SANDIK GÜNÜ..

Yarın hep birlikte demokrasi gereği sandığa gidiyoruz.


Şimdiden hayırlı olsun.

Cumartesi günleri fıkra günümüz ya..Bu Cumartesi siyasi fıkralara ayırdık

Haydi hep birlikte gülelim..

Bilirsiniz “Dalkavukluk” en eski mesleklerdendir. Zamanın birinde bir Hükümdar, dalkavuk seçimine bizzat katılmış. Kendi dalkavuğunu kendi seçmek istemiş. İlk adaya sormuş:

-Sen dalkavuk musun?

-Evet efendim.

-Hiç de dalkavuğa benzemiyorsun?

-Olur mu efendim? deyip referanslarını sıralamış. Hükümdar biraz düşünüp ona yol vermiş.

Bu şekilde epey elemeden sonra yine biri huzura alınmış:

-Sen dalkavuk musun? Demiş Hükümdar.

-Dalkavuğum sultanım, demiş.

-Hiç de dalkavuğa benzemiyorsun?

-Haklısınız efendim; pek dalkavuğa benzemem.

-Sanki biraz benziyorsun?

-Evet sultanım, biraz benzerim.

Bu meyanda sorular ve cevaplardan sonra Hükümdar:

-Geri kalanlarla görüşmeye gerek yok. Ben dalkavuğumu buldum, demiş.

********

Vaktiyle adamın biri, bir deve ve yavrusunu alıp yola çıkmış. Yavru deve:

-Anne, dizlerim titriyor. Hissi kablel vuku bir tehlike seziyorum, dönelim.

Anne deve, başını çevirip yavrusuna bakmış ve yola devam etmiş. Yavru deve bunu tekrar edince anne deve:

-Yavrum, sezdiğin tehlikeyi ben de yola çıkmadan sezmiştim. Senin veya benim bu tehlikeyi sezmem önemli değil. Asıl sahibimizin bunu sezmesi gerek. Yoksa biz de onunla beraber helak olacağız.

*********

Siyasilerden biri bir tımarhanenin yanından geçerken dışarıya doğru bakıp duran deliye sormuş

-İçerdeki mevcudunuz ne kadar?

Deli ona bakıp tanıyınca biraz düşünmüş:

-Ben içerdeki mevcudu bilmiyorum; ama siz dışarıda ne kadarsınız, demiş.

*********

Vaktiyle bir Kral zamanında kanun taslakları hazırlanıp meclise sunulur, lehte aleyhte konuşmalardan sonra el kaldırma usulüyle kanunlar her hâlükârda kabul edilirmiş.

Bir gün meclis başkanı lehte el kaldıranlardan sonra aleyhte de el kaldıranların içinde de aynı şahsı fark etmiş:

Efendi, dalgın mısın? demiş.

Ne münasebet değilim.

İyi de niçin hem aynı mesele olduğu halde hem kabul eden hem de etmeyenlerle birlikte el kaldırdınız?

Ne fark eder ki demiş, vekil. Biz burada sadece baş sallayıcı ve kralın isteği doğrultusunda el kaldıranlarız.

***********

İki siyasetçi her nedense aralarında geçinemiyorlarmış. Araları tamamen açıldığı için onları barıştırmak adına hatırı sayılır birine götürmüşler. Birinci siyasetçi “Bu ahlaksız yok mu..” deyip adamın tüm ayıplarını ortaya döküp rezil/kepaze etmiş.


 

Diğer siyasetçi de “Bu edepsiz, bu soysuz yok mu…” deyip ondan aşağı kalmamış. Dinleyenler hatırlı adama dönüp: “Her iki tarafı da dinlediniz. Söyleyecekleriniz yok mu?” diye sormuşlar. Adam gülümsemiş:

-Her ikisi de doğru söylüyor, demiş.

*********

Politikacı kalabalıkta nereye doğru dönüp konuşmalı?

Yeni milletvekili adayı, ömrü kahvelerde nutuk vererek geçmiş deneyimli bir politikacıya sorar; 


-Kahvede konuşurken yüzümü ne tarafa döneyim?

Deneyimli politikacı gülümseyerek yanıt verir; 

-Vestiyere..

Aday şaşırır:

-O niye?

-Kalabalıktan biri paltonu yürütmesin diye...

********

Bir ülkede bir bakan, kendisini gazetecilere hiç sevdirememişti.Ne yapsa 
makbule geçmiyor, basın hergün kendisiyle uğraşıyordu.Nihayet : 


-Öyle bir şey yapayım ki, gazeteciler mat olsun, diye düşündü ve ilan etti: 

-Pazar günü saat 10`da bakan denizin üzerinden yürüyerek geçeceğim. Pazar sabahı saat 10`da tüm basın mensupları toplandılar orada. 

Bakan geldi ve elinde bastonuyla denizin üzerinde yürümeye başladı.Karşı kıyıya kadar da yürüdü geçti.Herkesin gözleri dehşetle açılmıştı. 

Fakat ertesi günü tüm gazetelerde şu başlık okundu : 

-Bakan yüzme bilmiyor!

Haydi,kalın sağlıcakla.

Her şey yüreğinize göre olsun..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 264