MERHABA

Ne güzel bir kelime merhaba. Yürekten merhaba diyebilmek soluk alıp verebilmek güzel şey. Merhaba dostlar bugünde hafta sonu merhabaların yürekten bol olduğu günler diliyor ve sizi fıkralarla baş başa bırakıyorum.


*****

“Karı-koca 20 yıllık bir evlilikte sorun yaşamaya başlayınca, kendilerini bir evlilik danışmanının önünde bulmuşlardı…..
Danışman, problemin ne olduğunu sorar sormaz kadın bunca yılın 
birikiminden olsa, hemen söz alıp, heyecan, üzüntü ve biraz da umutsuzlukla geçen 20 yılda çektiklerini sıralamaya başlamıştı..

Hepsini! ama hepsini eksiksiz saydı.. kocasının ona ilgisizliğini, soğuk davranışlarını, umursamazlığını, yabancılaşmasını, yalnızlığını, aralarındaki ilişkinin bittiğini, duygusalihtiyaçlarının artık karşılanmadığını ve evliliklerinin kavram itibariyle boş ve anlamsız bir beraberlik haline geldiğini….anlattı da anlattı….

Danışman onun iyice içini dökmesine izin verdi. Sonra birden ayağa kalktı, kadını da ayağa kaldırdı, önünde bir an hareketsiz tutup gözlerinin içine baktıktan sonra arzu ve şehvet ile saldırırcasına sarılıp uzuun uzun öptü. Koca olanı biteni dikkatle ama karşı çıkmadan izlemişti.

Kadın, yarı afal, neredeyse bulutlarda, yerine düşercesine oturdu!

Danışman masasına geçti, ve kocaya dönerek:
-Bak, karının ihtiyacı tam olarak bu işte!! Bunu hiç değilse haftada üç yapabilecek misin?
Adam, azıcık düşündükten sonra:
-Bak, doktor…mesela…. hadi Pazartesiyle Çarşamba sana getireyim..ama Cuma getiremem,
arkadaşlarla maçım var!!!”..

 

“Adamın işi varmış, Ankara’ya gidiyormuş, tam uçağa binerken kulağında bir ses:

“-Binme, bu uçak düşecek…

”Dönmüş, bakmış, kimse yok, ama içine de bir kurt düşmüş, binmemiş…

İkinci uçağı beklerken kara haber ulaşmış:“-Uçak düştü kurtulan olmadı…

”Koşmuş Haydarpaşa’ya, bilet almış, tam trene binecek, aynı ses kulağında;

“-Binme bu trene, raydan çıkacak…”Dönmüş, bakmış yine kimse yok, trene binmemiş, gelmiş eve…

Sabah gazeteyi açınca tüyleri ürpermiş;

“-Tren Eskişehir’de raydan çıktı, şu kadar ölü, şu kadar yaralı…

”Koşup otobüse bilet almış, tam binerken yine o ses;

“-Freni patlayacak…”Dönmüş yine kimse yok…

Dayanamamış, bağırmış:

-Sen kimsin yahu?…

“-Ben senin altıncı hissinim..

.”Adam iyice kızmış

:“-Ula evlenirken neredeydin?…

”O ses yine dalgalanarak söylenmiş;

“-Büyük kazalara karışmıyoruz…”

*****

“Avukat bankaya girerken adamın biri telaşla ona hızla çarparak bankayı terk etmiş. 
Avukat bankaya girmiş ki, bütün müşteriler yüzükoyun yerde yatmakta, elleri hâlâ havada güvenlik görevlisi;

- "Şimdi kapıdan çıkan adam kasadan 1 milyon lira alıp kaçtı" demiş heyecanla...

-"Bir milyon liramı? Yahu beni neden tam kaçarken uyarmadınız?" demiş avukat sinirlenerek.

-"Çelme falan takarak durdurur muydunuz?" diye sormuş güvenlik görevlisi ellerini indirirken.

-"Yok be. En azından adamın bir yerine kartımı sıkıştırırdım..." demiş avukat.”

“Aşırı sinirli biri, havalimanında check-in bankosundaki ilgili memura hak etmediği halde, etmediği hakareti bırakmamış. Müşterinin abartılı kabalığı karşısında, banko memuru sakin ve güleryüzlü bir şekilde davranıyor, hiç cevap vermeden işine devam ediyormuş. Adam işi bitip gidince, bir arka sıradaki müşteri. 
-"Sizi tebrik ederim!" demiş memura, "Hiç tahrike kapılmayıp nezaketinizi sürdürdünüz. Ama bu kadarı da yanlış. Yapabileceğiniz bir şeyler olmalıydı." 
- "Olmaz olur mu, efendim.." demiş, memur gülümseyerek
-"Kendisi New York` a gidiyor, bavulları Bangkok`a...”

“Temel akıl hastanesinde başhekimdir. Bir gün bakanlık müsteşarı hastaneyi ziyaret eder. 
Camdan bahçeye bakarken delilerin yüksek bir yerden havuza atladığını görür ve Temel`e: "Bravo, mükemmel. Hastaların sosyal faaliyetlerini düşünmüşsünüz. Sizi tebrik ederim." der.
Temel`in koltukları kabarır: "Sayın müsteşarım; siz esas o havuzu bir de su doldurduğumuz zaman görün ne seviniyor zavallılar."
Aldığı cevap karşısında müsteşarın tepesi atar. Temel durumu toparlamaya çalışır:
"Su koysak da farketmez, yüzme bilmiyor ki...”

Haydi kalın sağlıcakla..

Her şey yüreğinize göre olsun.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 82