KISSADAN - HİSSE.



KISSADAN - HİSSE.                       

Sinemadan çıkarken gördükleri Neyzen Tevfik´e sormuşlar:

"Filmi nasıl buldunuz?..

Neyzen Tevfik:

"Hayatın ta kendisi" diye yanıtlamış soruyu,

"Delikanlı önce kızı kurtardı, sonra da onu becerdi"

***                        

Körfez savaşı sırasında Tel Aviv´de alarm verilmiş.

İki komşu dükkân sahibi Mişon ile Salamon hemen dükkânlarından fırlayıp doğru sığınağa koşmaya başlamışlar.

Derken Mişon birdenbire durmuş. Salamon sormuş:                        

"Neden durdun?"                       

"Takma dişimi dükkânda unuttum da..."                       

"Yürü be" demiş Salamon, "Yukarıdan bomba atıyorlar be kuzum, sandviç değil..."                       

***

Bir dostu yağmurlu ve soğuk bir günde Temel´e misafirliğe gitmiş.

Misafir odasında hoşbeş ederken, bakmış Temel´in çocuğu balkonda ders çalışıyor.                        

Çocukcağız bir yandan önündeki kitabı anlamaya çalışıyor, bir yandan da titriyor.

Dostu hayretler içinde sormuş:

"Yahu bu çocuk neden dışarıda çalışıyor?"

"Herkes çociğini dişaruda okutayi" demiş Temel,

"Pen da o yüzden dişarida okitayrum..."

***

Ünlü İngiliz aktörü Peter Sellers´e evlilikle bekarlık arasındaki farkı sormuşlar.

"Evliliği şöyle bir kenara koyalım" demiş, sonra da eklemiş "Bekar adam Tanrının mutlu kuludur.

Sabahleyin uyandığında canı isterse yatağın sağ tarafından, istemezse sol tarafından da inebilir..."

***                       

Postacının her gün apartmanın altıncı katına çıktığını gören bir komşusu merak etmiş, o katta oturan Temel´e sormuş:

"Ula Temel, size çok mektup geliyor galiba?.."                        

Temel gülmüş:            

"Yok daa, postacı penu kizdurdu... Pen de oğa eziyet olsun diye her cun kendime mektup atayrum"

***

Su, kendine sırdaş arıyordu. Önce buluta verdi sırrını.

Ağır geldi sır buluta. Sağanak sağanak döktü suyun tüm sırlarını.

Sonra göle gitti su.                                

Ona anlattı derdini. Bu arada bulut suyun sırrını yağmur yapıp, dolu yapıp, kar yapıp savurduğu için, zaman zaman taşıyordu göl ve çıkıyordu suyun sırrı iyice açığa.

Sonra nehre verdi su sırrını.

Nehir de aldı suyun sırrını çekti gitti. Dereye verdi. Dere biraz daha yavaş olsa da nehirden, o da götürdü suyun sırrını bir başka bilinmeze.

Çağlayanlar, şelaleye akarsular.

Hepsi kayboluyordu bir anda. Sonra bir gün su takip etti dereyi.

Dereye okyanusa kavuşunca fark etti su, bütün sırlarının akarsularla, çağlayanlarla, ırmaklarla.

Okyanusa taşındığını. Karar verdi su. Sırrını okyanusa verecekti.

Öyle de yaptı zaten. Tüm sırlarını okyanusa verdi.

Artık suyun sırrını okyanustan başkası bilmiyordu. Ne taştı okyanus, ne bir  başkasına taşıdı suyun sırrını, ne de kurudu..

Geçenlerde karşılaştık suyla. Bir bardaktaydı. Suskundu. Çok uğraştım konuşturamadım.

Ben tam giderken " Dur !" dedi su. Durdum! " Okyanus yürekli dostlar bulmadan sakın konuşma!

Taşıyamazlar, kaldıramazlar senin yükünü, canını yakarlar, utandırırlar.." dedi.

*****

Haydi kalın sağlıcakla..

Her şey yüreğinize göre olsun..

 

 

 

 

HOPDEDİK

NASİHAT..

Nasihat mi?.

Yoksa müsipet mi?.

İnsanoğlu

yaşamadan

pek fark edemez

hayatı.

Onun için

kıssadan hikayeler

okumalı..

 

 

 

 

 

 

Anekdot..

Hayattan ne Öğrendim? Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum. Işığı gördüm, korktum.

Ağladım.

Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.

Karanlığı gördüm, korktum.

Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım

sevdiklerimi...

Ağladım.

* * *

Zamanı öğrendim. Yarıştım onunla...

Zamanla yarışılmayacağım, zamanla

barışılacağını, zamanla öğrendim...

* * *

İnsanı öğrendim.

Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu...

Sonra da her insanın içinde iyilik ve

kötülük bulunduğunu öğrendim.

* * *

Sevmeyi öğrendim. Sonra güvenmeyi...

Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu, sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu öğrendim.

. s& *  * "

İnsan tenini öğrendim.

Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu...

Sonra da ruhun aslında tenin üstünde

olduğunu öğrendim.

* * *

Ekmeği öğrendim.

Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini...

Sonra da ekmeği hakça üleşmenin, bolca

üretmek kadar önemli olduğunu öğrendim.

* * *

Gitmeyi öğrendim. -

Sonra dayanamayıp dönmeyi...       

-Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi...

* * *

Düşünmeyi öğrendim.

Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.

Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak

düşünmek olduğunu öğrendim.

* * * •

Gerçeği öğrendim bir gün... Ve gerçeğin acı olduğunu... Sonra dozunda acının, yemeğe olduğu

kadar hayata da lezzet kattığını öğrendim.

* * *

Her canlının ölümü tadacağını, ama sadece bazılarının hayatı tadacağını öğrendim. "

Yukarıdaki satırlar alıntıdır.. Yazarını bilmyorum.

Bilmiyorum ama neler öğrenmemiz gerek¬tiğine inandığım için sizlerle paylaşmayı yeğledim.

Haydi kalın sağlıcakla..

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 2165