PİŞKİN…

“- Birliğin denetlenmesi bitmiş sıra erlerin genel kültürlerini sınamaya gelmişti... Mesafe sayımı, ölçü birimi bilgileri yoklanıyordu...

DOSTÇA



Denetleme komutanı bir askere sordu!

"Tahmin et bakalım benim boyum ne kadar?"

Asker, "Tamı tamına 182 santimdir komutanım" dedi.

Komutan bu kadar doğru yanıt gelince, yanında bulunan subayların boylarını da sordu...

Asker hepsini bildi.

Durumu izleyen general dayanamadı ve "Benim boyum ne kadar?" diye sordu.

"Sizin boyunuz da 184 santim" dedi asker.

General çok şaşırdı:

"Sen hiç yanılmadın, nasıl böyle tahmin edebiliyorsun?"

Asker, "Ben bir kereste fabrikasında çalışıyorum komutanım" dedi:

"Anlayacağınız, kereste uzmanıyım!.."

 --//--

Yaşadığımız toplumdaki kerestelerin her birine bir uzman bulmaya kalksak inanın adam yetmez.

Ya da bu konuda acilen hükümet kararı ile yüksek okul kurulması gerekli diye düşünmekteyim.

Boy ölçüsünü bilen er gibi adamın yüzüne baktığında boyunun ölçüsünü bilecek.

Hatta ve hatta kişiliğini bile okuyabilecek çok uzmana gerek var ülkemizde.

Kereste deyip geçmeyin.

Keresteler çoğaldıkça

Toplumda meslek edinen adamlar da çoğalıyor.

Bizdeki keresteler kendilerini adam yerine koysalar da bir gün geliyor süs eşyası niyetine köşeye konulan sehpa görevine atanıveriyorlar sessiz sedasız.

Her neyse kereste ile başladık pişkinlikle bitirelim yazımızı.

--//--

“Çar, geniş ve sessiz ama görkemli bir odada "Puşkin"i çağırtır...

Görevliler ünlü şairi apar topar getirirler, elini yüzünü yıkamasına izin vermezler.

Çar hazretleri ünlü şairi bir yandan süzer, bir yandan konuşur:

"Günaydın Puşkin, sürgünden dönüşüne sevindin değil mi?"

Puşkin`den ses yok, Çar devam eder:

"Kardeşim seni sürmüştü. Bense bağışlamak istiyorum. Ama devlete karşı bir şey yazmayacaksın."

Puşkin`in sessizliğinden hoşlanır Çar. Çünkü yanıt vermemenin çaresizlik olduğunu çok iyi bilir. Daha da açılır:

"Biliyor musun Pişkin? Sen epey budalalık ettin. Umarım bundan sonra akıllı uslu olursun. Ne yazarsan bana göstereceksin. Bundan sonra sansürün benim..."

Ve noktayı koyar:

"Fikirlerini değiştirmeye karar verdin mi? Sana özgürlüğünü bağışlarsam, tutumunu değiştireceğine şerefin üzerine yemin eder misin?"

Bu sözlerin ardından buzlar tamamen çözülür. Çar ve Puşkin el sıkışır...

Daha sonra da Puşkin`i başka bir odaya götürür ve içeridekilere seslenir:

"Baylar, işte yeni Puşkin, eskisini unutun artık..."

--//--

Çar "1. Nikola" ve şair "Puşkin", dünyanın değişkenliği hızında gelecek çok çağlara örnek vermişler...

Günümüz Türkiye`si de böyle değil mi?

Aralarında eski kişiliğini hiç göremediğimiz ya da çoktan unuttuğunuz nice Puşkin`ler yok mu?

"Zaman, her değişimi ayrı ayrı yönlendirip saklayacak..."

Çok yazılıp, çok çizildikleri halde adları belki "Puşkin" olmayacak...

Ama tarihe "Pişkin" olarak geçip gidecekler!..

Pişkinlikleri her gün ayrı bir renk alan puşkinler olduğu sürece bu ülkede demokrasiden.

Yazmaktan, çizmekten.

Söylemden ve fikir özgürlüğünden bahsetmek mümkün müdür dersiniz?.

Ne gezer..

Her an bukalemun vari değişken insanların pişkinliği yüzünden gelmedik mi bu aşamaya.

Ne diyelim haydi hayırlısı.

Bizim puşkinlere.

Pardon pişkinlere selam olsun.

Ne pişkinler var ülkemizde..

Varlıkları sürdüğü süreçte yenileri eklenecek muhakkak zincire.

Haydi, kalın sağlıcakla.

Her şey yüreğinize göre olsun.

 

 

 

HOPDEDİK

PİŞKİN..

Adam pişkin olmaya

Görsün.

Ya da ünlü Puşkin’e

Özenmeye kalkmasın.

Bu ülkede pişkinler

Olduğu sürece..

Şişen şişene olacak

Kuşkusuz..

 

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 307