ÖKÜZ BAŞI..

Öküzün biri başını küpe sokmuş, ama tüm uğraşına karşın bir türlü çıkaramıyormuş.

Durumu gören köylüler toplanmış.

Ama  bir çare bulamayınca demişler ki:

“Öküzü kurtarsa kurtarsa akıl hocamız kurtarır. Ona soralım..”

Akıl hocasına  gidip anlatmışlar..

Öküzün kurtarılmasını istemişler..

Hoca  yanıt vermiş:

“Öküzün  başını kesin..”

Ne yapsın köylüler?

Bir keskin bıçak bulup öküzün başını kesmişler..

Aksilik ya!

Bu kez de öküzün başı küpten çıkmıyormuş..

Yine  aklı hocasına  koşup anlatmışlar..

“Öküzün başını küpün içinde kaldı nasıl çıkaracağız”

.Akıl hocası gene konuşmuş:

“Öyleyse  küpü kırın..”

Köylüler küpü kırıp öküzün başını çıkarmışlar..

Ardından da, büyüğün kapısına dayanıp demişler ki:

“Senin her aklın böyleyse  vay gelir başımıza”

Aklı hocası sormuş:

“Hayrola köylülerim ne oldu?”

“Ne olacak” demiş köyün yaşlısı:

“Aklınıza uyup hem öküzden olduk. Hem de küpten..”

--//--

Bu hikaye bana ülkemizdeki politik gidişatı anımsatmakla birlikte meşhur “Sarı Öküz” hikayesini anımsattı.

Bir kez daha bu fıkraya bir göz atalım mı ne dersiniz?

--//--

Ormanın birinde Aslanlar toplanmış. "Yahu" demişler, "hesapta kralız, açlıktan öleceğiz birader!.."

Maymuna saldırsak, ağaca kaçıyor; Fillere saldırsak, fazla büyük...

Ceylanlar hızlı, yetişemiyoruz; kuşa dalsak, uçuyor, ee balık yakalayacak halimiz de yok...

Ne yapsak?

 

Bir tanesi "en iyisi, öküzlere saldıralım" demiş,

"İri yarı görünüyorlar ama ne pençeleri var, ne dişleri diş... Tam dişimize göre!"

 

Olur mu? Olur.

Hücum!

Ama evdeki hesap çarşıya uymamış;

Öküz, öyle yabana atılacak hayvan değilmiş meğer...

Organize oluyorlar, topluca savunma yapıyorlar, püskürtüyorlarmış.

 

Aslanlar aç bilaç.

N`apsak, n`apsak?

"tilkiye danışalım" demişler.

Tilki "kolay" demiş, "beni, öküzlerin yaşadığı zengin otlakların prensi yapın, işinizi halledeyim..."

Kabul etmişler.

 

Tilki, elinde beyaz bayrakla öküzlere gitmiş, "saygıdeğer öküzler" demiş, "aslında aslanlar uysaldır, sizi de çok seviyorlar... Ama Şu aranızdaki sarı öküz var ya, sarı öküz, işte sorun o... Görünce tahrik oluyorlar, canları çekiyor, verin şu sarı öküzü, kurtulun kardeşim, huzur içinde yaşayın! "

 

Öküz heyeti düşünmüş taşınmış,

"bana dokunmayan yılan bin yaşasın" mantığıyla, verivermişler sarı öküzü...

Aslanlar da afiyetle yemiş.

 

Bir gün, iki gün...

 

Tilki gene gelmiş.

"Bakın gördüğünüz gibi, saldırılar kesildi, mutlu mutlu yaşıyorsunuz" demiş.

Ve eklemiş:

"Ama şu var ya benekli öküz, benekli öküz, O burada olduğu sürece size rahat yüzü yok arkadaş. Canları çekiyor, verin, kurtulun!"

 

Öküz heyeti düşünmüş, "otlağın selameti için" teslim etmiş benekli öküzü...

 

Üç gün, dört gün...

Tilki gene gelmiş.

 

Kuyruğu uzun olanı... Burnu beyaz olanı... Tombul olanı...

 

Tek tek alıp, gitmiş. Otlak seyrelmiş. Semirmiş aslanlar.

 

Günlerden bir gün... Artık tilki gelmemiş! Gerek kalmamış çünkü. Doğrudan aslan gelmiş.

"Hanginizi istiyorsam, canım hanginizi çekiyorsa, onu vereceksiniz, adamı hasta etmeyin" demiş.

 

Otların arasında tir tir titreyen, tek tük kalmış öküzler, "keşke sarı öküzü vermeseydik" demiş ama artık iş işten geçmiş...

--//--

Her iki hikâyenin yorumunu sizlere bırakıyorum.

Haydi, kalın sağlıcakla.

Her şey yüreğinize göre olsun..

 

HOPDEDİK

GİTTİ,GİDER..

Bana dokunmayan yılan

Bin yaşasın modundayız.

Sarı öküzlerle

Birlikte küpteki

Başlarda gidiyor..

Bazıları ise güç bende diyor.

Ne yazık ki

En büyük gücün

Allah’ta olduğunu unutuyorlar..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 261