KÖPRÜ ve SU..


Gazetede işimi bitirdikten sonra sık sık Manavgat turu atarım, genellikte meşhur köprümüzün başında dikilip durur, gözlerimi Manavgat ırmağına diker ve düşüncelere dalarım.

Akıp giden suyun köprünün altından yıllardır çok şeyler götürdüğüne şahit olmuşluğumu düşünür..

Manavgat siyasetinden gelip geçenlerin aynen köprü altından akıp giden su gibi yitip gittiğine şahit olmuşluğum gelir gözümün önüne.

Bundan sonra gideceklerine yarınlarda suyun içinde yok olacaklarına inanırım yürekten.

Suya bakarım sık sık..

Yarın yine akıp gittiğini bildiğimden kendi kendime;

“Köprünün altından geçen suların dili olsa da anlatsa” derim.

Bugün akıp gittiği gibi yarında akıp gideceğini adım gibi bildiğim suyun yarına aynı su olmayacağını çok iyi bilirim.

Bu konuda geçmişten gelen tecrübelerle sabittir köprü altından akıp giden sular.

Köprü altından akıp giden sular gibi seçimlerde akıp gidiyor.

25 Ekim 2014 günü yaşadığımız sel felaketi de aynen bunlardan biri değil mi?..

Sel bir geldi, pir geldi.

Kimimizin ocağına incir ağacı dikti.

Kimimizinkini vurdu geçti.

Hala Manavgatlılar zararlarını tanzim edebilmek için uğraş veriyor.

Hala giden mallarının yerine yenisini nasıl koruz düşüncesi ile yanıp tutuşuyor yürekler.

Selin hemen akabinde tutulan zabıtlar.

Zarar beyan edilen evraklar.

Otomobiller..Halılar..Çamaşır makineleri.

Buzdolapları yok artık..

Elde birkaç parça kağıt..

Birkaç tutanak ve Ankara’ya gönderildiği iddia edilen zarar bilançoları.

Neymiş efendim “Manavgat afet bölgesi ilan edilemez”..

“Edilirse bölgeye turist gelmez”

“Turizmde büyük kayıplarımız olur”.

Edilemez tabii..

Turistte gelmez..

Kayıplarımızda büyük olur.

Çarpık yapılaşmalardan kaynaklanan deniz kenarındaki kıyı kenar şeridinde gecekondu gibi yapılan otellerin büyük zararları var.

Afet bölgesi ilan edilirse bunların altından devlet kalkamaz.

Kalkamaz diye düşünenlere bak sen hele, o zaman neden denizin içine otel yapılmasına izin verdiniz be kardeşim.

Neden?..

İyi güzelde be kardeşim.

Fakir fukaranın suçu ne..

Sel sularına kapılıp giden birçok eşyası yok artık.

Manavgatlı esnafın içi hala kan ağlıyor.

Borç harç cam çerçeve taktıran.

Sel sularında yok olup giden eşyalarının ardından ağıt yakanlar hala beklemede..

Selden zarar gören esnaf malını haraç mezat satışa çıkardı.

Sel malı bunlar diye bangır bangır bağırıyor.

Güya sigorta primleri ertelenecek.

Borç ve harçları ötelenecekti.

Bankalara olan kredi borçları da ertelenecekti.

Vazgeçtik tamam Afet bölgesi olmayalım fakat zararların tanzimi yolunda hangi adım atıldı Allah aşkına bir bilen varsa delikanlıca çıksın anlatsın benim vatandaşıma.

Anlatsın Manavgatlıya.

Anlatsın ki, halkta ona göre başının çaresine baksın.

Yani açık ve net 25 Ekim 2014 günü yaşanan sel felaketi sonrası zararları çok büyük olan vatandaşların..

Küçüğü de dahil yaraları sarılacak mı?_..

Sarılmayacak mı?.

Biz onu bilelim..

Bilelim ve ona göre hareketle kırılan kolu yen içinde tedavi edelim.

Atınca mangalda kül bırakmayan politikacılar lütfen bu konuya el atın.

Kaymakamımız..

İktidar partimiz.

Daha kalanlarımız.

Valimiz…

Sel felaketi sonrası kentimize gelen Dışişleri bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu kardeşimiz.

Bakın şöyle bir etrafınıza..

Ve verdiğiniz sözlere..

Sarın Manavgat’ın yarasını yeter gari.

Haydi, Kalın sağlıcakla.

Her şey yüreğinize göre olsun.

 

 

 

 

 

 

HOPDEDİK

SU MU?..

Köprü altından

Sular akmaya devam

Ediyor.

Sel felaketinden zarar görenleri

İse devlet seyrediyor.

Bu işten bir şey çıkmayacak belli,

Hiç değilse sesiniz çıksın be abi..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 802