ORDAN..BURDAN.

Gerçekten ara-sıra kıssadan hisseler. Fıkralar. Yaşanmış hikâyeler güzel oluyor. Amacımız mesaj falan yollamak değil kimseye.. Birçoğumuzun bu hikâyelerden ders çıkarmasına katkı sağlamaktır bilesiniz…

Bir kasabada çok yaşlı, çok dindar bir kadın yaşıyormuş.

Her gün kiliseye gider, vaktinin büyük bölümünü ibadetle geçirirmiş.

Bu yaşlı kadının serseri bir yeğeni varmış.

İçkisi, kumarı, her türlü ahlaksızlığı olan bir yeğen.

Onun bunun karısını baştan çıkaran, yakışıklı bir günah abidesi gibi....

Derken ülkede bir gün savaş çıkmış. Serseri yeğen de askere alınmış.. Ve savaş yıllarca sürmüş.

Bu arada yaşlı kadın ölmüş. Melekler onu alıp cennetin kapısına götürmüşler, ancak kapının önü çok kalabalıkmış.

Aşağıda savaş olduğu için, ölen binlerce şehit atlarıyla cennetin kapısına gelmişler. Şehit oldukları için, cennete girme önceliği de onlara verilmiş. Yaşlı kadın, diğer cennetliklerle birlikte kapıda beklerken bir yandan da önünden geçip cennete giden askerlere bakıyormuş.

Tam o anda da günahkâr yeğeni de önüne gelmiş.

Yeğen sormuş:

"Sen nereye gidiyorsun?"

"Gördüğün gibi oğlum,  cennete girmek için sıra bekliyorum..."

"Peki, niye almıyorlar?"

`"Önce şehitleri..."

Kadın böyle söyleyince yeğen hemen uzanıp teyzesinin elinden tutmuş ve atının terkisine oturtmuş. Birlikte cennetin kapısına gelmişler. Kapıdaki melek şehit yeğene sormuş: "Arkandaki kadın kim?"

"Haaaa, o mu!" demiş yeğen:

"Alayın şorospusuydu..."

Melek eğilip bükülmüş:

"Özür dilerim teyze, buyurun geçin..."

*******

Aşk ve evlilik konusunda acemi olan Kızılderili  delikanlılar akıl danışmak üzere kabile reisine başvururlar.

“Oturun” der reis.

Ve ağır ağır konuşmaya başlar.

“Bizim dilimizde içime kurt düştü” diye bir deyim vardır. Aşk ve evlilik  söz konusu  olunca her  zaman, içimize  bir değil, iki kurt düşer. Bu iki kurt sürekli birbiri ile dövüşür. Bir ötekini  boğmaya çalışır. Kurtlardan biri korkuyu, öfkeyi, kıskançlığı, kibiri, pişmanlığı, aç gözlülüğü kendine acımayı, küskünlüğü, aşağılık duygusunu, yalanları, üstünlük sağlamayı, bencilliği temsil eder.

Diğeri ise  huzuru, sevgiyi, umudu, paylaşmayı, cömertliği, dinginliği hoşgörüyü, nezaketi, yardımseverliği, merhameti, inancı.

Kızılderili gençlerden  biri  sorar:

“Peki  sonunda  hangi  kurt kazanır?”

Reis  düşündürücü bir yanıt verir:

“Beslediğin”

 

İki kadeh içtikten sonra, konu "beyin"di ve nerede olduğu tartışılıyordu...

Biri, kafanın tam ortasında olduğunu iddia ederken, diğeri soğancığın altında olduğunu söylüyordu...

Öteki tutturdu:

"Hayır, ense kökündedir…"

Tanık olmuştuk bu olaya…

"Dört beyin, dört insana nerede bulunduğunu tartışma konusu yaptırabiliyor!"

Hepsine soruyor:

"Bilin bakalım, ben neredeyim?"

Sonra da dalgasını geçiyor.

Çünkü soruyu da kendisi yanıtlıyor ya da yaşattığı canlının dilini istediği gibi konuşturuyor…

İçinden de kıs kıs gülüyor, "Kendime aptal diyemem ama!" diyor:

"Nerede olduğumu düşünüyorsanız, oradayım işte!"

********                             

Farkında iseniz..

Hiç bir hikaye ve kıssadan hisseye yorum yapmadım..Özelikle size sakladım.

Herkes kendine göre yorumlasın diye.

Haydi, kalın sağlıcakla.

Her şey yüreğinize göre olsun..                    

 

 

 

 

HOPDEDİK

BEYİN..

Siyasetin en önemli

Faktörü kuşkusuz beyin

Takımıdır.

Beyin takımı olmazsa olmaz..

Birde beyinsizler takımı

Olmalı..

Olmalı ki,

Hizmette sonsuzluk yaşansın..                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                            

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 344