Kıssadan-Hisse..

Kıssadan Hisseler insan yaşamında önemlidir.

Her kıssadan bir hisse çıkaran ise yaşamında mutu olur..

Gelin bugün bir kaç kıssadan,hisse çıkaralım ne dersiniz?.

**************

"Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethettikten sonra birçok şair, fethi ve Padişah’ı öven kasideler yazmışlardı.

Sultan da kendilerine bol bol hediyeler veriyordu.

Bir gün Anadolu’dan yeni gelmiş bir şair, şöyle bir beyit yazıp Sultan’a gönderdi:

“Devletli hünkarım, sabahınız hayır olsun,

Yediğin bal ile kaymak, güzergahın çayır olsun!”

Fatih Sultan Mehmet Han, bu şairi huzuruna davet ederek pek çok ihsanda bulundu. Yakınları merak ettiler:

“Efendimiz, bundan çok daha güzel kasidelere daha az hediyeler verdiniz. Bu cahilin iki satırına neden bu kadar kıymet verdiniz” diye sordular.

Fatih şu cevabı verdi:

“Bunu, hepsinden daha samimi bulduğum için...Adamcağız ömründe en lezzetli yiyecek olarak bal ile kaymağı biliyor.

En güzel yer olarak da çayırı...”

Yalaka ve yağdanlık gazetecilerin bu günkü konumuna ne demeli.

Bal ile kaymak ve çayır yerine..

Hanlar ve apartmanları yutanlar.

Son model otomobillerde hava atanlar.

Biryantin saçlılar.

Okuyun bu kıssayı,belki hisse çıkarırsınız..

****************

"Dördüncü Murad, içki ve tütün yasağı getirmiş, kendisini de denetliyordu.

Bir gün tebdil-i kıyafet ederek Edirnekapı dışında ışık görünen bir binaya girer.

İçeride tütün içilmektedir. Kahveciye sorar:

“Tütün içmenin yasak olduğunu bilmiyor musunuz?”

Kahveci cevap verir:

“Erenler, uzun etme, haydi sen de çek.”

Padişah, yine sert bir sesle çıkışır:

“Padişahın emirlerine karşı gelmenin ne demek olduğunu biliyor musun?”

Bu söz üzerine kahveci şüphelenmiş:

“Adınızı bağışlar mısınız?”

“Murad” cevabını alır, tekrar sorar:

“Sultanlığı da var mı?”

Padişah “Evet” deyince, kahveci boylu boyunca yere uzanır:

“Öyle ise buyurun cenaze namazına!...”

Bu günde cenaze namazı kılanlar var ama bir çoğu salt siyasete yaranmak için..

Yarın Allah katında verecekleri hesabı unutuyorlar.

Ne diyelim Allah affetsin..

****************

"Tıbbiye Nazırı iken ölen meşhur Marko Paşa’ya bir dostu sormuş:

“Paşa, kaç yaşındasınız?”

“Elli, elli beş, belki de altmış...”

“Nasıl? Yaşınızı bilmiyor musunuz? Olur mu bu?”

Marko Paşa:

“Ben paramı, malımı, gelirimi sayarım. Çünkü bunların çalınmak, kaybolmak ihtimali vardır.

Fakat senelerime kimsenin dokunamayacağını bildiğim için, onları saymak zahmetini adet edinmedim...”

Dolar ve euro sayanlar.

Sakın ha sakın ölmeyecekmiş gibi davranmayın.

Ölümü de göze alın..

Yaşamı da.

*******************

Haydi kalın sağlıcakla..

Her şey yüreğinize göre olsun..

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 436