NAPOLYON ve UĞUR DÜNDAR..


Geçtiğimiz Cumartesi akşamı Alanya Gazeteciler Cemiyetince geleneksel hale getirilen ödül törenine davetli idik.

Tören Konaklı Belediyesinin hizmete sunduğu ve Akdeniz Üniversitesine devrettiği muazzam kongre ve kültür merkezinde yapıldı.

Alanyalı gazeteci dostlarımızın yanı sıra Türkiye’nin ünlü gazetecileri de törene katıldı.

Ülkenin cesur televizyon gazetecisi, hali hazırda Sözcü gazetesi yazarlığının yanı sıra artı+1 televizyonda yeniden halkla buluşan Uğur Dündar.

Geçtiğimiz günlerde Almanya’da Türk-Alman Dostluğu Federasyonunca basın özgürlüğü ödülüne layık görülen Türkiye Gazeteciler Federasyonu Genel Başkanı Atilla Sertel kardeşimiz..

Yine Eskişehir’den kadim dostum elli yıla yaklaşan meslek birlikteliğimiz olan Türkiye Gazeteciler Federasyonu İkinci Başkanı ve Eskişehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Yılmaz Karaca.

Anadolu Spor Gazetecileri Genel Başkanı İbrahim Erdoğan kardeşimiz.

Ve diğer dostlarla hasret giderip Türk basınının gidişatı hakkında fikir alışverişinde bulunduk.

Yerel basının her zamanki dik duruşundan söz ettik.

Ulusal basının gerçekleri yansıtmadığı ülkemizde basına uygulanan sansürü yatırdık masaya.

Ödül töreninde konuşan usta gazeteci Uğur Dündar’da aynı konuları işledi.

Türk basınının gidişatından endişeli olduğuna dikkat çekti.

Yerel basının gücünden duyduğu mutluluğu dile getirdi.

 

Dündar, konuşmasında herkesi güldüren şu fıkrayı anlattı:

"Napolyon Bonapart tekrar dünyaya gelmiş, Başkan Obama Bonapart`ı yemeğe davet etmiş. Viskiler içilmiş, Napolyon duygulanmış ve demiş ki;

`Sayın Başkan Obama sizin elinizdeki şu muazzam silah gücü benim elimde olsaydı Waterloo`da yenilmezdim`.

Zaman gelmiş Napolyon Kremlin`e davet edilmiş.

Putin`le baş başa yemek yiyorlar. Votkalar içilmiş, Napolyon demiş ki;

`Sayın Putin sizin elinizdeki gibi bir gizli servis benim elimde olsaydı ben Waterloo Savaşı`nı kesinlikle kaybetmezdim`.

Gel zaman git zaman Napolyon Ankara`ya davet edilmiş. Başbakan Erdoğan`la baş başa yemek yiyorlar, Napolyon iki tek ayran atmış, hislenmiş duygulanmış ve demiş ki;

`Mösyö Erdoğan sizin elinizdeki gibi bir basın zamanında benim elimde olsaydı Waterloo Savaşı`nı kaybettiğimi kimse duymazdı.`"

Tek kelimeyle ülke basınını böyle özetledi usta gazeteci Uğur Dündar.

Ne diyelim ülkemizdeki basın gerçeği aynen bu değil mi?.

Gidişata göre ayar çeken kalemler..

Liboşlar..

Yalakalar ve satılık kalemler.

İyi ki yerel basın var.

Büyük çoğunluğu yıllardır odluğu satılmadan ayakta durmanın keyfini yaşıyor.

Yerel gazeteci olmanın ayrıcalığını ve güzelliğini yaşıyoruz yıllardır..

Bundan sonrada ölene dek yaşayacağız ve yazacağız.

Haydi, kalın sağlıcakla.

Her şey yüreğinize göre olsun..

 

 

 

 

 

HOPDEDİK

BASIN..

Halkın gözü, kulağı

Ve dili idi bir zamanlar

Türk basını..

Şimdi gözü kör,

Kulağı duymaz,

Dili tutulmuş oldu.

Vay beeeee.

Ne günlere kaldık

Güzel Rabbim..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1976