ÖDÜLLÜ OLMAK..


Yaş altı onluğa geldi dayandı.

1968 yılında Başkent Ankara’da baba mesleği gazeteciliğe ilk adım attığım yıldı, şimdilerde sayfa düzencisi ya da grafiker diye adlandırılan o dönemin teknik sekreteri olarak başladığım gazetecilik mesleğim o günden bu yana süregeliyor.

Elde kumpas sütun, sütun sayfaların ve hurufatların ses getirişine katkı sağlıyorduk.

Ankara’da ustaların ustaları ile rahmetli Aydın Soysal, Altan Aşar, Basri Balcı,dönemin Ankara Kızılay’daki en ünlü Meyhanesi Kalemin Sahibi Gazeteci/Yazar Üstat Mehmet Kemal olmak üzere bir çok isimden feyiz aldım..

Ustalarımın eline su dökerek abdest almayı öğrendim.

Hala da öğrenmekteyim.

Eskişehir basın yaşamımda başta hocam ve babam A. Naci Gelendost, Yılmaz Büyükerşen, Mehmet Aktop, İrfan Uğurluer, Yasin Yasin, Abdülkadir Gürol, Feyyaz Arsezen, Celal Kağnıcıoğlu ve bu isimlerle birlikte ebediyete göç eden rahmetli büyüklerim.

Eskişehir basının yaşayan efsaneleri Hüsnü Arslan, Önder Baloğlu, Yılmaz Karaca, Bülent Özyazıcı, Coşkun Kartal, Erdoğan Kahya, Atilla Sertel, Engin Bayrı gibi sıralayabilirim.

Delikanlılık çağımızda üstatlarımızla olan ilişkilerimiz geliyor gözlerimin önüne ve bugün Eskişehir basınının yaş grubuna baktığımda ise onların yerini bizim kuşağın aldığını görüyorum.

45 yılı geride bırakmak üzere olduğum güzelim mesleğimizin bugün ne hallere geldiğini üzülerek izliyorum.

Gazetecilerin tutuklu.

Kalemlerin satıldığı..

Düşüncelerin ve beyinlerin yıkandığı, gazeteciyim diye geçinenlerin sırça köşklerde.

Boğaza dönük yalılarda viskilerini yudumlarken dindar kesime nasıl hizmet ettiklerine şahit oldukça kahroluyorum.

Bizim tek tesellimiz Anadolu basını olarak kalemimizi satmamamız.

Atatürkçü düşünceden sapmadan yolumuza devam etmemizdir.

Bu anlamda İzmir Gazeteciler Cemiyeti Eski Başkanı rahmetli büyüğüm baba dostum İsmail Sivri anısına düzenlenen yarışmada ödül alacağız.

Sayfa düzeninde Orçun Veysel Kaya kardeşimle birlikte sizler bu satırları okurken Tekirdağ’da olacağız.

Mesleğimizin zirvesine vardığım bugünde genç kuşağın temsilcisi Orçun Veysel Kaya..

Ve en önemlisi Siirt Mücadele Gazetesi sahibi duayen gazeteci baba dostu saygıdeğer büyüğüm Cumhur Kılıçcıoğlu ile aynı ödülü paylaşmanın onurunu yaşayacağım.

Ödüllü olmak, ödülle onurlanmak kadar güzel ne ola ki..

Ülkemizin dört bir yanından gelen onurlu kalemlerle birlikte olacağız iki gün Tekirdağ’da..

ATATÜRKÇÜ ve ülkesini seven kalemler olarak tek bir ağızdan haykıracağız dünya aleme..

“Anadolu basını ayakta,satılmadı,satılmayacağız”  diye..

Selam olsun tüm yiğit Anadolu basınına.

Selam olsun kalem tutan değerli ellere.

Yürekli gazetecilere.

Ülkesi için zindanlarda çürüyen ülke severlere..

Selam olsun…

Haydi, kalın sağlıcakla.

Her şey yüreğinize göre olsun..

 

 

 

HOPDEDİK

 

ÖDÜL..

 

İnsan yaşamının

En büyük

onurudur

Ödüllenmek..

Hele hele

Yaşadığın kent içinse

Bu onur

Anlatılmaz,

yaşanır…

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 2015