

Her hayırda

bir şer var der

Büyüklerimiz.

Her ne hikmetse

Hayır, kabul

ettiklerimiz

Şerle birlikte

anılır oldular

Bu günlerde..

Güzel Rabbim

beterinden

Koruya..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 2710