KUL HAKKI..

Allah’ın adaleti ile başka adalet ve yürek eşitliğini mukayese etmemiz elbette mümkün değildir.


Saçı bitmemiş yetim hakkı yiyenler.

Kul hakkına el uzatanlar.

Onların nimetlerinden yararlananlar er ve geç Allah’ın adaleti karşısında hesap verirler.

Bu konuyla ilgili dün internet sitelerinden birinde güzel bir hikâye okudum.

Kul hakkı ile ilgili bir dervişin başından geçen bu güzel hikâyeyi sizine paylaşayım istedim.

Günümüz Türkiye’sinde ne kadar geçerli olduğuna lütfen siz karar verin.

--//--

“Vaktiyle bir derviş, nefisle mücadele makamının sonuna gelir.

Meşrebin usulünce bundan sonra her türlü süsten, gösterişten arınacak, varlıktan vazgeçecektir.

Fakat iş yamalı bir hırka giymekten ibaret değildir. Her türlü görünür süslerden arınması gereklidir…

Saç, sakal, bıyık, kaş, ne varsa hepsinden. Derviş, usule uygun hareket eder, soluğu berberde alır.

- Vur usturayı berber efendi, der. Berber dervişin saçlarını kazımaya baslar.

Derviş aynada kendini takip etmektedir. Başının sağ kısmı tamamen kazınmıştır.

Berber tam diğer tarafa usturayı vuracakken, yağız mı yağız, bıçkın mı

bıçkın bir kabadayı girer içeri.

Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış kısmına okkalı bir tokat atarak:

- Kalk bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım, diye kükrer.

 

Dervişlik bu... Sövene dilsiz, vurana elsiz gerek. Kaideyi bozmaz derviş.

Ses çıkarmaz, usulca kalkar yerinden.

 

Berber mahcup, fakat korkmuştur. Ses çıkaramaz. Kabadayı koltuğa oturur, berber tıraşa başlar.

Fakat küstah kabadayı tıraş esnasında da sürekli aşağılar dervişi, alay eder:

``Kabak aşağı, kabak yukarı.``

 

Nihayet tıraş biter, kabadayı dükkândan çıkar.

Henüz birkaç metre gitmiştir ki, gemden boşanmış bir at arabası yokuştan aşağı hızla üzerine gelir.

Kabadayı şaşkınlıkla yol ortasında kalakalır.

Derken, iki atın ortasına denge için yerleştirilmiş uzun sivri demir karnına dalıverir.

Kabadayı oracığa yığılır, kalır. Ölmüştür. Görenler çığlığı basar.

Berber ise şaşkın, bir manzaraya, bir dervişe bakar, gayri ihtiyarî sorar :

- Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?

Derviş mahzun, düşünceli cevap verir:

- Vallahi gücenmedim ona.

Hakkımı da helal etmiştim. Gel gör ki, kabağın bir sahibi var.

O gücenmiş olmalı!”

--//--

Hikâye böyle... Ama hayat da böyle...

Kabağın sahibinin en affetmediği şeyin kibir ve kul hakkı yemek olduğu umarım hep aklımızda kalır.

 

Haydi, kalın sağlıcakla.

Her şey yüreğinize göre olsun.

 

 

HOPDEDİK

KUL HAKKI.

Haramdır,

Günahtır,

Yazıktır söylemleri

İle kul hakkı yiyenler.

Saçı bitmemiş yetim

Hakkını götürenler.

İnanın bir gün

ALLAH size top yekûn

Hesap soracak.

Bilesiniz..

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 141