MADEN İŞÇİLERİ.

Rahmetli babam ve gazetecilikte hocam gazeteci-yazar A.Naci Gelendost 1966 yılında bir şiir yazmıştı, Maden işçileri ile ilgili.

Daha sonra bu şiirini Selda Bağcan şarkıya çevirdi.

"Umutsuz bir sonbahar günüydü,

çocukları uyurken,

çıktılar Ereğli sokaklarına,

Üzülmeze gidiyorlardı,

Kar düşmüştü

kemikten şakaklarına"

diye başlayan şiirini anımsadım geçtiğimiz gün Soma’da meydana gelen facia sonrası  bir kez daha..

Yerin yüzlerce metre dibinde salt ekmek adına mücadele eden bizim maden işçilerimiz..

Ve de Avrupalılar ile kıyasladım.

Bizim madencilerimiz bir gruzi patlamasında şehit düşerken.

Canlı canlı bedenleri ile toprak altında unutulmuşluğa terk edilirken..

Adamlar yerin yaklaşık 800 metre altında göçük altında kalanları kurtarma adına her yolu deniyorlar.

Onlar için bir can bile çok önemli..

İnsanın ister istemez vay be diyesi geliyor.

Üç gün önce yüzlerce metre yer altında bıraktığımız madencilerimizin biz hala cesedine ulaşamazken.

Adamlar madencileri yer altında yaşatmak adına seferberlik ilan ettiler.

Gözyaşlarıyla ağıt yakıp

Evet, yer altında bir dünya yarattılar.

Yer üstündekiler yerin metrelerce dibindekilere moral oldular.

Nefes oldular.

Bir ve beraberlik içinde yerin dibine indiler.

Madencileri aydınlık dünya`ya çıkardılar.

Biz ne yaptık.

Ne yapıyoruz.

Bundan sonra ne yapacağız.

Aynen devam.

Madencilerimizi kaderleri ile baş başa bırakıyoruz ve bırakmaya devam ediyoruz.

İşi bitmiş birer canlı beden olarak onları toprak altında ölmeye mahkum edip.

Sözde yüreklerde yaşatacağız.

Sahte gözyaşlarıyla ağıt yakıp maden şehitlerimiz diyeceğiz.

Vay be..

Vay ki ne vay..

Hala insanımıza sahip çıkmayı beceremeyen bir toplum olmaya devam ediyoruz.

Yazıklar olsun bize.

Tüm maden şehitlerimizi rahmet ve saygıyla anarken.

Yaşayan madencilerimizi de Allah korusun diyorum.

Haydi, kalın sağlıcakla.

Her şey yüreğinize göre olsun.
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 2338