Şiraz yolcusu..


Hafta sonu yaklaşırken bir öyküyle girelim...

"Gemi azıya alanlara hikâye-i ders!

Son günlerde gemi azıya alanlar çoğaldı.

Öyküsünü bilenler vardır ama, okuma olanağı bulamayanlar için sunuyoruz...

******

"16. yüzyılda Bursa’nın zengin ve ünlü bir taciri varmış...

"Adı Abdürraif..."

Bursa'dan ipekleri yükler, Şiraz'a götürüp satarmış...

Şiraz’da da "Ana bacı" adlı bir kadın çok ünlüymüş...

Eğlenmek isteyen zamanın hovardalarını çok iyi ağırlarmış… Ayaklarının altına ipek halılar döşermiş…

Abdürraif de, Bursa ipeklerini Şirazlı zenginlere satıp cebini altınla doldurduktan sonra Ana bacı’ya rastlamış...

İşte ne olduysa ondan sonra olmuş!

Ana bacı, Abdürraif’ in ağzından girmiş, burnundan çıkmış.. Allem etmiş, kallem etmiş marifetini anlatmış:

" Hasır dokuyan da dokuyucudur ama onu ipek tezgâhının başına oturtmazlar... Benim gecelerimin şiirlerini güzellerim yazar, dizelerinin uyaklarını kızlarımın dilinden duymak isterim…”

………

Abdürraif, o güne kadar harama uçkur çözmemiş ama çok etkilenmiş. Ana bacı da peşine takmış ve evine götürmüş…

"Hülya-yı Cihan" ile tanıştırmış...

Hülya bir içim su...

Bizimkinin aklı başından gitmiş!

Girdiği evden çıkmaz olmuş, o gün ve saat hesabını şaşırmış!

Altınlar bitince, aşkını kanıtlamak için azı dişini çektirip "Hülya"ya vermiş…

Bursa'ya dönmüş ve nesi var nesi yoksa satıp ipek almış... Tekrar Şiraz'a doğru yola koyulmuş...

Doğru Ana bacı’nın evine...

Ama ne görsün?

Sevgilisi kendisini tanımıyor, adını bile unutmuş... Abdürraif dellenmiş:

"Azı dişimi de mi yitirdin?"

"Hülya-yı Cihan" birden uyanmış, şalvarının cebindeki bir avuç azı dişini çıkarıp Abdürraif’e göstermiş: "Hangisiydi?"

******

Hikâyeler her zaman gerçekleri yansıtır.

Aynaya bakmaya ne gerek var ki.

Hikâyeler yaşanmışların taaaa kendisidir.

Bugün cebinden bir avuç azı dişini masanın üzerine koyacak öyle çok insan var ki.

Yarınlarda ne olacağını kestiremeyenler acaba diyorum, bir avuç azı dişini masaya koyduğunda kaç kişi bulacak çevresinde çok merak ediyorum

Dün ve bugün azı dişleri ile kemirenler.

Yarınlarda bir fare gibi terk ederler gemiyi.

Ne azı dişi kalır.

Nede azıllı dost.

Haydi, kalın sağlıcakla.

Her şey yüreğinize göre olsun.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ