Kıssalar..Fıkralar.

Hayat denilen bu zorlu yolda her gün karşılaştığımız zorluklarla devam ediyoruz yolumuza.

Ara-sırada gülmek gerekiyor inanın bana.

Bugün fıkralarla, Kıssadan hisseleri karıştırdım birbirine.

Hep birlikte gülelim.

Ve de gülerken ders çıkaralım diye..

*******

"Yaşlı hasta bir eşek duvar dibinde düşünüyordu. Ona geldiler :

- “Haberin yok herhalde, semercimiz öldü” dediler.

- “Ne olmuş öldüyse?”

- “Artık sırtımız yara bere olmayacak, özgür olacağız”

- “Nasıl bir özgürlükmüş bu!”

- “Semerci olmayınca artık sırtımıza semer yapılmayacak, kırda bayırda istediğimiz gibi dolaşacağız…”

Yaşlı eşek gülmüş:

... -“Şaşarım aklınıza” demiş.

-“Bugün sevinçle tepineceğinize, aslında yas tutmalısınız. Bekir Usta iyi kötü sırtımızın ölçüsünü biliyordu, bizi rahatsız etmeyecek semerler yapmaya çalışıyordu.

Yarın bir acemi semerci getirirler, sırtınız yaradan kurtulmaz.

İyisi mi siz semerciden değil, eşeklikten kurtulmanın yolunu arayın. Eşek kaldıkça, sırtınıza bir semer yapan bulunur."

*******

“Günlerden bir gün şeytanın yolu bir köye düşmüş

bakmış ki, biraz ileride buzağıyı bir kazığa bağlayan genç bir kadın inek sağıyor.

Kadına bir süre bakan şeytanın aklına

“Şeytanlığı” gelmiş.

Ve, kazığa bağlı buzağının ipini biraz gevşetmiş.

Buzağının karnı aç ya, az ileride ki kadının sağdığı annesine koşmuş.

Koşmasıyla da kadının süt kovasını devirip sütü dökmüş.

Fena halde kızan kadın sopayı kaptığı gibi buzağını başına vurup, öldürmüş.

Bunu gören inekte bir tekmeyle kadını yere sermiş.

Gelininin durumunu seyreden kayın pederi tüfekle ineği vurmuş.

Silah sesini duyan gelinin kocası elinde tüfekle babasını görünce, hanımını babası vurdu sanarak, silahını çekip babasını vurmuş.

Sonunda gerçeği öğrenen gelinin kocası acıya dayanamayıp kafasına bir kurşun sıkıp intihar etmiş.”

Bu olayları sessizce izleyen şeytan söylenmiş:

“Bu felaketi şimdi bana yüklerler. Buzağının ipini biraz gevşetmekten başka ne yaptım ki, deyip kaybolmuş.”

Diyeceksiniz ki,

“Sonra?”

Sonrası yok.

*******

"Günlerden bir gün ahbaplarından biri, Nasrettin Hoca’ya misafir olmuş.

Hoca da “misafir umduğunu değil, bulduğunu yer” deyip, Allah ne verdiyse önüne çıkarıp, yedirmiş içirmiş. Ardından başlamışlar sohbete. Yatma zamanı gelince misafir şakaya getirip demiş ki:

“Bizim eller. Bizim eller. Yatarken de  üzüm yerler..”

Hoca bu .

Pişkin pişkin yanıt vermiş:

“Biz de öyle adet yoktur. Saklarlar güzün yerler. Hay Allah rahatlık versin”

*******

"Bektaşi’nin birinin gömleği kirden muşambaya dönmüş.

Tanıdıklardan biri.

“Yahu” demiş

“Şu gömleğini yıkasana.”

Bektaşi gülerek:

 “Gene kirlenir” demiş,

“Gene yıkarsın.”

“Gene kirlenir”

”Gene yıkarsın.”

Tepesi atan Bektaşi sonunda şöyle demiş:

“Ey imanım. Biz şu ölümlü dünyaya gömlek yıkamaya mı geldik”

*******

"Yaşlı doktor kasabayı terk etmek üzereyken yerine gelen genç doktoru almış hastalarını tanıştırmak üzere evden eve dolaştırmaya başlamış. İlk girdikleri evde bir kadın:

- "Doktorcuğum çok mide ağrısı çekiyorum" demiş. Eski doktor da;

- "Bence biraz fazla meyve yiyorsunuz da ondan" demiş.

Dışarı çıktıkları vakit yeni doktor "Abi" demiş, "Kadını muayene bile etmeden nasıl böyle bir neticeye vardın ?"

Yaşlı doktor anlatmış: "Oğlum, numaradan gözlüğümü yere düşürdüm bir de baktım ki yatağın altı meyve kabukları ile dolu."

İkinci evdeki hastayı genç doktorun muayene etmesine karar vermişler. Bu evdeki kadın "Çok halsizim" deyince doktor

-"Belki de Kilise faaliyetleriniz sizi çok yoruyor, biraz ara verin" demiş.

Dışarı çıkmışlar yaşlı doktor genç doktora;

-"Doğru söyledin" demiş. "Bu kadın kiliseden dışarı çıkmaz. Ama nasıl anladın?"

Genç doktor;

- "Ben de çaktırmadan yatağın altına baktım ve kilisenin papazini gördüm".

*******

"Büyük İskender’e, “Falan kişiler sizin aleyhinizde konuşuyorlar, onlara gerekli cezayı versenizde sustursanız olmaz mı?” dediklerinde şu yanıtı vermiş:

“O zaman onlar, söyledikleri şeylerde haklı  olurlar”

Güzel bir yorum değil mi?

Onun için kıssadan hisse çıkaranlar olabilir diyerek alıyorum köşeme…

Haydi, Kalın sağlıcakla.

Her şey yüreğinize göre olsun.

 

 

 

 

HOPDEDİK

ARA-Sıra.

Bunalınca,

Ağlayınca,

Ya da sıkılınca

bir kaç fıkra

hayat verir insana.

Bir kilo pirzolaya

değerdir gülmek.

Allah düşmanımızı bile

ağlatmasın

Hep güldürsün.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 2602